Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
496
 

Final minal istemiyorum ben!

Final minal istemiyorum ben!
 

www.sekerclub.com


Milli takımımızın başarılı çeyrek final skoru magandaların skor tablosuna da yansıdı maalesef ve rekor kırmalarına çeyrek kaldı desek yeridir.

Hırvatistan’la oynanan maçın maganda skoru ‘’1 ölü, 12 yaralı’’

Ölen genç kız, evinin damında uyurken göğsüne kurşun isabet eden 16 yaşındaki Gülper Avcı. Yaralılar ise Adana’dan 2, Mersin’den 2, İstanbul’dan biri 9 yaşında toplam 3 kişi, Gaziantep’ten ise 5 kişi. Hatta bir de Bursa’da benzin istasyonunda gürültü sebebiyle çıkan kavgada yaşamını yitiren 23 yaşındaki Öner Dündargül’ de eklersek, ölenlerin sayısı ikiye yükseliyor.

Tabii bunlar gazete sayfalarına yansıyanlar. Ya bilmediklerimiz?!! Ya haber kayıtlarına geçmemiş olanlar?

Eminim ki bu sayı görünenden çok daha fazla ve bu sadece yarı finale çıkmış olmanın zafer sarhoşluğu (!) ile karşımıza çıkan tablo.

Maazallah Almanları da yenip finale çıkarsak ne olacak? Başarı arttıkça ölen ve yaralananların sayıları da mı artacak?

Magandalar magandalıklarını ve (affınıza sığınarak söylüyorum) ayılıklarını bırakmadıkları sürece öyle olacak gibi görünüyor.

Maç sonunda spikerler kendini ne kadar parçalarsa parçalasınlar, ekranlardan ve gazete köşelerinden bu ayılara ne kadar çağrı yapılırsa yapılsın fark etmeyecek bence.

Ayı derken, aslında doğanın parçası gerçek ayıları incitmiş olmaktan ve magandalara ‘’ayı’’ diyerek masum gerçek ayılara hakaret ediyor olmaktan ürküyorum. (Ve beni anlamayacaklarını bilsem de, siz sevgili okurların nezdinde bu magandalara ayı dediğim için, gerçek ayılardan özür diliyorum.)

Bir yazımda çocukluğumdaki yoğurt satıcılarını özlediğimden bahsederken, zavallı dansçı ayılardan da söz etmiş ve onları özlemediğimi ifade ederek demiştim ki:

‘’ Düşünüyorum da, o ayı gibi görünen ama insan gibi davranan ayıları aramıyor oluşumun sebebi, belki de insan gibi görünen ama ayı gibi davranan birilerinin çoğalmış olmasından olabilir mi?!! Hem bu yeni nesil ayılar(!) kızgın saçlar üstünde kendi ayaklarının yanması pahasına dans öğrenmeden, kendi keyifleri keka vaziyette, içgüdüsel olarak kıvrak danslar sergiliyorlar. Kendi ayaklarını yakıp başkalarını eğlendirmiyorlar ama kendileri eğlenirken(!) başkalarının canlarını yakıyorlar! Kına gecelerinde, düğünlerde, galibiyetle biten maç sonralarında, hatta ve hatta artık ‘’ramazan geldi diye’’ bile sevinçle dans edip eğlenirken(!) ellerindeki silahlarla çok canlar yakıyorlar.

Evet evet! Kesinlikle karar verdim ki, çocukluğumdaki kaymaklı yoğurtlarımla birlikte hayatım da daha lezzetiymiş. Tadından yenmiyormuş hatta. Ve çocukluğumdaki dansçı ayılar, bugünkü burnu halkasız ayılardan da çok ama çok daha az tehlikeliymiş!’’

Bunu yapanlar ayı olamazlar ve hayvan demek onlara iltifat, zavallı, hiçbir günahı olmayan hayvancıklara da hakaret oluyor aslında!

Bunlar bence ‘’ne idüğü belirsiz yaratıklar’’…

İnsan değiller, onu anladık!
Çünkü konuşulanları anlayamıyorlar!
Gözleri görmüyor, hiçbir şeyden ders almıyorlar.
Kendilerinin birkaç saniyelik sevinçleri (!), tek günahı bu garip yaratıkların yakınında bulunmak olan masum insanların ‘’ömür boyu üzüntüleri’’ oluyor.
Ve ne yazık ki insan görünümlü bu ucubeler, bu basit denklemi bile çözemeyecek kadar beyinsizler!

Bu nasıl bir sevinme biçimidir anlayanınız var mı Allah aşkına? Nasıl bir hazdır bu? Nasıl bir tatmindir?!!
Saniye bile diyemeyeceğim, o kısacık ‘’anda’’ parmaklarının tetiğe basıyor olmaları bir çeşit orgazm falan mı yaşatıyor acaba bu yaratıklara?

Ben korkuyorum arkadaşlar!
Bu anormal yaratıkların anormal tatmin biçimleri beni çok korkutuyor.
Finale yükselirsek, bu başarının milli yaratıklarımıza afrodizyak etkisi yapmasından ürküyorum! Ya daha fazla orgazm olmak için daha çok basarlarsa tetiğe!

N’olur Almanları yenmeyin çocuklar!
Nolur çıkmayalım finale!
Kutlama yapmayı öğrenemedik ama kutlama yerine yas tutmayı çok iyi öğreneceğiz bu gidişle!


Not: Yoğurt satıcıları ve dansçı ayılarla ilgili yazı; http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=8271

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili leyla gerçekten çok doğru söyledin.. Bu kupada ki galibiyetler halkımıza ilaç gibi geldi ama, bazı yaratıklarında silahlarla kendilerini tatmin etmek için günahsız insanları katletmesine de dur demek gerek..yazık ya, günah be.. inşallah Almanları hem eler hemde sevincimizi silahsız kutlarız..sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 24.06.2008 17:52
Cevap :
Her seferinde ''İnşallah'' diyoruz dostum ama ben, galibiyet durumumuzdaki patırtıları şimdiden duyar gibi oluyorum havada... Maçta bu akşam galiba değil mi? :(((((((  24.06.2008 21:51
 

sevinç ve silah nasıl aynı cümlede, bir hayata dair aynı karede yer alabiliyor anlamıyorum...

beenmaya 
 24.06.2008 10:09
Cevap :
Anlayabilene de aşk olsun zaten! Ama anlamak yaratıklara özgü bir nitelik olmasa gerek ki; bu milli yaratıklar anlama ihtiyacı falan hissetmiyorlar!  24.06.2008 16:36
 

Ne ilginç şu hayat... Uğruna yaşadığım hayattan geçeceğin ulusum, henüz bluğ çağında bir çocuk... Ve büyüyecek...büyüyecek...

yeşilsoğan 
 23.06.2008 20:52
Cevap :
Ve hayatta odun gibi yaşamayı felsefe edinenler; ya birilerini hayattan koparıyor, ya da ağaç olamadan fidelerin dalını budağını, gözünü koparıp atıyor! :(((  23.06.2008 21:51
 

"İnsan gibi sevinip insan gibi üzülmeyi" öğrenemedikten sonra ne desek boş! Hissettiklerinizi anlayabiliyorum.Esenkalın...

TEKBAŞINA 
 23.06.2008 18:41
Cevap :
Haklısınız! Anahtar kelime işte bu; ''insan gibi''... Var mı ötesi?..  23.06.2008 21:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2058
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster