Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '11

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
711
 

Futbolda şike operasyonu

Futbolda şike operasyonu
 

ŞİKE OPERASYONU


Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemiyorum. Zor bir yazı. Sonunda biri Kral Çıplak dedi. 

Türkiye’de bir Şike Operasyonu başlatıldı. Her şeyden önce bunun Federasyonun dahi haberi olmadan gerçekleştirilmesi başlı başına Federasyonun bu konulardaki işlevsizliğine dair çok ciddi bir göstergedir. Eğer yasa çıkartılmasa ve bu denetim Türkiye Futbol Federasyonuna bırakılsaydı yıllar yılı daha bu konuya kimse bu şekilde temas edemezdi düşüncesindeyim Ne kadar özerk olsa da TFF bir nevi hasta olduğunu dış dünyaya duyurmuştur. Yeni Başkan’ın bu noktada nasıl bir tutum sergileyeceği çok merak ediliyor. 

Aynı zamanda şunun da altını çizelim ki iddiaların yüzde beşi bile doğruysa Fedarasyon bu yıl belki Fenerbahçe’yi Eskişehirspor ya da Sivasspor’u görmezden gelmiştir ama biraz geriye gidersek Galatasaray’ı Beşiktaş’ı ve pek çok kulübü de aynı şekilde. Öyle veya böyle bu konunun üzerine Fedarasyonun dışında ‘artık’ kimi eylemler suç teşkil ettiği için devletin el atması işi bu noktaya getirdi. Devlet TFF’ye sen bu işin üstesinden gelemedin ve sana yardım elimi uzatıyorum dedi. İş eğer Türkiye Futbol Fedarasyonuna kalsaydı başındaki isimlerden bağımsız elli yıl daha kimse bir yaptırım uygulayamazdı zira kurumun oluş içeriği bakımından bunu başarmasına imkan yoktur. 

Şike ve Türk futbolu söz konusu olduğunda renklerin önemi yok arkadaşım. Her yerde ‘olabilir’. Sen taraftar olarak bunu bilemez ve temizliğini de iddia edemezsin. Geçmiş yıllar içerisinde kimi belgelere rağmen harekete geçmeyen bugün bu operasyondan haberi dahi olmayan Federasyondur. Şike ve Teşvik yasalar nezdinde suç olmadığından dolayı bugünkü soruşturmayı yürüten kurumun geçmişe yönelik bir çıkarım yapması mümkün değildi. 

Bugüne gelirsek ortada dönen pek çok dedikodu var. Başta Fenerbahçe olmak üzere Sivasspor ve Eskişehirspor’un Başkanından teknik adamından sportif direktörüne kadar pek çok kurum ve kişi henüz daha suç ispat edilmemiş olmasına rağmen aldıkları büyük yaralar söz konusu. Bunun adı “masumiyet karinesi”. Burada taraftarların talebi bu itibar zedelenmesinin varsa eğer karşılığı olacak suçun açığa çıkartılması olmalıdır ve fakat bizim ülkemizde şike öyle içselleştirilmiş ki mesele şikenin yapılmasından ya da varlığından ziyade şikeye yaptırım uygulanması olmuş. 

Yakın zamanda yaşadığımız Cemal Nalga, Gökdeniz Karadeniz, Arif Erdem vs. gibi olayları saniyelik hafızamız nedeni ile unutan ülkem vatandaşı elbette bunları da unutacaktır. Tek akılda kalan olaylar değil sonuçlar olacaktır. Ki tek şartla küme düşürülme gerçekleşmezse sonuç da ülkem vatandaşına göre gerçekleşmemiş kabul göreceğinden unutulacaktır. 

Adı geçenler arasındaki en büyük kurum olması nedeniyle Fenerbahçe özelinde bugün iki seçenek var: 

1- Fenerbahçe şike yapmıştır. 

2- Fenerbahçe şike yapmamıştır. Bununla ilgili herhangi bir yorum yazmayacağım çünkü bu hiçbirinizin ilgisini çekmez. 

Fenerbahçe şike yapmış ise hukuken ne olur şimdi onlara bakalım… 

Futbolda şike soruşturması kapsamında yapılan sorgular halen devam ederken, dava sonunda suç unsurunun çıkması durumunda Süper Ligde kulüpler küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. 

TCK VE TFF TALİMATLARI NE DİYOR? 

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla başlatılan şike operasyonu bu suçla ilgili kanunlarda yer alan yaptırımları da gündeme getirdi. 14 Nisan 2011'de yürürlüğe giren Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişiye 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Yasaya göre, şike suçu, spor kulübünün yönetim kurulu başkanı veya üyeleri tarafından ve suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse verilecek ceza oranı yarı oranında arttırılıyor. Buna göre, kulüp başkanları ve yönetim kurulu üyelerine 7.5 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilecek. Yasada yer alan "Şike ve Teşvik Primi'' başlığındaki 11. maddede "Belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi, 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kendisine menfaat temin edilen kişi de bu suçtan dolayı müşterek fail olarak cezalandırılır. Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur" deniliyor. 

Anayasa’da güvence altına alınan ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin gereği olarak sadece gerçek kişiler hakkında ceza yaptırımına hükmedilebilir. Tüzel kişilerin fiil ehliyeti, isnat yeteneği veya kusurundan bahsedilemeyeceği için işlenen bir suç nedeniyle tüzel kişiler hakkında cezai yaptırım uygulanamaz ve bunlar bir suçun faili olarak kabul edilemezler. Ancak bu durum, işlenen suç dolayısıyla tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri niteliğinde yaptırımlar uygulanmasına engel değildir. Çünkü tüzel kişiler toplum yaşantısına etki edebilecek faaliyette bulunabilir, mevzuata aykırı işlemlerle kazanımlara sahip olabilir ve kanunlara aykırı faaliyetlerin icrasında araç olarak kullanılabilirler. 

Bu kapsamda, 5237 sayılı TCK’nın 20. maddesinde ceza sorumluluğunun şahsiolduğu ve tüzel kişiler hakkında cezayaptırımı uygulanamayacağı hükmebağlanmış, ancak suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımların saklı olduğu belirtilmiştir. Bir başka anlatımla, işlenen suç dolayısıyla tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceği ve bu tedbirlerin bir ceza yaptırımı olmadığı TCK’da kabul edilmiştir. Ceza hukukunun alanı dışında, tüzel kişilere idari yaptırım niteliğinde para cezası da verilebilir. Ancak idari para cezası, bir güvenlik tedbiri olmayıp sadece idari bir işlemdir. 

Tüzel kişilere güvenlik tedbiri uygulanmasının amacı, herhangi bir suçtan yararlanan hiçbir kimsenin (gerçek-tüzel kişi) sorumluluktan kaçamamasını ve bu durumun yanlarına kâr olarak kalmamasını sağlamak, bu suretle gerçek kişilerin tüzel kişileri kullanıp suç işlemesini önleyerek toplumu suçtan korumaktır(2). 

III- ŞİRKETLER HAKKINDA GÜ-VENLİK TEDBİRİ UYGULAMASI 

TCK’nın “Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri” başlıklı 60. maddesinde; bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkumiyet halindeiznin iptaline karar verileceği, müsadere hükümlerinin yararına suç işlenen özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 

Bir suç nedeniyle şirketler hakkında uygulanacak güvenlik tedbirlerine, her suç bakımından değil, kanunda özel olarak belirtilen hallerde hükmedilebilir. Bu kural TCK’nın 60/IV. maddesinde, “Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla bir suçu düzenleyen kanun maddesinde tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmedileceği açıkça belirtilmedikçe, şirketler hakkında herhangi bir güvenlik tedbiri uygulanamaz. Öte yandan, şirketler hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilmesi için öncelikle bir suçun işlenmesi gereklidir. Suç niteliği taşımayan eylemler (örneğin kabahatler) dolayısıyla şirketlere güvenlik tedbiri uygulanmaz. 

Şirketler dahil tüzel kişiler hakkında hükmedilen güvenlik tedbir(ler)ine ilişkin ilam mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir ve infaz defterine kaydedilir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, güvenlik tedbirini içeren bu ilam, tedbirin niteliğine göre ilgili şirketin faaliyetine izni vermeye yetkili makamlara bildirilir. Bu makamlarca yargı kararının gereği yerine getirildikten sonra durum Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirilir ve ilam mahkemeye iade edilir (İnfaz Tüzüğü(3) md. 63). 

Yani Fenerbahçe Başkanı hakkında cezaya karar verilmesi durumunda Fenerbahçe Tüzel Kişiliği hakkında da güvenlik tedbiri uygulanabilir. Bu tedbirler iznin iptali, iznin askıya alınması v.s. örneklerle çeşitlendirilebilir. 

KÜME DÜŞME CEZASININ DAYANAĞI NEDİR? 

Ayrıca, şike ve teşvik primine karıştığı kanıtlanan kulüplere de Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Disiplin Talimatı'nın 55. maddesi gereğince küme düşme cezası veriliyor. Futbol Disiplin Talimatı'nın ''Müsabaka Sonucunu Etkileme'' başlığında yer alan 55. maddesinde şu yaptırımlar yer alıyor: "Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek veya buna teşebbüs etmek yasaktır. Bir futbolcuya veya kulübe teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır. Bu hükmü ihlal eden kişiler, bir yıldan üç yıla kadar müsabakalardan men veya hak mahrumiyeti cezasıyla; kulüpler ise küme düşürme cezasıyla cezalandırılır. İhlalin ağırlığına göre küme düşürme cezasına ek olarak puan indirme cezası da verilebilir. İhlalde sorumluluğu bulunan kişi veya kulüplere ayrıca para cezası verilir." 

TÜM BUNLARDAN SONRA NE YAŞANACAK? 

Futbol Federasyonunun Futbol Disiplin talimatının 55.maddesinde yer alan şikeye karışan takımlar küme düşürülür ve puan indirme cezasına tabi tutulurlar ifadesinin yer alması nedeniyle olaylara karışan takımların küme düşme tehlikesiyle karşı karşıya olacağı gün gibi ortaya çıktı. Başta Fenerbahçe olmak üzere isimleri şike ile anılan kulüplerin küme düşme olasılığı bulunuyor. Yargıdan çıkacak olan karara göre Futbol Federasyonu alacağı kararla Disiplin Talimatında yer alan 55.maddeyi uygulamakla yükümlü olan ter merci olarak görülüyor. Eğer Fenerbahçe'nin şike karşılığında maçların sonucuna etki ettiği ispatlanırsa Sarı Lacivertli takım küme düşürülme tehlikesini hissedecek kulüp olarak başı çekerken, Eskişehirspor'un ve Sivasspor'un da küme düşürülmeleri gündemde olacak. Başkanları tutuklanan Fenerbahçe ve Sivasspor’un küme düşürülme ihtimallarinin yüksek olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle çok aydınlatıcı bir yazı olmuş teşekkürler.ancak bense bugüngü şartlar dahilinde eslişehirsporun herhangi bir ceza alacağını zannetmiyorum çünkü kulübün tüzel kişiliğini temsil eden(kulubün kongresinde üyelerin oylarıyla seçilmiş)başkan ve yöneticilerinden hiçbiri sorgulanmamıştır dahi.FB,BJK ve sivasspor ise kulübün tüzel kişiliği bağlamında suçlanmaktadırlar suçları sabit görülürse kanunun anılan maddeleri uyarınca cezalandırılıp bir alt kümeye düşürülmeleri gerekir,eğer futbol marka değeri v.s gözlenerek bu olaylara musamaha gösterilirse zaten marka değeri esas bu şekilde kalmaz...selamlar...

ULUER KAPÇAK 
 15.07.2011 2:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 7544
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

Futbol ve hukuk yetenek ve kural birleşimi dev kurumlar. Alınan cezalar, kazanılan dava ve maçlar, k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster