Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
248
 

Gardırop Atatürkçülüğü, Salon Cumhuriyetçiliği!

Gardırop Atatürkçülüğü, Salon Cumhuriyetçiliği!
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM grubunda konuşurken, CHP zihniyetini Gardırop Atatürkçüsü ve Salon Cumhuriyetçisi olarak niteledi.

Cumhuriyetin 95.Yılını, Dünyanın en büyüğü olacak İstanbul Havalimanı'nın açılışıyla taçlandıran Başkan Erdoğan, bu açılışa uzak duran CHP'yi hedef aldı.

Aslında, bu tür tartışmalar yeni değil... Gardırop Atatürkçülğü tabiri de, daha ziyade devrimci Atatürkçülerin, Atatürkçülüğü kılık kıyafete indirgeyen jakobenler için yakıştırdığı söylemdi.

Salon Cumhuriyetçilği de benzeri anlam taşıyor... Cumhuriyeti, salonlarda Avrupai balolarla kutlayan, Cumhuriyetçilği Batı'dan devşirilmiş ritüellerden ibaret sayan zihniyet bu!

Yıllar sonra aynı tartışmanın siyasi gündemde yer alması, Türkiye'de bazı şeylerin kolay kolay değişmediğinin göstergesi...

Özellikle CHP gibi, kendisini Cumhuriyet'e ve Atatürk'e endekslemiş bir partinin, anakronik yapıya bürünmesi, Gardırop ve Salon tartışmalarını sürdürecek.

Burada asıl soru/n şu: Atatürkçülük gerçekte ne idi?

Şapka için devrim yapılan bir sistem mi, yoksa "muasır medeniyet" düzeyini aşmayı hedef alan bir manifesto mu?

Geçen yüz yılın başlarına baktığınız da hem Gardırop görüyorsunuz; hem Salon görüyorsunuz ama hem de muasır medeniyet ideali görüyorsunuz!

Şu farkla ki, Gardırop kendini hemen gösteriyor ama muasır medeniyeti aşma işi yıllarca sürecek bir çabanın eseri olacak.

Nietikim, kılık kıyafet hemen değişiyor... Bununla kalınmıyor  halkın "şapka" giymesi kanunla zorunlu hale getiriliyor... Uymayanlar, bunu şapka takmadıkları başlarıyla ödüyor!

Kuruluş yıllarında ideal olarak sunulan "muasır medeniyet" düzeyine ulaşmak-ki bundan Batının sanayi ve teknolojideki gelişmişliğini anlıyoruz- için çabalar var, ama arkası gelmiyor.

CHP Tek Particiliğinin hakim olduğu yıllar Gardırop ve Salon işleriyle geçiyor...

Muasır medeniyet idealinin hayata geçirilmesi çabası, Merhum Adnan Menderes gibi, sağ siyasetçilerin iktidara gelmesiyle hız kazanıyor.

Barajlar, santraller, yollar, köprüler ve nihayet metrolar, büyük havalimanları hep sağ iktidarların eseri olarak Cumhuriyeti muasır medeniyet düzeyine ulaştırma çabaları...

Bunlar olurken CHP'yi daima muhalif olarak görüyoruz!

Sağ iktidarların gelişmenin temel dinamikleri olan baraj, yol, iletişim gibi tüm yatırımlarına CHP karşı çıkıyor... Bazan, telefon tellerine konacak kuşların ölecek zannedilmesi, bazan ağaçların kesilmesi bahane olarak sunuluyor!

Cumhuriyet'i histerik bir kıskançlıkla sadece kendine ait gibi gören CHP zihniyeti, bunu kılık kıyafet hassasiyetinden ve Salonlar da Avrupai danslar etmekten öte götüremiyor!

Cumhuriyet 95. Yaşına eriştiğinde de aynı manzara ortaya çıktı:

Bir taraf İstanbul'da dünyanın en büyük havalimanının açılışını, bir "Zafer Anıtı" olarak Cumhuriyete armağan etti:

Bir taraf yine salonlarda vals yapıp, kılık kıyafet gösterisi yaptı!

Velhasılı kelam; bu ülkede bazı şeyler hiç değişmiyor!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle;benim gibi karşı düşüncede olan blog yazarlarından birinin bile yorum yapmamış olmasını hayretle karşıladığımı ifade etmek istiyorum. Bundan şunu anlıyorum.Burada herkes kendi düşüncesinde olan insanların yazılarını önemseyip onlara vakit harcıyor.Diğerlerini ya yok sayıyor ya da "kıymetli"vakitlerini böylesi tartışmalara ayırmaya gerek duymuyorlar. Şahsıma; size yaptığı yorumla cevap veren blog yazarının yorumu üzerine, araştırdım. Evet dedesinin ve çevresinin şapka olayları ile ilgili olarak çıkan olaylarda asılanların olduğunu anlattıklarından söz ediyor. Yazıyı dikkatli okuyunca bunların Atatürk ve devrimlere karşı olan "nurcu"kesim olduğunu anlıyoruz .Osmanlı padişahlarının onlarca yakınını "devletin bekası"nı bahane ederek bebekler de dahil acımasızca öldürdüklerini anımsayalım.Kürt isyanları sırasında da böylesi istenmeyen olayları biliyoruz. A.Topuz "gördüm ki şapka BAHANE EDİLMİŞ Atatürk'e karşı olanlar şapka giymeyeceğiz diye halkı tahrik etmiş" de diyor. NOKTA...

Nur Eşmeli 
 02.11.2018 13:34
Cevap :
Yorum yazma nezaketinde bulunan Ömer Faruk Beyi tanımam...Bir Blogdaşımız sonuçta... Osmanlının devletin bekası için hanedan içindeki öldürmeleri ile şapka takmayanı öldürmeyi kıyaslamanızın anlaşılir yanı yok..Osmanlının yaptığı-doğru veya yanlıs- bir fedakarlıkti...Öteki zulüm!!   02.11.2018 20:45
 

Merhaba. Adı geçen zatla ilgili şu bilgilere ulaştım.İstiklal mahkemesi tutanaklarında, bu kişinin kıyafet devrimine muhalif olmaktan dolayı yazdığı bir makale ile ilgili olarak tutuklanıp sonra serbest bırakıldığı yazıyormuş.Bu kişi Kurtuluş savaşı sırasında Teali İslam cemiyetini M.Sabri ile kurmuş. İngilizlerle iş birliği yapıp M.Kemal ve arkadaşlarının katli dinin gereğidir diye fetva vermiş.Daha önce de 1908 devrimi sırasında Mahmut Şevket Paşa'nın katli nedeni ile suçlanıp Sinop ceza evine sürgün edilmiş.M.Bardakçı ve İlber Ortaylı gibi tarihçilerin videolarını izledim.Şapka Kanununda illa şapka giyeceksiniz diye bir madde yokmuş.Başınıza illa bir şey giyecekseniz bu şapka olsun şeklinde bir emirmiş. Bir muhalif yazıda diyor ki şapka ile nasıl namaz kılalım. Hayret ki ne hayret.Zaten kapalı yere girince şapka çıkarılır.Nasıl istismar edildiğini buradan anlıyoruz.Atatürk'ün cenazesinde çarşaflı kadınlar görüyoruz.2.Dünya savaşına girmememiz Batı'ya karşı en büyük zaferdir.Saygılar

Nur Eşmeli 
 01.11.2018 14:13
Cevap :
Ömer Faruk Beyin yorumlarını okumanızi önereceğim Nur Hanım...Cevap o yorumlarda var...Selamlar  01.11.2018 22:43
 

Topuz, Şapka Devrimi’ni anlatmaya devam ediyor: “Atatürk Şapka Kanunu’nu çıkarıyor. Ancak büyük tepki verilen bölgelerden biri de Karadeniz oluyor. 15 Aralık 1925 günü halk, “Biz zorla şapka giymek istemiyoruz, sarığımız bize yeter!” diyerek Ulu Cami önünde toplanıyor. Uyarının dinlenmemesi üzerine jandarma bunlara ateş açıyor, 17 kişi ölüyor. Rizelilerin isyanı karşısında yeni Cumhuriyet hükümeti, donanmanın en büyük harp gemisi olan Hamidiye kruvazörünü Rize sahillerine gönderiyor. Ulu Cami’nin bulunduğu Bataniye yamaçlarını dövüyor. Sadece bir gün içinde 143 kişinin yargılama işlemi bitiriliyor. 14 kişi 15’er yıl, 22 kişi 10’ar yıl, 19 kişi de 5’er yıl kalebent denilen ağır hapis cezalarına çarptırılıyor.”Bu sadece bir yerde olan hadise,siz sadece 75 sayfalık devrim tarihi kitabını okur araştırma yapmazsanız böyle sorular sorarsınız.Rize'nin Hamidiye tarafından top ateşine tutulduğunu Devrim Tarihi kitapları yazmıyor maalesef,ama bunlar gerçek.

Ömer Faruk Sakarya 
 01.11.2018 12:55
Cevap :
Teşekkur ederim Omer Faruk bey.. Yorumlarınizla ilgili sözümü Nur Éşme hanıma yazacağim..Selamlarimla   01.11.2018 22:41
 

Size "Şapka giymedikleri için bunu başlarıyla ödediler"ifadenizin kaynağını soruyor.Ben kendisine naçizane ufak da olsa bir kaynak aktarıyorum,kaynağım Ali Topuz.Kim olduğunu anlatmama gerek yok,tanımıyorsa araştırıp kim olduğunu bulabilir.“Atatürk şapka isyanından bir yıl önce Rize’ye geliyor. O sırada müftülerden bir kısmı birleşerek Atatürk’e dilekçe vermişler, medreseleri tekrar aç diye. Atatürk de ‘Biz medreseler yerine okullar açacağız’ demiş. O tarihte medreselerde hocalık yapanlar askerlikten muaftı ve para alıyorlardı. Yaptığım incelemelerde gördüğüm kadarıyla orantısız ceza uygulamışlar. İdam cezalarının olmaması gerektiğini düşünüyorum. Şapka isyanında Rize’de 18 kişi asıldı. Evet, bir inkılap yapılmış, otorite sağlanması lazım ama bunun için idam cezasını kullanmak fevkalade yanlış olmuştur. Suç işlemişse ceza vermenin çeşitli yolları vardır, hürriyetleri tahdit edersin, ama canını almak olur mu? Hangi hakla alıyorsun canını? İstiklal Mahkemeleri’ndeki, Yassıada’daki idam cezaları insanlık adına savunulacak şeyler değildi. Keşke bunlar olmasaydı.”

Ömer Faruk Sakarya 
 01.11.2018 12:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1619
Toplam yorum
: 4208
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 795
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster