Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '13

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
250
 

Gazete mi, internet mi?

Gazete mi, internet mi?
 

Babam mütevazi memur aylığıyla geçinmeye çalışan, o kasabadan bu kasabaya sıklıkla atanan devlet memuruydu. Bu sınırlı aylığa rağmen her gün evimize iki gazete girerdi. Öyle belirli bir gazete değil de, genellikle isimleri değişen gazetelerdi bunlar. Ahmet Emin Yalman, Falih Rıfkı Atay, Ref’i Cevat Ulunay, Burhan Felek, Peyami Safa… gibi köşe yazarları ve edebiyatçıları öyle tanımaya, edebiyat dünyasına ilgi duymaya başlamıştım. Babamdan sonra her gün, bir veya iki gazete alma alışkanlığı bana da sirayet etti.

Geçenlerde hatırı sayılır bir dostum, artık gazete almadığını, bunun için boşuna para harcamadığını, haberler, yurdumuzda ve dünyada olup bitenleri internetten izlediğini söyleyince, şaşırmıştım. Gerçekten Sosyal medya dediğimiz fenomen, matbaabarda basılıp; büfelerden, bayilerden, semt bakkallarından edindiğimiz gazetenin yerini doldurabilir mi?

İnsan oğlu oldum olası, geçmişi tarihin derinliklerine kadar varan zaman içerisinde çevresinde, giderek dünyada olup bitenleri merak etmiştir. Bu merakı giderme bağlamında, Roma İmparatoru Julius Caesar halka önemli haberleri duyurmak amacıyla adına Acta Diurna denilen ve günlük resmi haberlerin sunulduğu taş tablet veya duvarlar kullanılırdı. Gazeteler giderek, yalnız haber duyurma amacıyla değil, köşe yazılarıyla, makaleleriyle, röportaj yazılarıyla, tefrika romanlarıyla, magazin sayfalarıyla, dizi-yazılarıyla… zengin bir içerik olgusunu günümüze taşımıştır.

Gazeteler günümüzde, sosyal, kültürel ve özellikle siyasal alanda kamuoyu oluşturan en önemli etkenlerden biri haline gelmiştir. Bunun için siyasi partiler gazetelerle ya içli-dışlı olmuş, ya da kavgalı bir sürecin etkin kanadı olagelmişlerdir. Özellikle iktidar partilerinin gazeteler üzerindeki ekonomik baskıları, kendilerine yalakalık sınırlarına kadar varan yandaş bir basın türü yaratmıştır. Oysa iktidarları eleştirmek, onlara muhalefet etmek gazetelerin doğasından kaynaklanan varlık nedenleridir.

Matbaa, icat edildikten yaklaşık iki yüz yıl sonra, ülkemize girmiştir. Bu zaman içerisinde, yazılı basın, ülkemizde batıya göre çok geç hayat bulmaya başlamıştır.

Bugünkü Resmi Gazete’nin yerini tutan Takvim-i Vekayi adlı gazete 11.Kasım.1831’de yayınlanmıştır. İlk özel gazete ise, Agah Efendi ve Şinasi tarafından 22.Ekim.1860’ta çıkarılan Tercüman-ı Ahval’dir.

Günümüzde gazeteler, çok büyük finansmanı gerektiren, bünyesinde yüzlerce yazar, çizer, teknik eleman ve personelin geçim kaynağı olan bir endüstri haline gelmiştir.

İnternet, yazılı basının yerini tutabilir mi? Elbette ki hayır. Gazete dediğin, sabah satın alınacak, evde önce baştan aşağı sayfalar harmanlanıp gözden geçirilecek, ilginizi çeken haberler, makale, köşe yazısı, dizi-yazılar… okunacaktır. İnternetin bilgisayar monitöründeki soğuk görüntüsü ile matbaadan yeni çıkmış gazete kağıdının o güzelim mürekkep kokusu bir olamaz.

Gazeteler, hala kamuoyu oluşturan en etkin iletişim araçlarıdır

Abdülkadir Güler, Esma KAHRAMAN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 190
Kayıt tarihi
: 19.04.13
 
 

Şanlıurfa Viranşehir doğumluyum. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü bitirdim. Çeşitli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster