Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
168
 

Gazze semalarında bir ateş

Gazze semalarında bir ateş
 

Karanlıktı her yer, gündüz semalarda gezinmesine rağmen… fakat… bir şeyler ters gidiyor olmalıydı… ve bu durum… aykırılıkların belirtilerinden sadece biriydi… güneş batıdan doğuyordu… ama doğmuyordu da… çünkü doğan güneş etrafı aydınlatmaya yetecek ışık saçamıyordu… ya da bu doğan şey, güneş değil miydi Gazze semalarında beliren?

Bu karanlığı birileri –İsrail- görmüş olacaktı ki… bu semaya bir ışık gerek dedi… ve durmaksızın ateşledi Gazze semalarını… aydınlanmıştı her yer… ışık belirivermişti semanın en ücra köşelerinde… ve o ışık semada kalmakla yetinmedi… düştü hızlıca yer yüzüne… girmeye başladı tenlerin içine… kan diye dolaştı günahsız bedenlerin atan damarlarında… gözler birden açılıverdi… derin acılar kuşattı bedenleri… bu dehşeti gören her göz… gözlerden kalbe akan her bir damla yaş ile yumuşattı hisleri… toprak ve bir damla sudan yaratılan insanın çatlamaya başladı her bir yeri… renk katmıştı şehrin her bölgesine İsrail askerleri… kan kırmızıydı şimdi her yer… boyanmıştı insanın elleri… yüzleri… ve gözleri… sükunet işitiyordu yerden semalara yükselen çığlık dolu sesleri…

Ne küçük kaldı… ne de büyük… ne coçuk kaldı… ne genç… ne de yaşlı… kurşunun olmayan adresi vurup da yaraladı… kırıp da kanattı biçare gönülleri… ne bir dur diyen oldu… ne de durduran… durmadı İsrail askerleri… vurdu geçti savunmasız bedenleri… her türlü kötülüğün esareti altında bırakarak insanları… zulmü kuşanıp da çıktı meydanlara zalimin erleri… yaşatmak yerine öldürüp durdu hep… oysa ki bilmezlerdi ki, asıl öldürdükleri kendi benlikleri idi…

Bu dünyanın adaleti bu yönde ilerliyordu hep… güçlü her daim güçsüzü yeniyor… ve kaybeden hep zayıflar oluyordu… oysaki bilmezler ki, zulme başvurdukları için… asıl aciz olan onlardır… ve bu dünya, her insanı barındaracak derecede büyüktü… fakat insanların küçük olan kalplerinde, birlikte… mutlu bir şekilde yaşamaya hiç ama hiç yer yoktu… çünkü…

‘‘İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.’’hadis-i şerifinde belirtilen durum yaşanıyordu insanoğlu var olduğundan bu yana… ve uyanmak bilmiyordu bir türlü… bir çıkar peşine takılıp giden insan topluluğu en büyük zulümleri hep kendine ediyordu fani olan şu dünyada… uyandırılmıyordu da… derin bir gafletin içinden çıkacak gücü kendinde bulamıyordu… ve var olmak uğruna hep ama hep yok ediyordu… ve asıl olarak var olmanın yok etmek olmadığını bilmiyorlardı da…

Koca bir dünyayı dolduran insan alemi uyuyordu anlaşılan… uyuyordu ki, kimse bu zulme ses çıkarmıyordu… oysaki, bu sessizlik de yapılan bu zulümlere bir katkıydı… zımni bir şekilde… dolaylı da olsa bu yapılanları onaylamaktı…

Düşündüklerimiz hep aynı şeyleri söyler… Daha az yoksulluk, refah, huzur, mutluluk, adalet, eşitlik, barış, vs… Lakin yaptıklarımız düşüncelerimizle çeliştiğimizin en büyük kanıtıdır… Sonuç; daha fazla yoksullk, daha fazla açlık, daha fazla gözyaşı, mutsuzluk, adaletsizlik, eşitsizlik, savaş, vs… Bizler insan olarak, nasıl görmek istediysek yaşananlara öyle baktık her zaman… Bundan dolayıdır ki, fıtrat-ı insaniye gereği mutat görünen sonuçlara ulaşıp görmek istediğimiz çıkıp durdu karşımıza … ve gördüklerimizle adaletsizliği inşa ettiğimiz bir dünya yarattık düşüncelerimizde… bunun bir parçası olarak adaletinden her daim sual olunan bir hayat yaşadık dünden bugüne…

Oysaki adaletinden sual olunmayan Allah, indirmiş olduğu Kur’an-ı Kerim’de İbrahim Suresi’nin 42. ayetinde şöyle der: ‘‘Ve Allah’ı, zalimlerin yaptığı şeylerden gafil sanma. Sadece onları, gözlerin dehşetten açılacağı güne tehir eder.’’

Kıyamet içimizde kopacak kadar yakınken… duymalı Gazze semalarında yankılanan çığlıkları… paylaşmalı yaşanan her acıyı… insanlığı diri tutmalı… ve var olmak için yaşamalı… yaşatmalı… uyanmalı ölmeyi beklemeden… ve tüm bu olanlara insan olarak dur de(n)meli…

* * *

Geçmişten bu yana, ruhtan ayrı olarak dermeyan edilmeyen bir nağmedir koca bir ömrün her anına sığdırmaya çalıştığımız… Yer ile gök arasında, illetten mücerret bir şekilde arayıp da bulamadığımız bir hayattır yaşamaya çalıştığımız…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1385
Kayıt tarihi
: 24.06.11
 
 

Çukurova Üniversitesi Maliye Bölümü mezunuyum. 8 Nisan 1987 doğumluyum ve Adana'da Seyhan ilçesin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster