Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1047
 

Gerçek ile fantezi arasında: Türkiye’nin Ergenekon soruşturması

Gerçek ile fantezi arasında: Türkiye’nin Ergenekon soruşturması
 

Gareth H. Jenkins’in adını duyduğunuzda şöyle bir düşünmeniz gerekir. Çünkü o tam anlamıyla bir Türkiye uzmanıdır. Türkiye’yi çok iyi bildiği gibi Türkçeye de hâkimdir. Bunda 1989 yılından beri İstanbul’da yaşıyor olmasının yanı sıra, sırasıyla bizim dahi bilmediğimiz tüm kentlerimizi sokaklarına varıncaya dek arşınlaması ve özellikle Orta Doğu üzerine araştırmaya yönelik çalışmalarıyla kendini kanıtlaması uzmanlığının pekişmesinde ana unsurlardır.

Türkiye’ye akredite bir İngiliz gazeteci-yazar olarak İngiliz The Sunday Times ve Mısırlı El Ahram gazetesi başta olmak üzere çeşitli yayın organlarına yazılar yazan Jenkins, ayrıca International Institute for Strategic Studies’ta yayımlanan makaleleri ve The Economist Intelligence Unit tarafından basılan kitaplarıyla da tanınmaktadır. Genellikle askeri, güvenlik ve istihbarat konularında yazan basın mensubu, aynı zamanda gazeteciliğinin yanı sıra bu hususlarda çeşitli yayın kuruluşlarına da danışmanlık yapmaktadır.

Modern Türkiye tarihi türünde tanımlayabileceğimiz “<ı>Political İslam in Turkey: Running West, Heading East” ve “<ı>Context and Circumstance: Turkish Military and Politics” isimli kitapları Palgrave yayınevi tarafından yayımlanmış tanınmış kitaplarından ikisidir.

Ama bizim konumuz onun yayımladığı kitaplar veya yaptığı araştırmalar değil, ABD <ı>(<ı>JOHNS Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu)ve İsviçreli <ı>(<ı>Güvenlik ve Kalkınma Politikaları Enstitüsü) iki araştırma kuruluşu için hazırladığı ve “<ı>Gerçek ile Fantezi Arasında: Türkiye’nin Ergenekon Soruşturması” başlıklı, Türkiye’de fazla olmasa da, yurt dışında büyük ses getiren çalışmasıdır. Jenkins, yukarıda belirtilen kuruluşlar için satır satır okuduğu 2500 sayfalık birinci ve ikinci Ergenekon iddianamesinden yola çıkarak 83 sayfalık bir rapor hazırlamıştır.

Bu raporun, Türklerin hazırladığı yazıları yanlı bulan birçok yabancı diplomat tarafından en tarafsız analiz olarak nitelendirildiği iddia edilmektedir. Raporda yer alan başlıklar verildiğinde içeriğinin ne denli kapsamlı ve sarsıcı olduğu hemen anlaşılacaktır.

<ı>Ümraniye’de küçük bir ev, <ı>Komployu güçlendirme, Ergenekon adı, İntikam ve Panik arasında: Ak Parti’nin kapatma davası etkileri, Müslüman ofis boydan sürgündeki hahama: Tuncay Güney’in garip hikâyesi, İlk iddianame, Ağı genişletme, İkinci İddianame, Komplo çok ileride.

Jenkins’e göre ilk iki iddianamede yer alan suçlamalar, soruşturmanın boyutu kadar hırslı, belki bu yüzden Türk halkı ikiye bölünmüş bir halde davanın seyrini azalan bir merakla izliyor. Ancak telefon dinlemeleriyle yaratılan korku iklimi ile soruşturmadaki hatalar ve davanın büyüklüğü, suçluları cezalandırılma fırsatının kaçmasına neden olmuş.

Öte yandan bazı yayın kuruluşlarının, AKP ile bağlantısı olduğu iddia edilen Deniz Fenerindeki suiistimalleri yayınlarıyla öne çıkarması ve bizzat Sayın Başbakanın bu gazetelerin alınmamasını destekçilerinden istemesi yine Jenkins’e göre davanın seyri ve ülkedeki siyasi iklimin durumunun ne olduğu üzerine bilgi verebilmektedir. Dolayısıyla raporunda, Doğan grubuna 525 milyon dolar ceza kesilmesini, bir üst düzey yöneticisinin Ergenekon’la bağlantılı olduğu şüphesiyle gözaltına alınmasını ve grubun devlet ihalelerine girmesinin bir yıllığına yasaklanmasını Ergenekon soruşturmasıyla ilişkilendiriyor.

Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarının Cumhuriyet Gazetesine atılanlarla seri numaralarının tuttuğunun ileri sürülmesinin yanıltıcı olduğunu iddia eden Jenkins, MKE yapımı el bombası ve fitillerdeki numaraların, bombanın tipini ve yaklaşık üretim tarihini belirttiğini, numaraların ardışık olmadığını, dolayısıyla bu numaralarının bombalama olayını ne kanıtladığını ve ne de çürüttüğünü belirtiyor.

Yabancı bir gazeteciden iddianamenin iyi hazırlanmadığını duymak son derece normaldir. Ama içeriğiyle birlikte Türkçesinin de kötü olduğunu duymak, pek rastlanılan bir durum değildir. Raporunda iddianame hazırlanırken savsaklama ve aceleciliğe vurgu yapan yazar, bu konuda suçlamasının <ı>bir cümlesin 8, 5 sayfa sürdüğünü belirttiği Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu örneğini vermiştir.

İngiliz gazeteci Gareth Jenkins raporunda bolca Türkçe bilgisi üzerinde durmuştur. Ona göre örneğin Tuncay Güney’in Türkçesi, evinde ele geçirilen belgeleri yazmaya yeterli değil. Zaten Güney’in evinde ele geçirilen belgeler, güncel veya geçmişten çok gelecek senaryolarını tanımlıyor ki bu belgelerin daha da gelişmiş ve gerçekleşmesi imkânsız olanlarına internet ortamında rastlamak mümkündür.

Basın mensubunun başından itibaren Ergenekon soruşturmasının doğruluk payı taşıdığını düşündüğünü, yazı ve konuşmalarında da bu durumu deklare ettiğini biliyoruz. Hatta daha da ileri giderek, geçmişte gizli operasyon yapanların, bu kez hükümeti istikrarsızlığa sürüklemek için örgüt oluşturduklarına inandığını da belirtmişti. Bugün ise ona göre, soruşturmanın kapsamının organize bir suç örgütüne yönelik olmaktan çok hükümet muhaliflerini, özellikle de laiklik konusunda katı fikirleri olanları kapsaması, davanın her yeni dalgayla birlikte asıl odaktan giderek uzaklaşmasına neden olmuştur.

Raporunda çelişkileri de ortaya koyan Gareth, pek çok söylentiye dayanan suçlamalar sebebiyle olmadık durumlarla da karşılaşılabilindiğini iddia ediyor. Ergenekon örgütüyle bağlantısı kurulan emekli General Şener Eruygur’un, iddianamenin 400'lü sayfalarında, örgütün öldürmeyi planladığı kişiler arasında sayılması örneğini vererek bu çelişkilerden birini ortaya koyuyor.

Gazeteciye göre, mantığı gereği çok küçük gruplardan oluşan ve yaptıkları işler de büyük bir gizlilik içinde gerçekleşmesi gereken örgütteki isimler tanınan, bilinen, üst düzey, bu tip gizli örgütlenmeler içinde yer almaları ya da liderliği yürütmelerine gerek olmayan isimlerdir. Dolayısıyla, bu noktadan yola çıkan yazar, BBC’de verdiği röportajında iddialara göre ortada pek çok lider var ama sözü edilen bombalamaları, suikastları yapacak kadrolar yok demiştir.

Kaynaklar:

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 669
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1554
Kayıt tarihi
: 10.03.08
 
 

Basınla ilgili bir kuruluşda çalışmaktayım. Uzun yıllar basınla ilgili konularda danışmanlık yapt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster