Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '11

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
434
 

Gerçek ve doğru

Gerçek ve doğru
 

 Doğru yolda giden bir kamplumbağa, yanlış yoldan giden yarış atını geçer./Smiles

Gerçek, yalanın karşıtıdır.

Doğru, yanlışın karşıtıdır.

Yalan ve yanlış gerçekle aydınlanır. Gerçeğe, doğru ile varılır, yalan ve yanlışla değil.

Toplumların, insanların yaşamında; maddenin, nesnenin üretiminden tutun, sonsuz ve sürekli bir sevginin, barışın, kardeşliğin, mutluluğun üretimine ve korunmasına değin olmazsa olmaz iki temel yönelim, iki temel olgu, iki temel direk vardır ; gerçek ve doğru.

Yalanın ve yanlışın yaygınlaştığı anlarda anlaşılmalıdır ki, gerçek ve doğur gizlenmektedir.

Yalan, gerçeğe göre yalandır; yanlış doğruya göre yanlıştır.

Gerçeği sunmalı ki, ona varmalı ki, yalan aydınlansın, yanlış kavransın.

Gerçeğin üretimiyle sorumlu olanlar kadar, yalanın ve yanlışın üretiminden sorumlu olanlarda vardır. Zaten, tarih gerçekle yalanın çatışmasıyla gelişmiştir ve doğru ile yanlışın.

Yaşamı, yalan üretenlere, yanlışı yayanlara bırakmamak gerek.

Onların yalanlarını, gerçeğin gücüyle, güzelliğiyle alt etmeliyiz.

Geleceğimiz, gerçeğin güçlü, yalanın zayıf olmasına göre biçimlenecektir.

Gerçek bilinmez ise, yalanın yalan olduğu da bilinemez. Bizler yalanı gerçek olarak yaşama yanılsamasına düşebiliriz, düşüyoruz da.

Tekelleşmiş holding basını yalan üretiyor; yalan üretmesinin temel gerekçesi gerçeğin gizlenmesidir.

Gerçek nedir? Gerçek, holding basınının ülkemiz ve insanımız, üretimimiz ve geleceğimiz pahasına bizi yanlışlara sürüklemesidir. Diğer bir deyişle, yalana ve yanlışa boğulduğumuz bir dönem yaşıyoruz. Tekelleşmiş holding basını, bizi, ülkemizi, halkımızı, geleceğimizi satıyor. Karşılığını doğaldır ki alıyor; çıkarı, gerçekten yana olanın da bir karşılığı olmalı.

Yalanın karanlığını, gerçeğin aydınlığıyla aydınlatmaya; yanlışı doğrunun sesi, sözü ile görmeye çalışacaktır.

Nasıl mı?

Bilimin yöntemi ile..

Sorun, yanlışın ve yalanın “kaynağını” görmektir; dünyada, türkiyede, köyde, mahallede, sokakta, işte…

Görmek; yalanı yayanla; yanlışı üreteni görmekle sınırlı değildir.

Onlar görevlidir, sorun; yanlış ve yalanın ne bir görev üstlendiğini bilmekten geçer.

Bilmek te budur zaten; yalan ve yanlışın altındaki “ilişkiyi ve çelişkiyi” görebilmek.

Görünen ilişki ve çelişkiyi, soyutlayabilmek, soyutlanmışı tekrar somutlamak.

Bu, ülkemizden/kentimizden dünyaya ilişkilerle ulaşmak, dünyadan ülkemize/kentimize dönebilmektir. Gerçek, somuttur. Gerçeğe anlama süreci, soyuttur.

Anlarken soyutlayıp, açıklarken somutlamamız gerek.

Somutumuz ülkemizdir.

Acılarımızı aşmak, gerçekle, gerçeği kavramak, gerçeğe göre doğru davranmakla olasıdır. Umutla, ümitle değil. Bu da bilimdir. Eğer bilim, ümit ile olsaydı, dünyadaki bütün insanlar alim olurdu,” demiştir Hz. Ali

Son olarak ve şimdiden söyleyelim ki, bugün yalanın, uyutmanın ve yanlışın temel kaynağı ABD ve Avrupadır, ülkemizdeki yayıcıları ise öncelikle bu güçlerle çıkarbirliği içinde olan sermaye ve onun hizmetindeki siyasal iktidarlar ve holding basını yazıcılarıdır.Bu bir gerçektir. Diğer gerçek, bu işbirlikçi, uşak yazıcıların yaydıkları yalanı dağıtarak gerçeğe ulaşabileceğimiz gerçeğidir.

Ve gerçek bütündür, bu köşe, asla ayrıntıyı gerçek ve bütün olarak ele alarak gerçeğin görünmesini önleme yöntemini uygulamayacaktır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Genelde yazınızı beğendim ama yazının sonunda ifade ettiğiniz "yalanın ve yanlışın ABD ve Avrupa" olduğu varsayımınızın gerekçesini anlayamadım. Biz neyin gerçek ve neyin doğru olduğunu anlattık da ABD ve Avrupa anlamadı demek mi istediniz? Bizde zamanında İstanbul'u fethedip, Viyana kapılarında yeterince dehşet saçmadık mı? Adamlar bizi bilimle geçtilerse bu onların mı yoksa bizim mi suçumuz? Bence başkalarını eleştirmeden, suçlamadan önce kendimizi sorgulamamız gerekir, diye düşünüyorum. Sevgiler ve selamlar

Mustafa Atilla 
 10.10.2011 13:14
 

Genelde yazınızı beğendim ama yazının sonunda ifade ettiğiniz "yalanın ve yanlışın ABD ve Avrupa" olduğu varsayımınızın gerekçesini anlayamadım. Biz neyin gerçek ve neyin doğru olduğunu anlattık da ABD ve Avrupa anlamadı demek mi istediniz? Bizde zamanında İstanbul'u fethedip, Viyana kapılarında yeterince dehşet saçmadık mı? Adamlar bizi bilimle geçtilerse bu onların mı yoksa bizim mi suçumuz? Bence başkalarını eleştirmeden, suçlamadan önce kendimizi sorgulamamız gerekir, diye düşünüyorum. Sevgiler ve selamlar

Mustafa Atilla 
 10.10.2011 13:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 425
Kayıt tarihi
: 26.08.11
 
 

"Ya Bilim ya da Kaos ve Ölüm" Türkçe, dil, dilbilim, dil eğitimi çalışma alanlarımdır. Eğitim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster