Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '16

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
91
 

Germinal- Emile Zola ya da Soma

Germinal- Emile Zola ya da Soma
 

Emile Zola’nın maden işçilerinin dramını anlattığı eşsiz eseri “Germinal” ı okurken öylesine etkilenmiştim ki, 610 sayfalık bu kitabı elime aldığım zaman, ara  vermeden okuyabildiğim kadar okumaya çalışıyordum. Bu kalın kitabı bir kerede okumak zaten mümkün değildi. Günde ortalama 60 sayfa okuyabiliyordum iyice anlayabilmek için. Keşke daha hızlı okuyabilsem diye can atıyordum. Çünkü okumaya başlayınca sanki maden işçileriyle birlikte ben de madene giriyordum, orada yaşananları yaşıyordum ve okumaya ara verdiğim zaman da onlarla beraber kan ter içinde, yüzüm gözüm kömür karası içinde günyüzüne çıkıyor gibiydim. Kitabı bitirene kadar her okuyuşumda  ve okumaya her ara verişimde  aynı duyguları yaşadım ve inanılmaz etkilendim.

1850’lerde Fransa’nın Montsou kasabasında bir maden ocağında çalışan insanların her gün saatlerce yeraltında “günışığı” görmeden mezara benzer dehlizlerdeki çalışma koşulları, ailece çoluk çocuk çalıştıkları halde hepsinin kazandıkları gelirin boğazlarına bile yetmediği aç sefil yaşamları öyle ustaca anlatılıyordu ki okuyanın kendini bir maden işçisi sanmaması olanaksızdı. Meydana gelen göçükler, patlamalar ve yangınlarda yüzlerce işçinin ölümü sonrası, insanların çaresizlik içinde birkaç gün sonra yine buralarda çalışmaya devam etmesi ve bunun yüzyıllarca devam etmesi…

Sadece insanların durumu değil, madende çalıştırılan hayvanların bile acınası  halleri insanın yüreğini burkuyordu. Hele madende çalıştırılmak üzere bir beygirin yerin altına indirilişinin anlatımında içim nasıl acıdı bilemezsiniz. Madende çalıştırılmak için yeraltına indirilen beygirler artık bir daha yeryüzüne çıkamadan orada ölürlermiş. Bir daha “günışığı” göremeden karanlık bir yaşam sürdürecek ve ölecekti.

Soma’daki maden kazasını öğrenince birden kendimi madenin içinde, yerin yüzlerce metre dibinde hissettim. Evine ekmek götürmek için günde 8 saat bu mezarlarda, karanlıkta çalışanların hissettiklerini yaşamayanlar bilebilir mi? Her gün ölmeden mezara girip saatlerce ışıksız kalabilmek ne demektir bilen var mıdır?

Ateş düştüğü yeri yakıyor ve bugün demeçler verenler, üç beş gün sonra kendi mutlu yaşamlarına dönecekler ve onlara göre yaşam devam edecek ama işçileri evlerindeki acı ve hüzün hiç bitmeyecektir.

Bu kadar zor koşullar altında çalışanlara ayda ortalama 1.300 lira ödemek, çalışma güvencesi vermemek, her an işten kovulmak tehdidi altında çalıştırmak, haklarını hukuklarını korumamak ve hele de çalışma koşullarını güven altına almadan onları ölüme terk etmek, denetleme yapmamak, göstermelik denetim yapanlara göz yummak nasıl bir insanlık halidir? İnsanlık hali değilse hangi yaratığın halidir? Gece yatarken uykuları bölünür mü? Rüyalarına korkunç yaratıklar girer mi? Sabah kalktıklarında yüzleri nasıldır? Yüzlerine tükürecek suratları var mıdır? Öldüklerinde toprak kabul eder mi yoksa kusar mı ? Allah belalarını verir mi? Verirse ne zaman verir çok merak ediyorum !

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 1089
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 1067
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

1956 Sarıkamış Kars doğumluyum. 6 şiir kitabım ve 2 deneme kitabım var. son kitaplarımı B..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster