Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1242
 

Gittiğin gün unutacağım seni

Gittiğin gün unutacağım seni
 

Zamanı şaşırmış, kanepeme uzanmış, sigara dumanıyla oynaşıyordum. Mahpus durgunluğuna mahkum sıradan bir geç geceydi. Küf kokuyordu sokak, pencere açıktı ve üstüme sindi. Ağlayınca çıkar diye çok üstünde durmadım. Sadece gizli bir savaşa giriştim sokakla. Onun küf kokusuna karşı benim sigara kokum. Kazansın ve sarsın istiyordum beni. Her yanımı sarsın ve teslim alsın. Teslim olmanın kokusuna bırakmak istiyordum kendimi. Sonra bir rüzgar geldi dağıttı tüm kokuları. Sokakla ben, yara bere içinde birbirimize tutunduk.

Bütün dünyanın uyuduğunu düşündürecek kadar sessizken gece, telefonum çaldı. Kendi kendime konuşmayı bırakıp telefonu bakmadan açtım. Kimin aradığını bilmenin huzursuzluğuyla bir süre daldım. Tekrar çıktığımda sessizliği bozmak için çırpınıyorduk ikimizde. Sinir bozucuydu çünkü ve ben sokakla birlikte pansumana gidecektim. Birşeyler söylemeye çalıştım ama o daha çabuk davrandı.

"Gittiğin gün unutacağım seni. Herşeyi. Her söylediğini, yaptığımız herşeyi."

"Neden?" dedim.

"Haketmiyorsun çünkü hatırlanmayı."

Hakettiğimi yaşadığımı bilmiyordu. Ben de söylemedim. Artık hüzün istemiyordu hayatında. İstedikleri olmuyordu kimsenin. Bir küf kokusunu bile koruyamıyordu sokak. Rüzgar-1 Sokak-0. Taşlı toprak sahada çıplak ayak koşuyorduk en azından bir puan için. Ama berabere bitmiyordu hiçbir maç. Birilerinin bir yerlerinin kanadığı yerde atılan golün önemi kalmıyordu çünkü. Sessizliği yırtıp bir ses, "herşeyi unutacağını" söylüyordu. En karanlık gecelerde terimiz birbirine karışmışken, kokusu omzuma işlenmişken, birisi "herşeyi unutacağını" söylüyordu.

Ben sarsın istiyordum beni. Her yanımı sarsın ve teslim alsın. Teslim olmanın kokusuna bırakmak istiyordum kendimi. Sonra bir rüzgar geliyordu ve dağıtıyordu herşeyi. O unutarak kurtuluyor, ben küf kokmaya başlıyordum.
Kapatıp telefonu aynı tiz sessizliğe bıraktığında beni, bir şiire sarıldım. Hiç değilse rüzgara karşı savaşmak için kakltım bir sigara daha yaktım...

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
En görkemli saatinde yıldız alacasının
Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın
Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum onu çok arıyorum
Her yerimde vücudumun ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan
Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu
Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş
Tedirgin gülümser
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili *

* Attila İlhan- Ayrılık Sevdaya Dahil

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bitmiyor ki gitti mi! Öyle hemen Silinmiyor izler, kokular, renkler...Dün "biz"olmanın gücünü bilen bugün tek olmanın sert ve can yakıcı gerçeğini kavrayamıyor. Zaman küçük bir yarabandı olarak kalıyor uzun bir süre. Zaman yarayı saramıyor... Ayrılanlar sevgiliyken hala, ayrılık daha bir ağırlaşıyor...

Tülay TERZİOĞLU 
 19.07.2007 11:26
Cevap :
yarabandı bile bir iz bırakıyor. kaybolmak lazım iz bırakmadan. belki güzel olur o zaman herşey. sevgimle  19.07.2007 23:56
 

çünkü ayrılık da sevdaya dahil.Çünkü ayrılanlar hala sevgili. ne zor bir duygudur. bilen bilir. bilmeyenlerede öğretemezsiniz. saygılarımla.

ay.şe 
 24.05.2007 17:41
Cevap :
bilmek iyidir çoğu zaman. ama bu kadar kalabalığı her gittiğin yere götürmek yoruyor bazen. teşekkürler güzel yorumun için. sevgiyle  24.05.2007 18:36
 

'Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili' Bu çok sevdiğim bir şiir benim..Yazınız güzeldi..Saygılarımla

ayse_gu 
 23.05.2007 17:16
Cevap :
şiir seven birinin yazımı beğenmesine sevindim. teşekkürler güzel yorumun için  24.05.2007 8:04
 

Omuzlara sinmiş kokuyla hakketmezsin hatırlamayı.Kokular peşi sıra senle gelendir sokaklarda. Yara bere içinde bedeni izler. "Hakketiğimi yaşadığımı bilmiyordu. Bende söylemedim."Bu lafa çüş denir kibarlığı bırakıp ki ben hiç sana karşı kibar olamıyorum nedense... Ama dostum şuna inan önünden çekildiğin hayat seni rüzgara karşı galip kılar. Not: Skor değişmez o ayrı....

Engin Allı 
 22.05.2007 1:25
Cevap :
önemli olan kazanmak değil katılmaktı :) lafı çok uygun düşüyor aslında buraya. galbiyet değil ki önemli olan, yaralarımız, üstümüze sinen kokular, terimize karışan teri. yani yaşamak, yani yol. giden gidiyor zaten. ben de bıraktıklarıyla ya da yanımda götürdüklerimle güzelliyorum hayatı. içten yorumun için teşekkürler...  22.05.2007 8:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 140
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 556
Kayıt tarihi
: 19.04.07
 
 

30'a yakın yaştayım. Denize yakın yerde büyüdüm. Şiire yakınım, sabahın erken saatlerine uzağım. İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster