Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
580
 

Gölgesini kaybetmiş kelimelerin deneme yazısına yansıması meselesi...

Gölgesini kaybetmiş kelimelerin deneme yazısına yansıması meselesi...
 

Yine içimi üşüten yabancı bir şehrin sokakları…

Baktığım her duvar tarih kokarken ve ben bu kadar tarih meraklısıyken nasılda ayaz bu duvarlar gözümdeki İzmir hasreti denizde… Seslerimi kaçırmışım kendimden bıkmış benden her gün 4-5 seans oynamaktan, horoz şekeri damağımın hüzünlü özlemi olmuş bir de… Binbir tasa taşıyan yurdumun insanlarınının gözünden taşıyorum kederlerini kendi içime, nasılda ağırlaşmış bir gönül taşıyorum gurbette…

Allı Turnanın haber getireceğide yok gibi zaten yarimden… Soğuk içimde kent kurmuş sanki, uzaklık barajı olmuş yüreğimin, gözyaşı biriktiriyor gözlerimin bent olmuş göz pınarlarıma… Ağlamak isteyip de ağlayamamak nasıl bir nevroz ki yoldaşı olmuş bu günlerde güneşsiz öksüzleşmiş gölgeme…

Takım elbiseli demokrasi canavarları filistinde vurmuşlar yine uçurtma tutması gereken elleri yüreğinden, barış kan revan dünyanın şehirlerinde… Bu durumda dumur olmuş beynimin deltalarını nasılda çiçek kokunun hayaliyle açıyor ve düşlerimin direncini ayakta tutuyorsun… Bütün düşlerimin ellerinden tutmuş gece salıncağında sallanmaya götürüryorsun, giderken en son bakışındaki süliyetinin hafızadaki hayaliyle… Bu sabah pencerelerine papatya ekilmiş bir arka mahalle pastanesinde seninle salep içerken gördüğüm rüyayı ataçlıyorum günün ilk anı sayfasına… Sonra yabancı şehrin senin sıcaklığını taşıyan bir evinin önünde durmuş pencereyi aralayıp bana cilveli bir gülücük göndermeni bekliyorum… Yakınında Hasan Usta çay ocağından bir orta kahveyle buluşuyoruz sonra dudaklarımda… Sonra bir sigara içiyorum içimdeki sensiz sis gibi bu sigara, izmaritini kaldırımına atıyorum benle tanış olmayan bu şehrin, yabancı bir küfür bir dolu çöpçünün ağzında peşi sıra beni takip eden… Ezginin Günlüğü çalan bir cafe arıyorum senli arzularımı bir fincan kahvede içmek için, kapılarına kulağığımla sokuluyorum kaldırımlardeki kafelerin sana açılmıyacağını bildiğim aralıklarına…Sesimi bıraktığım sahneye dönüyorum en sonunda son oyunun replikleriyle saklambaç oynuyor içimde sesim şimdi… Elim ise Ezginin Günlüğü çalan bu ekranın mürekkep kokusu duymaya çalıştığım sayfasında kayıp bir özlem oluyor işte…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hep yaparlar onu. En önemli hobilerindendir aydınlıkların kanıyla beslenmek. Kendi varlıklarını aydınlıklara borçludurlar zira.

Ayrıntıda gezinmek 
 03.02.2008 13:46
 

Ne savaşlarda ölen çocuklar; Ne bir fincan kahvenin buğusunda sevgiliyi aramak; Ne de Ezginin Günlüğü mısralarında hasreti koklamak.... Ve de ağlamak aşk için savaşlar için bitmiyor

Mezopotamya Prensesi 
 25.01.2008 13:48
 

Gölgesini kaybetmiş kelimeler ...Aydınlığını yitirmiş kelimeler...kör karanlıkta yuvarlanan umutsuz kelimeler...selamlar

Ezgi Umut 
 22.01.2008 6:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 458
Kayıt tarihi
: 12.11.07
 
 

"Her umut bir olasılıktır" Her sabah evin eşiğinin kenarında duran çiçeğin her sabah orda olma ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster