Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Kasım '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
192
 

Görevimiz: Üremek !

Görevimiz: Üremek !
 

HER CANLININ HAYATI KUTSALDIR VE KORUNMALIDIR.


Üremek; neslini devam ettirebilmek isteği, tüm canlılara genleri vasıtasıyla Yaratan tarafından kodlanmış en temel isteklerden birisidir. Herkes tarafından doğal karşılanabilecek masumane bir dürtüdür. İnsan dışındaki canlıları (hayvan ve bitki) gözlemlediğimizde, türlerin üreyebilmesi için bazı şartların bir arada bulunması gerektiğini görüyoruz. Yaratan, doğadaki o türe ait popülasyonu belli bir seviyede tutabilmek adına, üremek için zaman ve şartlar oluşturmuş. Kuşlar, balıklar, memeliler, çiçekler… vb. üreyebilmek için bazı şartların oluşmasını, yılın belli dönemlerinin gelmesini beklemek zorundalar. Bir tek akıl bahşedilen insanoğlu, her şart, mekân ve mevsimde üreyebilir. Hele ülkemizde üremek için, yetişkin bir erkek ile istekli olup olmadığı önemli olmayan bir dişi yeterli. Yüce Allah, diğer canlıların üreyebilme şartlarını çeşitli kurallara bağlamışken her konuda olduğu gibi bu konuda da insanoğlunun aklını kullanmasını buyurmuş.

02 Kasım 2012 gecesi, İstanbul Bağcılar’da cinnet geçirdiği söylenen baba önce ailesini katlediyor ve daha sonra intihar ediyor. Eşi (39) ve kardeşi (29) hariç vurduğu çocuklarının yaşlarına dikkatinizi çekiyorum: 18, 17, 16, 14, 8, 9 ve 5. Sonuç; baba (39), eşi, kardeşi ve 4 çocuk dahil 7 ölü, diğerleri ağır yaralı. Sebepler (sebebin önemi varmış gibi) çeşitli, yok yasak aşk, yok aşırı borç, yok babanın işten atılması. Peki, 39 yaşındaki bir babanın 7 çocuğunun olmasını sebepler arasında sayabilecek bir bilim insanı yok mu? Yoksa Sayın Erdoğan kızar mı?

Canımı çok acıtan bu haber üzerine internette biraz araştırma yapınca son yıllarda buna benzer ne kadar çok olaya şahit olup olanları ne kadar çabuk unuttuğumuza hayret ettim. İşte bazı başlıklar:

- Çanakkale'nin Ezine ilçesinde cinnet getiren bir sağlıkçı, hemşire eşi ile 2 yaşındaki çocuğunu öldürüp intihar etti. (23.09.2012)

- Gaziantep'te 35 yaşındaki S. B., 4 çocuğunun annesi olan 12 yıllık eşi 34 yaşındaki Ş.yi pompalı tüfekle öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti. (31.10.2012)

- Şizofreni hastası olduğu ileri sürülen 34 yaşındaki A. A., annesini öldürdü. Adıyaman'da şizofreni hastası olduğu ileri sürülen 34 yaşındaki A. A., birlikte yaşadığı annesi 56 yaşındaki G. A.'yı kafasına piknik tüpü ile vurarak öldürdü. Atmaca daha sonra bıçakla boğazını keserek intihar etmek istedi. (03.11.2012)

- Adana’da, cinnet getirerek tabancayla oğulları C. (21) ile C. (24)’i öldürdükten sonra intihar eden baba C. B. (49)’un cenazeleri toprağa verildi. (28 Haziran 2012)

- Mersin’in Silifke ilçesinde babasının ölümünün ardından cinnet getiren H. Y. (41) taziyeye gelen amcası H.Y. (81), amcasının eşi A.Y. (70) ile kız kardeşi T.E.’i (35) öldürdü. (27 Haziran 2012)

- Manisa’da cinnet geçiren bir kadın, oturduğu evi üç çocuğu ve annesiyle birlikte benzinle yakmaya teşebbüs etti.(25 Haziran 2012)

- Çanakkale’nin Kepez beldesinde cinnet geçiren bir adam, eşini yaraladı ve oğlunu öldürüp intihar etti. (09 Nisan 2012)

- Başkent’te, eşi ve iki çocuğunu öldürdükten sonra intihar eden Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli Uzman Çavuş B.A.’nın (39) yazdığı intihar mektubu ortaya çıktı. Mektuba göre, A.’u cinnete, borçları ve kumar sürüklemiş. (22 Şubat 2012)

- Çanakkale’de tefeci borcu sonucu cinnet geçirip hamile eşini ve 2 yaşındaki çocuğunun boğazını kestikten sonra kendi canına da kıyan adam vee ailesi toprağa verildi. (23 Ocak 2012)

- Cinnet getiren babanın öldürdüğü çocukların karneleri sıralarına bırakıldı. Antalya’nın Manavgat ilçesinde 75. Yıl Cumhuriyet İlköğretim Okulu öğrenci ve öğretmenleri, 6 gün önce pompalı tüfekle öldürülen 2 kardeş sebebiyle buruk karne sevinci yaşadı.(20 Ocak 2012)

- 380 liralık fatura yüzünden cinnet getirmiş. İzmir’in Bornova ilçesinde cinnet geçiren A. B. (52), eşini ve oğlunu silahla ateş ederek yaralayıp, kızını da tabanca kabzasıyla darp ettikten sonra intihar etti. Hastaneye kaldırılan kadının durumunun ağır olduğu, oğlu ve kızının durumunun ise iyi olduğu öğrenildi. (17 Ocak 2012)

- Cinnet getiren onbaşı, iki komutanını öldürdü. Hatay’da cinnet getiren onbaşı, G3 piyade tüfeği ile biri asteğmen biri kıdemli üstçavuş olmak üzere iki komutanını öldürdü. (10 Aralık 2011).

Nasıl, okurken bile içiniz daraldı değil mi? İnanın, amacım içinizi karartmak değil (hepsini yazmadım),  yukarıdakileri büyük bir ihtimalle hepimiz okuduk, fakat ne kadar çabuk unuttuk değil mi? İnsanın kendi canına kıymak istemesi diyelim ki kişisel bir tercih. Fakat kişiyi, en sevdiklerini öldürüp intihar etmek durumuna getiren nasıl bir ruh halidir? Ülkemizde neden genellikle erkekler bu yolu seçmektedirler? Dünya Ekonomik Forumu’nun ‘Cinsiyet Uçurumu 2012’ raporuna göre 135 ülke arasında neden 124cüyüz? Yeni eğitim sistemimizde (4+4+4); kızlarımızı erkeklerden tamamen ayırmak, başlarını 9 yaşından itibaren bağlamak, kızların sadece üremede ve neslimizi devam ettirmede kullanılacak bir araç gibi algılanmalarını sağlayacak ortamlar yaratmak acaba ileride bu gibi katliamları arttırır mı, azaltır mı?

Zihnimde bu ve benzer sorulara yanıt ararken yeni bir haber düştü ajanslara: Başbakan R. T. Erdoğan, '3 çocuk' tavsiyesini yurtların açılış töreninde gençlere de yaptı. Türkiye'de genç nüfusun azaldığına dikkat çeken Erdoğan, üç çocuğu kastederek gençlerden bir isteği olduğunu belirtti. Erdoğan'ın bu sözleri salonda gülüşmelere yol açtı. Bunun üzerine Erdoğan, şöyle devam etti: "Ne demek istediğimi anladınız biliyorum. Bu bilimseldir, bilimsel olduğu için de Türk milletinin neslini kurutmak isteyenlere karşı sizler çok farklı cevabı vermelisiniz. İçinizde 5-6-7 kardeş olanlar var. Onun için göreviniz çok ağır." (02 Kasım 2012)

En son olayda baba üreme görevini yeterince (hatta fazlasıyla, 39 yaşında 7 çocuk) yerine getirdiği halde, devlet aile birliğini koruma görevini niye yerine getiremedi? O masum çocukları niye koruyamadı? Doğal olarak devlet o anda, o evde olamazdı. Fakat o çocukların, o kadar çok doğmuş olmasını önleyebilir, önleyemezse; o babanın evine ekmek götürecek ortamı yaratabilirdi veya yaratmalıydı. Çocukları çok seven! Başbakanın, Aile ve Sosyal Yardımlaşma Bakanı’nın bu olayla ilgili bir yorum, inceleme veya bundan sonraki olayları önleme adına bir çalışma yaptıklarını, bir önlem aldıklarını duymadım, siz duydunuz mu? Yoksa Sayın Bakan’ın aklı hala Sinan Erdem salonunda mı kaldı? Hükümetin yeni İstanbul-Taksim projesine karşı demokratik ve yasal ortamda dernek kurup fikirlerini (haklı veya haksız) açıklamaya çalışanlara bile cevap yetiştirip, ‘gafiller’  diyebilen Başbakan’ın bu konu hakkında diyebileceği bir şeyler yok mu? Geride kalan akrabalarından ölen çocukların yerine ivedilikle yenilerini mi yapmalarını isteyecek. Biliyorsunuz, kendileri Kazakistan Başbakanı Masimov’dan 5 çocuk istemişti. (23 Mayıs 2012)

Toplumumuzda gittikçe artan bu kanayan yara konusunda bilim insanlarının (araştırma yapıp, fikir üretebilecek cesareti kalan varsa) çalışma yapmalarının zamanı geldi de, geçiyor gibi. Belki de toplumca girdiğimiz korku ve suskunluk uykusundan uyanıp her konuda son 10 yılda ülkemizde yapılan yıkımları yeniden inşa etme vaktimiz gelmiştir. Toplumsal Dönüşüm, en az kentsel dönüşüm kadar gereklidir. Toplumsal dönüşüm için gitmemiz gereken yol belli: Peygamberimizin (s.a.v.) dediği gibi ilmi Çin’de olsa bile aramak, Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi ilmi en doğru yol gösterici kabul etmek.

HER CANLININ HAYATI KUTSALDIR VE KORUNMALIDIR.

Sağlıkla kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 217
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1296
Kayıt tarihi
: 19.06.12
 
 

1963 yılında Balıkesir'in şirin ilçesi Erdek'te doğdum. Yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster