Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '19

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
79
 

Gündem Geleceğimiz Olsun…

Gündem gündemdekiler değil geleceğimiz olsun. Gündemin akıldışı, birbirini takip edişi, geleceğin gelmekte olduğunun bir işareti olsa gerek.

2013 yılıydı Mısır’da bir yıl bile sürmeyen Mursi iktidarı, ya da müesses nizamın çarkı döndürülürken Mursi taraftarları Rabia meydanında, Sisi’ye bağlananlar da Tahrir meydanında toplanıyordu. Bizde de Bir Gezi Parkı arayışı vardı; ama süreç hâlihazırda doludizgin devam ediyor, tarihi süreç henüz daha tamamlanmadı çünkü.

Kasım 2018’de Paris’te başlayan, hafiften diğer Avrupa ülkelerinde de görünür olan ‘Sarı Yelekliler’in karşısına geçtiğimiz hafta sonu ‘Kırmızı Fularlılar’ çıktı. Bakalım Paris özelinde Batı’nın geleceğini Sarı Yelekliler mi, Kırmızı Fularlılar mı belirleyecek?

Yoksa Batı ile Doğu’nun, Kuzey’le Güney’in zifiri karanlığından insanlığı beklenen zaman mı kurtaracak? Zifiri karanlık küresel ölçekli olduğuna göre, insanlığın kurtuluşu da küresel ölçekli olacaktır herhalde.

Kim bilir, belki de…   

Her başlangıç mevcut yapıya bir tepki olarak doğar; ama bu tepkiyi fikri bir hareketle geleceğinin gündemine taşımak pek te kolay olmaz. Bu nedenle nice başlangıç, kısa bir süre içinde devşirilmiştir, devşirenler de çoğu zaman pek çok güç aracıyla gücü yedeğine alanlar, ya da açık açık güç gösterisi içinde olan müesses nizamın aktörleri olmuştur.

Ne var ki müesses nizamı ayakta tutacak bir fikri hareket kalmayınca, müesses nizamdan nemalanlar arasında ve toplumsal tabanda, öyle bir ayrışma başlar ki, buna ne müesses nizam dayanabilir uzun süre, ne de toplumsal tabanlardaki bölünmüşlüğün verdiği çaresizlik arayışları.

Bu taşınabilir olmayan, ya da taşınabilir olmaktan çıkan durum karşısında, her toplum, toplumsal çatısı ve toplumsal tabanıyla, gündem geleceğimiz olmalı demeye başlar; ama gelecek konusunda nasıl bir fikir birliğine varacaklar?

Bu sorunun cevabı mevcut yapının ne tür sorunlar ürettiğini bilmekten geçer. Bu konuya pek girmek istemiyorum, yarattığı sorunlar uzunca bir süredir gündemimizde. Ama yol açtığı nice soruna rağmen, diğer bir ifadeyle ürettiği sorunları çözen değil, çözülen olduğunu gördükçe, bir başka başlangıca doğru hızla ilerleyecektir insanlık.

Her alanda aşırı rekabetten uzaklaşarak ortak hareket etmenin daha doğru olduğunu görecektir. Kaldı ki müesses nizamı yaşatmak isteyenlerin de uzunca bir süredir ortak hareket ettiğini bilmekteyiz. Uluslararası ilişkilerde Birleşmiş Milletler’in (BM) beş vesayet ülkesi gerçeği, bu görüşümüzü doğruladığı gibi, ekonomik alanda mevcut ulusal holdinglerin ulus ötesi uluslararası holdinglerle ortaklıklar kurduğu da bir gerçek.

Müesses nizamın bu egemen ortakları, daha alt toplumsal gruplarla uzlaşıp, geleceğin gündeminde buluşmadığı sürece, insanlık hemen hemen her alanda kolay kolay düzlüğe çıkamayacaktır. Bu da ancak taze bir başlangıcın eseri olabilir, bağlamından koparılmış pek çok şeyi, insani bir duyarlılıkla, yeniden sentezleyen, gündemini geçmişten geleceğe yönelten…

Her başlangıç, her arayış devşirilebilir dedik yazımızın ilk satırlarında. Buna blog yazını da dâhildir. Blog yazını, ya da genel anlamda sosyal medya bir talep miydi, yoksa teknolojisinin üretimiyle birlikte bir arz mı oldu? Dahası böylesi bir arz ile yaşadığımız süreç arasında bir ilinti,  bir bağ var mıydı?

Bu soruların cevabı ancak zamanla verilebilecekti, öyle ya, bazı sorular, yaşanılan süreci sorgulamak için sorulur, çoğu zaman sorulduğu anda da cevabı verilemez; ama zamanın akışına bırakılır. Böylesi anlar, büyük çaplı tarihi değişim ve de dönüşüm anlarıdır. Bu süreç başlamaya görsün bir kere, hiçbir güç geri döndüremez, müesses nizamın ortaklıkları bile dağılır bir bir…

Böylesi süreçler, aynı zamanda bireysel, toplumsal ve de genel anlamda insanlığın kendi kendini murakabe ettiği dönemler olur. Ben, kimim, neyim, nerede duruyorum, nerde durmam daha doğru olacak vs.

Blog yazınının ilk yıllarını hatırlıyorum, çoğu yazar arkadaş bayram, yılbaşı mesajları yazarlardı, birebir senli benli; ama zamanla bu manzara dağıldığı gibi, tam olarak tahmin edemeyeceğiz başlangıca dair de bir murakabe mevsimi gelip çattı.

Bunun toplumsal yansımasını da yaşadık acı tatlı. Hatta bir süre daha yaşayacağımız belli, en azından gelişmelerden böylesi bir sonuç çıkarmak mümkün.

Sanat dünyasının bile arabeski, ya da arabeskten uzak tüm notaları sanat kokan veya öyle takdim edilen günleri oldu. Bunun gündem yapıcısı da Fazıl Say’dı, geçmiş gün birkaç yazımın konusu da olmuştu. Tuhaf olan konu şu ki, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Ak Saray’da buluşmasının ardından 25 Ocak 2019 tarihinde Milano’da Ece Dağıstan ile evlendiğini paylaştı sosyal medya hesabından.

Bu arada ünlü arabesk sancısı Müslüm Gürses’in beyazperdeye aktarılan filmi de aynı günlerde gösterime girdi; ama şu gerçeği bir süre daha bilemeyeceğiz, gündemimiz nasıl bir geleceğe taşıyor bizi ve de insanlığı.

Bir iyi niyet, ya da geleceğe umutla bakmanın bir göstergesi olarak derim ki, gündem geleceğimiz olsun… Biraz da bugünde geçmişi yaşayacağımıza, gelecekte insanımızı ve de insanlığımızı yaşatalım.

Rıza Üsküdar

30 Ocak 2019/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Teşekkür ederim, sizin de berat kandiliniz mübarek olsun, hayırlara vesile olması dileklerimle, selam ve saygılar...

Yurdagül Alkan 
 19.04.2019 21:42
Cevap :
İlginize teşekkürler, bizler iyiliğe, güzelliğe yönelelim, sonucun tecellisini de Allah’a bırakalım. Allah, fazlasıyla verendir. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.  19.04.2019 23:44
 

Değerli yazarım, iyi niyetle geleceğe umutla bakmak istiyorum lâkin yaşanmışlıklar ve mevcut şartlar buna izin vermiyor, Flu bir ortamda görüntü net değil, selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 20.02.2019 12:09
Cevap :
Bir gün düzelir, yeter ki umudumuzu yitirmeyelim. Ama düzelmekte elimizde, yönelmemiz gereken Allah’a yönelmemizde. Berat Gecenizi kutlarım, görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.  19.04.2019 18:34
 

Rıza bey merhaba, epeydir MB girmiyordum birde baktım ki seri yazmaya başlamışsınız, devam olsun. DÜN özeti çıkarılmış ders, BUGÜNÜ yaşarken YARINA hazır olmak gerek. Selamlar.

Kadri KANPAK 
 12.02.2019 6:11
Cevap :
Beşeri hayatta geçmiş, bugün, gelecek izafi olduğu gibi, Allah’ın ‘Ol’ emrinden de bağımsız değildir. Dünün dersi, Allah’ın hiç düşünmez misiniz, hiç akıl etmez misiniz diyen Kitabıdır. Kitabı unutanların, verdiği ders, düşünseler kendileri için zillettir; ama insan tükenmeye görsün meselenin bu boyutunu hiç düşünmez. Bugünden yarına yolculuğumuz Allah’a doğrudur; dünün dersini veren de, bugünün doğrusunu gösteren de, günü gelince gideceğimiz yer de Allah’ın huzurudur. Gerçek özette budur, böylesi bir inanışı olanın cezası da mükâfatı da Allah’tandır. Âmâm sabah olmasın diyenlerin çırpınışları değil. Ve nihayet, yarınları hazır edenin de Allah olduğuna inanırım. Allah’ı, gölgeleyen hiçbir merci de tanımam, kazara görürsem, geri çekilirim. Bu merhaba dediklerimizi sorgulamak değildir, geleceğini kaybeden zamanı okumaktır. Bilmukabele.  12.02.2019 12:18
 

Bence gündem bugüne ait olan, geleceğimiz ise yarına ait olacak olandır. Biz genelde bu ayrımı pek yapamıyor ve bugünü iyi anlayamıyor akılcı bir şekilde analiz edemiyoruz. Edemediğimiz içinde bugünün sorunlarını yarınlara taşıyoruz. Nitekim bugün yaşadığımız sorunların büyük bölümü geçmişi akılcı bir şekilde çözümleyemediğimiz içindir. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 04.02.2019 13:56
Cevap :
Gündem bugüne ait olsa daha ne isteriz ki, anlatmak istediğim, bugünde geçmişi yaşıyoruz, yarınları da sadece düşlüyoruz. Belki yarınlara dair hayallerimiz bile, geçmişe ait, ne bugüne, ne de yarına değil. Aslında bugün dediğimiz, geçmiş ve gelecek arasında bir köprü gibidir; ama köprünün önayaklarına yaslandığımız için, ne ileri doğru bir hareket var, ne de hareket olarak takdim edilenlerin ileriye doğru atılan bir adımı. Düşün yaklaşık 13 yıldır blog yazılarıyla bir şeyler anlatıyoruz, hatta karşılıklı yorum ve cevaplarımız oluyor. Bunların sayısal verileri üzerinden konuşuluyor; ama içerikleri konusunda, toplumsal bakışımız sorunlu olduğu için herhangi bir sonuç alınamıyor. Bu da yaşadığımız dönemin zorluklarından kaynaklanıyor. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.  04.02.2019 19:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3398
Toplam yorum
: 2173
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 577
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster