Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '07

 
Kategori
Resim
Okunma Sayısı
6082
 

Gündüzlerinin ve gecelerinin celladı - Frida Kahlo

Gündüzlerinin ve gecelerinin celladı - Frida Kahlo
 

Eşi - Ünlü Ressam Diego Rivera der ki; "Sanat tarihinde ilk kez bir kadın, tam bir içtenlikle, yalın ve sakinliği içinde acımasız denebilecek bir içtenlikle yalnızca kadını ilgilendiren genel ve özel olguları dile getirmiştir. Çok yumuşak ve zalim olarak da nitelenebilecek içtenliği, bazı şeylerin kesin ve tartışmasız bir biçimde tanıklığını yapmasını sağlamıştır; bunun için kendi doğumunu, meme emmesini, ailesi içinde büyümesini ve her türden korkunç acılarını, kesin olgularla duyguları genelleştirip, onları kosmogonik ifadesine ulaştığı durumlarda bile her zaman yapmış olduğu gibi gerçekçi kalarak, derine inerek resmetmiştir...

Frida Kahlo Meksika ressamlarının en büyüğüdür. Geleceğin dünyası için sahip olduğu değeri ölçmek mümkün değildir."

Pablo Picasso Rivera’ya, Paris'te açtığı serginin ardından, "Ne sen, ne Derain ne de ben, Frida Kahlo gibi yüzler çizmeyi biliyoruz" der.

Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felcinin sonucu olarak bir bacağı özürlü kalmış, 19 yaşında geçirdiği trafik kazasının ardından yıllarının çoğu kez yatağa bağlı, korseler ve sürekli yinelenen acı verici ameliyatlarla geçiren Frida, bu acı dolu yıllarda başladığı resime 47 yaşında akciğer ambolisinden ölünceye kadar devam etmistir.

Başrolünü Salma Hayek’in oynadığı Kahlo’nun hayatını anlatan filmi, tüm bu özgeçmişi bilmeden sadece ressam bir kadının yaşamöyküsünü öğrenmek adına izlemiştim. Filmde, yer yer Kahlo’nun resimleriyle bütünleştirilen sahneler oldukça etkileyiciydi. Bir gün, sadece bir izleyici olarak Kahlo hakkında yazmak hep aklımda oldu.

Frida’nın resimlerinde yaşamöyküsünde anlatılandan daha da derinlerde olan, bir şavaşçının mücadelesi, direnişi ve başkaldırışını görmek mümkün. ”Gündüzlerinin ve gecelerinin celladı" diye tanımladığı ve yatağının üzerine astırdığı aynaya bakarak resmetti kendini çoğu kez. Beni en çok etkileyen yönü, kendini böylesine dolaysız ve saklamadan ifade etmiş olması. Aynadan yansıyanlar Frida’nın kendini, yaşamı nasıl gördüğüdür. Yalansız, dolansız duyguların çıplak görüntüleridir Frida’nın resimleri.

Otoportre çalışmaları hakkında sorulduğunda şöyle der; “Otoportre konusundaki ısrarım hakkında bana çok soru soruldu. Bir defa seçme şansım yoktu ve zannedersem yapıtlarımdaki özbenin sürekliliğinin temeli budur. Bir an kendinizi benim yerime koyun. Tam kafanızın üstünde kendi görüntünüz, özellikle de bedenininiz çoğu zaman çarşafların, yorganların altında olduğundan yüzünüz. Yani salt yüzünüz. Takılmamak elde değil."

Frida kendini resmederken, kendisini oluşturan iç ve dış dünyayı aynı saflıkta resmetmiş bana göre. Yaşadığı acı dolu yıllarda naif kalabilmiş ve bu naifliği resimlerine aktarırken, diğer yandan hem kadınlığıyla ilgili, hem bir devrimci baş kaldırışıyle ilgili mücadelesini hem de çektiği fiziki ve duygusal acıları tüm çıplaklığıyla yansıtmıştır.

Frida’nın yalın ve içten resimlerine bakıp etkilenmemek mümkün değildir. Belki de Frida’yla ilgili söylenecek fazla söz yoktur. Aslında resimlerini incelemek pek çok sözün yerine geçer.

http://www.kunar.net
Kahlo resimleri için ilgili link; http://www.abcgallery.com/K/kahlo/kahlo.html

bkunar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de 14 yaşında balkondan düştüğümde, 8 omurum çatlamıştı. 9 ay boyunca hiç kımıldamadan tahtada yatmış, sürgüyle ve biberonla yaşamıştım. Omurga hayat demektir, acısı da başka bir şeye benzemediğinden, Kahlo'nun nasıl bu denli içten ve yırtıcı resimler yaptığını bence açıklıyor (tabi ki tek kriter bu değildir). Frida filmini her izlediğmde, omurlarımdaki o sızıyı hala hissederim. Kahlo'nun resimleri dışında, yüreğine ve cesaretine ise, her zaman hayran kalmışımdır. Sevgiler.

Kwan Yin 
 21.08.2007 16:45
 

Sayın Künar, Frida Kahlo hakkında yazan bir kadın olarak sizi kutluyorum. Ben de birşeyler yazmadan duramadım. Filmi ben de seyrettim. Gerçekten Frida'ya layık bir film olmuş. Kahlo'nun yaşam şartları onun resimlerinin ve üslubunun oluşmasında önemli rol oynamıştır tabii. Hem devrimci ve hem de sanatçı olması onun hem halkını temsil etme hem de entellektüel olma ikili durumu içinde olmasını sağlamıştır. Buna kadın olması, Rivera gibi popüler bir sanatçıyla birlikte olması ve de fiziki acılar içinde olması da eklenince onun duyarlı kişiliği ve sanatçılığı olgun ve yetkin bir hal almıştır. O, yaşam tarzı, fikirleri ve sanatı itibarıyla bir feminist ve bir yurtsever olmaktan başka bizler için örnek teşkil edecek bir sanatçı kadındır. Resimlerindeki naif intiba onun solculuğunun da beslemiş olduğu Meksika halk sanatına olan sevgi ve saygısıdır. Benim bildiğim, sanat tarihinde, resimlerinde yalnızca kendini ve yaşamını anlatan, Picasso'nun dışında tek sanatçıdır. Bunun için özgündür.

pembenur 
 19.08.2007 0:58
Cevap :
Yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim.  20.08.2007 10:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 1186
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Başlangıçta sadece su ve onun üzerinde salınıp duran sis mevcuttu.  Baba Apsu ortaya çıktı ve tat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster