Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '14

 
Kategori
Astroloji
Okunma Sayısı
187
 

Güneş Doğu'dan yükselmiyor

Güneş Doğu'dan yükselmiyor
 

Takım Yıldızları


Yatak odanızın penceresi doğuya bakıyorsa ve benim gibi bir güneş hayranı iseniz eminim farkındasınızdır. Güneş doğudan yükselir evet ama o “doğu” sabit durmaz, kuzey-güney hattında hep yer değiştirip durur. Bugün tesadüfen bir yazıda nedenini öğrendim; mesele dünyanın eksenindeki eğimden kaynaklanıyormuş. Ve güneş sadece ekinokslarda yani 21 Mart ve 21 Eylül’de ufkun gerçekten tam doğu noktasından doğarmış. 21 Haziran’a kadar 23 derece 27 dakika kuzeye kayarmış.

Bu benim cehaletim mi, bunu herkes bilir mi bilmiyorum ama ben öğrenince çok şaşırdım. Kaynak bir üniversitenin internet sitesi, yani kesin bilgi.

Konu ilgimi çektiği için biraz daha araştırdım ve günlük hayatımızda hep var olan ama aslını hiç merak edip de öğrenme gereği duymadığım ilginç bilgiler çıktı karşıma.

Mesela hep biliriz ki 1 yıl 365 gündür. Peki neden düz hesap 10 veya 15 aya değil de 12 aya bölünmüştür?

Bütün bu hesap kitap işine bilinen tarihe göre M.Ö. 4.000 yılında başlanmış. Bilinen tarih diyorum çünkü mevcut bilgilerimize her gün yenileri ekleniyor. Bugün doğru diye bilinen yarın yanlış çıkabiliyor. En basitinden Urfa’daki Göbekli Tepe’de bulunan tapınakların yaklaşık 12.000 yıl öncesine yani bilinen yerleşik hayatın çok daha öncelerine ait olduğu ortaya çıktı. Neyse bugün konumuz bu değil, belki başka bir yazıda.

Yıl: M.Ö. 4.000. Bugünün fizik kuralları yine aynı. Bilinmeyen herşeyden korkulduğu bir dönem. Hava aydınlanıyor, sonra kararıyor, sonra yeniden aydınlanıyor. Nedeni belli değil. Zaman algısı bizimkinden çok farklı. Yıl diye 365 gün süren bölümlere ayrılmamış henüz zaman. Takvim hak getire. Ama zaman içinde hava soğuyor, gökten beyaz ve soğuk (donmuş) sular dökülüyor. Sonra hava ısınmaya başlıyor, doğa yeşeriyor, ağaçlar çiçek açıyor. Hayvanlar yavruluyor, yiyecek bulmak, dolayısıyla yaşamak kolaylaşıyor. Ha bir de, içlerinde ne olduğunu bilmedikleri için anlamadıkları bir bahar coşkusu var.  Hava gittikçe ısınıyor, ağaçlarda meyveler olgunlaşıyor. Sonra yeniden serinlemeye başlıyor ve tekrar aynı dondurucu soğuk hava geri geliyor. Acaba ne yaptılar da Tanrıları kızdırdılar ki, gök gürlüyor, şimşekler çakıyor, yıldırımlar düşüp ağaçları, hayvanları, barınaklarını yakıyor.

Bütün bu bilinmeyenlerin göklerle bir ilgisi var belli. Tanrılar da orada yaşıyor olmalı zaten. En başta güneş sorumluydu bütün bu değişimlerden. O zamanların bilgisine göre dünyanın etrafında dönüyordu. Peki ama ne oluyordu da uzun bir zaman diliminde olsa da değişmeyen bir rutinle iklim hep aynı düzende değişiyordu? Dünya ile güneşin konumundaki hangi değişiklik sebep oluyordu bu rutine?

Burada bir fiziksel olguya dikkat çekmek gerekir. İki cismin birbirlerine göre hareketlerini açıklayabilmek için, mutlaka onların dışında başka bir (ya da birden çok) nirengi noktasına gerekseme vardır. İster dünyayı güneşin etrafında, ister güneşi dünya etrafında dönüyor varsayın, bu ikisinin dışında başka sabit gök cisimlerini hesaba katmazsanız, onların birbirlerine göre hareketlerini açıklayamazsınız. Bir tam devrin yörünge üzerinde nerede başlayıp nerede bittiğini bilemezsiniz.   

Hiç şehir ışıklarından uzak, kapkaranlık bir gecede bulutsuz bir gökyüzünü seyretme şansınız oldu mu? O  muhteşem, o büyüleyici güzelliği? Düşünsenize, onlar her gece o gökyüzünün altındaydılar. Televizyon veya internet gibi eğlenceleri de olmadığı için o karanlıkta, yıldızların altında yapılabilecek şeylerde sınırlıydı.

İşte böyle gecelerde, Tanrılarla insanlar arasındaki iletişimden sorumlu olan akıllı adamlar yani din adamları birbiriyle ilgisi olan, gökyüzünde birlikte hareket ederek yer değiştiren takım yıldızlarını gözlemlediler. Bugün modern teleskoplarla tespit edilmiş bilinen 88 takım yıldızının 40 tanesi çıplak gözle görülebiliyor olsa da, o dönem de belirgin 12 ayrı takım yıldızı farkedilmiş olmalı.

Gök cisimlerinin hareketlerinin gözlenmesi, periyotların çok hassas olarak belirlenmesi süreci M.Ö. 4.000 yıllarında Sümerlerden başlayarak binlerce yıllık bir süreçten geçti ve bu gün kullandığımız hassas takvimin yapılabilmesini sağladı. Bu gelişimde Mesopotamya, Eski Yunan, Mısır, Pers, Hint ve Çin uygarlıkları önemli katkılar sağladılar. Bunlardan Mezopotamya, Eski Yunan ve Mısır uygarlıklarındaki gözlemler birbirlerinden etkilenen hattâ birbirlerini izleyen gelişmeler olarak görülebilir. Ama Mezopotamyadaki gözlemlerle Çin ve Maya uygarlıklarındaki  gözlemlerin birbirlerinden bağımsız olduğunu kabul etmek gerekir. Dolayısıyla, coğrafyadan bağımsız olarak her toplumun gök cisimlerinin hareketleriyle ilgilendiğini ve o hareketlerle kendi yaşamları arasında ilişkiler kurduğunu görüyoruz.

O nedenle, eski çağların o akıllı adamları (rahipler), baharın ve güzün başlangıcını bilebilmek için dünya ile güneşin birbirlerine göre konumlarını, uzayın derinliklerindeki takım yıldızlara göre açıkladılar. Takım yıldızlar çok çok uzakta oldukları için, dünyadan bakınca, sabit bir yerde görünürler. Gezegenler, ay ve güneş, yıldızlara oranla çok daha yakında oldukları için hareketleri dünyadan izlenebilir. O nedenle, güneşin hareketini belirleyebilmek için, dünyadan bakınca sabit görünen takım yıldızları nirengi noktaları olarak alıp, güneşin hareketini o nirengi noktalarına göre saptadılar. Her gün güneşin ufukta doğduğu yerin çok çok uzaklarına baktılar. Güneş-dünya doğrultusunun çok çok uzağında görünen takım yıldızların periyodik olarak değiştiğini farkettiler. Bunların sayısının 12 tane olduğunu ve her birisinin yaklaşık 30 gün süreyle güneş-dünya doğrultusunda göründüğünü keşfettiler. Gökyüzünde olduğunu düşündükleri Tanrıları belki de takım yıldızlarının şekillerinde buldular ve herbirine birer ad verdiler. Bu takım yıldızlara Eski Yunan’da “zodyak” denildi. Türkçe’de bu takım yıldızlara “burçlar” diyoruz.

Güneşin ufukta doğduğu anda arkasında görülen takım yıldızı, yılın o dönemini belirleyen burç olarak adlandırılır. Burçlara denk gelen takım yıldızlarının konumları ise basit bir çizimle resimde görüldüğü şekildedir.

Sevgiyle ilerleyin...

Gülay GÜRKAN
Bireysel ve Kurumsal Yaşam Koçu

gly.gurkan@gmail.com

Not: Yazılarımı ve diğer paylaşımlarımı https://www.facebook.com/gly.gurkan adresinden de takip edebilirsiniz.

Mediacat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1380
Kayıt tarihi
: 04.02.13
 
 

Antalya'dan sevgilerle... Uzun yıllar turizmin çeşitli dallarında, çoğunlukla da profesyonel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster