Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
142
 

Güven duygusu

Güven içinde olmak, emniyette kalmak aslında hepimizin kendi öğretisine koyması gereken bir olgu. Özellikle kişisel gelişimde güven duygusu, güç duygusunu, mutluluğu ve disiplini elde etmenin anahtarı gibidir. Birçoğunuzun --bu duygu üzerinde çalışmaya ne gerek var ki, ya da günümüz koşullarında güven duygusu mu kaldı-- gibi cümleleri içinden geçirdiğini biliyorum. (En azından ilk duyduğumda ben geçirmiştim :))Evet günümüzde bu duygu gerçekten çok kıymetli ve güven duygusu insanı sadece kendini koruma altında, kendine yetebilecek durumda hissetmesi ile alakalıdır. Önemli olan dış koşulların tehdit ediciliğinin farkındalığında, iç dünyamızda nasıl hissedeceğimizin kontrolüdür.
 
Güvenlik içinde olduğunuzu hissetmek hem bedensel hem de duygusal bir süreçtir. Bir tehdit algılayıp korku hissettiğimizde, vücudumuz adrenalin ve kortizol salgılar ve bu da sürekli tetikte olma halini meydana getirir. Oysa sakin, huzurlu, esnek ve mutlu bir beden ise endorfin üretir ve bu da olumlu bir tavır ile sağlam bir ruhsal duruşunu temelini oluşturur.
Geçmişte alınan yaralar, vücut kimyamızın, ruhsal ve fiziksel durumumuzun bilinçdışı anıları birleşerek üzücü bir hayat tarzı meydana getirebilir. Bu şu demektir “negatifte yaşamak.” Budizm “Herkes acı çeker, mesele acı çekmek değildir. Mesele zihninizin buna yönelik tutumudur.” Der. Kendimizi, sıkıntıda, baskı altında veya duygusal acı içinde hissettiğimizde iki seçeneğimiz vardır;
1 –Hepsini tamamen ciddiye alabilir, bunun içinde kaybolabilir hatta kendimize acıyabiliriz.
2 – Olayların gülümsetebilen bir yönünü görmeye çalışabilir, neyin daha öncelikli olması gerektiğini kararlaştırarak önlem alabilir, zihinsel tutumumuzu rahatlama ve dinginliğe yönlendirebiliriz.
 
Duygusal dalgalanma bir çeşit farkında olma ve farkında olmama hali arasındaki süreçtir. Kontrolsüz ve kontrollü arasındaki ayrım gibi. Burada ifade etmek istediğim, zihnimizin kriz anında o ana verdiğimiz tepki içinde kaybolmuş hali değil, tamamen uyanık ve çözüme odaklanması kendini güvende hissetme halidir.
Kendi kendimizi gözlemlemeyi başarmak bir beceridir. Kendimizi o anki durumun uyaranlarının tam ortasındayken durdurup onlardan uzaklaştırma  becerisidir. Örneğin öfke, sabırsızlık, kıskançlık, korku vs. Olumsuzluk hissedebilirsiniz, bu çok doğal, ama durup – hatta 10 a kadar sayıp- kendinize bu geçen 10 saniyede neler olduğunu izlemeyi seçecek olursanız, her şeyi yeniden kontrol altına daha kolay alabileceksiniz. Çünkü kendimizi gözlemleyip yönetmek, bize önemli oranda kişisel güç duygusunu sağlayacaktır ve böylece ruhumuz, zihnimiz ve beden kimyamız arasında büyük ve güçlü bir zincir oluşmaya başlayacaktır.
 
Örneğin gözlerinizi kapayıp gerçekten sevdiğiniz bir şeyi-bir yer, kişi, faaliyet, hayvan, koku, renk vs.- düşündüğünüzde içinizde sizi ısıtan, gevşeten minik de olsa bir zevk duygusunun uyandığını fark edeceksiniz. Bu duygu endorfin salgılanmasını tetikleyecektir. Bunun devamlılığı için küçük keyif anlarını yaratmak ve onları daha güçlü, uzun ve derin hale getirmek izlememiz gereken bir yoldur. Bu anlar örneğin sıcak bir banyo, güzel bir yemek, kumsalda uzanmak vs. bu anların devamında  Kendinizi daha derin bir şekilde rahatlarken bulduğunuz sihirli bir an gelir. İçinizdeki bir şey öylece kendini açığa çıkarır, bir gerilim yükü buharlaşır ve keyiflenmeye hatta huzur bulmaya başlarsınız. Burada yaptığımız tek şey zihni duraklatmak ve bedeni rahatlatmaktır. Bir şeyden zevk alırken duraksadığımızda o şeyin size kendinizi iyi hissettirdiğini zihinsel olarak fark edersiniz.
 
Peki bunların güvenlik içinde hissetmekle ne ilgisi var diyebilirsiniz. Koşullar tehdit edici durumdayken fiziksel kimyamız ve duygularımızdan bahsetmiştim. Şimdi bu duyguları yönetmeyi seçelim. Daha çok endişe  yok, daha çok korku yok. Sadece güç, güvevlik ve sakinlik duyguları var. Her seçim deneyime dönüşüp, yeni deneyimlerin ilk yapı taşını oluşturuyorsa siz olsanız hangisini seçerdiniz ? 
 
Keyif almamak için bulabileceğim binlerce neden vardır. Utanmak, zamanın olmaması, daha çok çalışma dürtüsü, kayıtsızlık bunlardan sadece birkaçıdır. Ancak; asıl gerçek şudur ki, güvenlik duygusunun tek temeli sürekli hale getirilmiş bir zevk kimyası tecrübesidir. Sürekli bir güvenlik deneyimi, mutluluk kimyasına bağlıdır ve onunla ayakta durur.
 
Bunun için sevdiğiniz şeylerin bir listesini yapın. Örneğin sevdiğiniz insanlar, mekanlar, hobiler, koku, tütsü ne geliyorsa aklınıza sizi ne iyi hissettiriyor bir düşünün, imgeleme yöntemi ile kendi zihinsel sığınağımızı yapın ve bu sevdiğiniz şeyler üzerinde odaklanın. İnanın bana, kısacık bir odaklanma ve içsel bir gülümsemenin küçücük bir belirtisi bile bir depresyon tünelinden daha iyidir. 
Sündüs Akkaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 134
Kayıt tarihi
: 27.07.15
 
 

Kişisel gelişime ilgi duyan, bu konuda sadece kendi kazanımlarını paylaşan biridir :)  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster