Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
413
 

Güven sadece bir isim mi acaba?

Güven sadece bir isim mi acaba?
 

Görsel alıntıdır.


Sorumluluk verilen, sorumluluklarını yerine getirmeyi görev edinmiş, sancılı bir nesilin bireyleriydik biz. Düşünmeyi, düşünmeden konuşmamayı öğretmişti bize büyüklerimiz, susmayı ve dinlemeyi de. Sorgulamayı da blirdik, hesap vermeye de açıktı yüreklerimiz.

Geleneksel aile terbiyesi ve toplumsal tabularımız vardı bizim, onların gölgelerinde yetiştirildik. Ayıp ve elalem vardı hep karşı cephede. Özümüzdeki uçarılıkla tabuların arasından tutunmaya çalıştık hayata beynimizle, kalbimizle; serde gençlik vardı zira. Ve bu çerçeveler içerisinde kendimizi, birbirimizi aydınlatmaya çalışırdık daima. Grup çalışmalarımız vardı bizim, grup sohbetlerimiz de illa ki. Bitaraf olmamak fikir sahibi olmak zorunda olduğumuzu bilirdik.. Zira bilirdik ki bitaraf olan bertaraf olurdu. İdeallarimiz de vardı mutlaka. Bu idealler uğruna taraf olduğumuz durumlarda zorda kalmazdık, okurduk zira. Çok okurduk hem de. Körü körüne , saçma sapan, yavan değildi muhabbetlerimiz, savunabilmek için görüşlerimizi, bilmek gerektiğini biliyorduk. Okurduk, düşünürdük, tartışırdık. En çok bilene duyulurdu hayranlık, en iyi giyinene, telefonu, evi, arabası en iyi olana değil...

Sanal kokulu olmayan sevdalarımız da oldu bizim mutlaka. Sabuk köpüğü gibi de değildi o zaman sevdalar. O tabuların içerisinde, aile terbiyemizin ışığında yaşadık sevdalarımızı. Bekledik, özledik, düşündük... Burcu burcu özlem kokardı sevdalarımız, ulaşamazdık zira.Tüketmedik, tüketemezdik hızla, tüketmek için elimizde aletlerimiz de yoktu zaten. İletişim de öyle tuşlarla, tellerle olmuyordu, zordu ulaşmak ama, sıcak sıcak, içtendi daima. Slm, nbr, kib'den oluşmazdı paylaşımlar, günlerce yolu gözlenen postacının çantasındaydı, sonrasında da yastık altında saklanan o  sayfa sayfa yazılan mektuplar... Emek verilirdi sevdalara, çok zor elde edilirdi çünkü o zamanlarda. Bir an perdenin aralığından görebilmek için dört dönerdi evlerin etrafında sevdalılar... Suya yazılan şimdinin aşklarıyla boy ölçüşmemek için o mektuplarla birlikte küflü, kesif kokulu sandıklarda kaldı o sevdalar. Yardık sevenlerimize biz, yarimizdi bizim sevdiklerimiz... Şimdilerde birbirine "Yarım" diyen kaldı mı acaba? Yoksa sadece bedenler mi yaşıyor, tuşların marifetiyle olgunlaşan ve gelişen o hayvani o yabanıl olayı...

Bir bir yitirdik bütün değerlerimizi, önce ar damarlamız çatladı, sonra duvarlarımız, şimdilerde enkaz kaldırma çalışmaları yapıyoruz hep birlikte. Tüketmeyi hedef alarak, üretimle hiç alakası olmayan nesiller var şimdi vitrinlerde, kendi sivrilttiğimiz kazıklar kendi gözümüze battı. Tabuları da yıktık, duvarları da. Sapla saman karıştı biribirine, ayırmaya çalışmaktayız şimdi. Sancılı bir nesildik biz, düşünen sorgulayan. Şimdilerde düşünüyorum da ne tatlı bir sancıymış o, acaba şimdiki gençliğin sancısı ne?

Manevi değeri olan herşeyi ucuzlattık, hatta bir alana bir bedava. Madde en pahalısı herşeyin belkide bir müzayede de açık artırmada. Onur, gurur olmazsa olmazımızdı bizim. Güven duyardık mutlaka, şimdilerde güven sadece bir  isim mi acaba?

 

 

 

N.D.ÖRS

2013 Bilecik

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MAZİDEKİ SEVDALI GÜNLERE GÜZEL BİR YOLCULUK OLMUŞ.

Kerim Korkut 
 21.07.2013 11:20
Cevap :
Çokk teşekkürler arkadaşım.Sevgi ve muhabbetle...  22.07.2013 23:16
 

Değerli insan, artık şu düzende insanlar paranoya içinde yaşar oldu. Korku, endişe aldı başını gidiyor. Sevgi ve saygının anlamı neredeyse unutulmak üzere. Aynı pencerelerden bakabilmeyi öğrenmek yerine bir bencilliktir gidiyor. Selamlar...

rukiye orhan 
 21.03.2013 21:54
Cevap :
İşte aynen böyle bir bir yitirdik birşeyleri. Teşekkür ediyorum ziyaretinize, selamlar, sevgiler.  23.03.2013 10:15
 

Değerli yazarım Ersin Bey; Yazımı yoruma değer bulup yorumladınız ve anında cevap yazdım, fakat nedenini bilmediğim bir şekilde bir yerlere takıldı cevabım.İlginize teşekkür ediyorum, selam ve sevgilerimle...

Nuray Ors 
 11.01.2013 14:01
 

Eskiden "sindire sindire" yaşanırdı herşey... Bilinçli yapmazdık da bunu, "kendiliğinden" ZAMANA DA HAKETTİĞİ O FIRSATI vermiş olurduk! Daha yavaş, daha tarta tarta, DÜŞÜNCE, DUYGU VE AKIL "HIZIYLA" "EŞDEĞER" YAŞARDIK!! Şimdilerde ise aceleye, hıza, telaşa, bir koşturmacaya yenik düşmüş durumda sadece sevdalar değil, dostluklar, her türlü yaşadığımız, yaptığımız herşey. Zamana yenik düşmüş, zamana hak tanımamış durumdayız. Ve böylece egolara da yenik düşmüş durumda tabii insanlar. Çabuk, çabuğuz hep, hep birşeylere yetişir, yetişmek zorunda gibi bir hallerle ÇEVRELENMEKTEYİZ.Öncelikli olan kendi işimiz, kendimiz! Oysa kaçan hiçbir şeyler de yok,fırsatlardan ve AKIL'dan başka! Zamana vermemiz gereken hakkı/fırsatı vermeyip, bunu vermeyince de tüketmiş oluyoruz, BOMBOŞ GEÇMİŞ OLUYOR ASLINDA "ZAMAN"! Çünkü tüketirken de o HIZLA, o acelecilikte, telaşta çok doğaldır ki hiç farketmiyor bile de "asıl" kendinin tükendiğini, kendisini tükettiğini İNSANLIK! Yerinde bir sorgulamaydı, sevgiler...

Filiz Alev 
 11.01.2013 7:57
Cevap :
Ahir zaman dedikleri bu olsa gerek Filiz'cim, haklısın nasılda hızla geçiyor zaman, çalıştığım dönemlerde pazartesiyle cuma arasında şaşırıp kalırdık "daha dün hafta başıydı" diye.Bu geçen zaman içerisinde yokettiklerimizi farketmedik, çağa ayak uydurmak derken, çağ bizi kendisine uydurdu.Önemseyerek yazdığın bu değerli yorumun için teşekkür ediyorum, canımsın.Sevgilerimle...  11.01.2013 13:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 899
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1545
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

Yaşamayı seven, yaşamı dürüst ve içten yaşayan, evi, eşi ve iki yavrusunun annesi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster