Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
795
 

Hangi Kürdistan?

Hangi Kürdistan?
 

Biz, hepimiz kardeşiz!


Hangi Kürdistan?

Kürdistan sözcüğü ilk kez ‘resmi otorite’ olarak T.C. Devleti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Diyarbakır’da Irak’ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Başbakanı Barzani’nin de katıldığı açık hava toplantısında telaffuz edilmiştir.

Başbakan Erdoğan’ın bu söyleminden referans ve güç olan BDP’li komisyon üyelerinin Türkiye’nin Doğu-Güneydoğu bölgesini Kürdistan olarak tanımlaması üzerine 2014 Bütçe Kanunu Tasarısı’na da Kürdistan sözcüğü girdi.

Kürdistan, (Arapça: KurdistânFarsça: KordestânKürtçe: Kurdistan olarak adlandırılır.    

Kürdistan, Kafkaslar’ın güneyi ve Orta Doğu’da, Ermenistan, Irak, Suriye ve Türkiye’ye ait toprakların bir kısmını kapsayan coğrafi bölgeyi oluşturmaktadır.

Siyasal açıdan ‘özerk,’ ‘federal’ bir bölge olarak uluslararası platformda resmi olarak tanınan tek bölge Irak’ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi’dir.

Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar emperyalist devletler, toplumun farklı ‘etnik orijinleri,’ ‘kültürleri’ arasına nifak tohumları atmış, her fırsatta ‘merkezi yönetime’ düşmanlık beslemelerine neden olmuştur.

Buna rağmen T.C. Devleti Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ‘Yurt’ta Barış Dünya’da Barış’ felsefesini farklı ‘etnik orijinler’ ile ‘birlikte, bir arada yaşama’ felsefesine dönüştürmüştür.

Tarihin sararmış yaprakları arasında dolaşırsak; ‘hangi Kürdistan?’  olacağı daha yerinde ve doğru bilgilerle anlaşılacaktır.

Padişah Vahdettin İngiltere’nin kendisine ‘halifelik’ makamında destek olması karşılığında 30 Mart 1919’da Doğu’da ‘Bağımsız Kürdistan Devleti’nin kurulmasını kabul etmiştir.

İngilizler Kürdistan diye adlandırılan coğrafi bölgedeki zengin petrol kaynaklarını ele geçirmek amacıyla Türklere karşı İngiliz – Kürt işbirliğini oluşturdular.

Tarihi boyunca emperyalist güçlerin en yayılmış olanlarından Büyük Britanya İmparatorluğu(İngiltere) bir yandan ‘Kürt’ kimliğini ‘millet’ olarak tanımaz iken; diğer yandan ‘self determination’(kendi kaderini tayin hakkı)  umuduyla Kürtleri Mustafa Kemal’e ve Türklere karşı kullanmıştır.

19 Eylül 1919’da ise, Mustafa Kemal, Malatya’daki 15. Alay Komutanı İlyas Bey’e; “Bu sebeple Kürtlük cereyanına o taraflarda asla müsait zemin bırakılmaması lazımdır. Kürtlük cereyanının kökünden sökülüp atılması pek mühimdir” içeriğinde genelge yollamıştır.

Ayrıca 26 Eylül 1919’da Mustafa Kemal’in talimatlarıyla; Temsil Kurulu, İngilizler hesabına çalıştığını ileri sürdüğü Arapgir Kürdistan Derneği’nin kapatılması için Elazığ Vilayeti’ni uyarma kararı aldı.

 

Mustafa Kemal’i çığ gibi büyüyen ‘dev’ görmeye başlamışlardır. Kürtler’in tüm umutlarını İngilizlere bağlamış olmaları  ‘korku dağları aşırmıştır.’

Böylece Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ‘yerli piyonlar’ karşısında verdiği mücadelede tarih boyunca ‘soykırım’ anlamında Türkler suçlanmışlardır.

T.C. günümüze kadar başta İngiltere, Fransa ve İtalya olmak üzere emperyalist devletlerin Türkiye halklarını birbirine düşürme oyununa gelmemiştir, gelmeyecektir !..

14.12.2013, İzmir, Türkiye

Not: Fotoğraf Alıntıdır.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Emperyalist güçlerin sadece kendi çıkarları çerçevesinde davranmaları doğaldır da, bunu görmesi gereken insanlar neden görmez ve tepkiyi gerçek anlamda koymaz bunu anlamak mümkün değildir. Saygılarımla...

hssensoz 
 14.12.2013 14:48
Cevap :
Merhaba, çünkü Onlar emperyalist güçlerin ya 'işbirlikçisi' ya da 'piyonu' oluyorlar Her iki grubun da ortak paydası 'bireysel çıkarlarıdır. Selam ve saygılarımı iletirim ...   15.12.2013 14:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 414
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 876
Kayıt tarihi
: 27.11.11
 
 

1951 Muğla doğumluyum. Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi'ni 1974 yılında bit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster