Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2438
 

Hayatı bir oyun gibi yaşamak...

Yaşama başladığımız an, o ilk doğduğumuz gündür. Hayatla mücadelemiz o ilk gün başlar. Acaba o dünyaya gözlerimizi ilk açtığımız an sevindiğimiz için mi yoksa üzüldüğümüz için mi ağlarız? Ya da o ilk ağlayış dünyaya geldiğimizi duyurmak için midir?

Yaşadığımız hayatı ne zaman anlamaya başlarız? Çocukluktan çıkıp hayatın sorunlarını ne zaman keşfederiz? Bize verilen ilk cezayla mı, verilen ilk sorumlukla mı?

Bizlere öğretilen yaşam, insanların zaman içinde kendilerinin oluşturdukları, yazılı olmayan kurallara bağlı bir hayat, belki de dayatmalardan oluşan bir yaşam değil mi? Uymadığımız zaman yasalarla değil ama insanların dışlaması ile yargılanırız. Peki öğretilen tarzda yaşarken ne kadar mutluyuz? Hayatın, yaşamanın en güzel ve en değerli tarafı mutlu olmak haz duymak değil midir?

Hayatın gerçekleri diye istediğimiz gibi bir hayat süremeyiz. Hayatı hep ağır bir yük olarak sırtımızda taşırız. Hayatı bir oyun gibi görsek yaşamımız nasıl değişir hiç düşündünüz mü? Sonuçta bu dünyada misafir olarak yaşıyorsak, bir gün hayatımız sona erecekse ağır bir yük taşımak yerine kurallarını kendimizin koyduğu bir oyuna çevirsek yaşamı...

Hayatı bu kadar ciddiye almasak mesela.. Sorunları çözülcek bir oyun, bir bilmece olarak görsek.. Hepimiz oyun oynamayı, bulmaca çözmeyi severiz. Oyun oynarken eğleniriz, stresten uzak kalırız. Oyun içinde oluşan sorunları, problemleri nedense hep kolay çözeriz. Çünkü bir ciddiyeti yoktur. Çözmemek bizi sıkıntıya sokmaz. Strese girmeyiz. Stresli iken göremediğimiz çözümleri daha rahat görürüz. Aslında çözümler her zaman en kolay yoldan olur ve yanı başımızda dururlar.

Mutlu olmak istiyorsak hayatı bir oyun olarak görmeliyiz. Oynamamız gereken bir oyun... Nasıl bir oyun olacağı sizin hayal gücünüze, düşüncelerinize, kişiliğinize kalmış. Bu oyun sizin oyunununuz. Başrolde siz varsınız. Yönetmen sizsiniz. Kuralları siz belirliyorsunuz. Hayatınız için bir oyun hazırlayın ve yaşamaya başlayın. Belkide mutluluk kapınızda , bir oyunda gizli ve sizin kapıyı açıp oyunu başlatmanızı bekliyordur, ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Budha'nın felsefelerinden biriydi; "mutsuzluğu yok etmek istiyorsanız, mutluluğu da yok etmeniz gerekir." İlk bakışta insan sırtını dönebilir bu felsefeye ama aslında yanlış bir yaklaşım olduğu da söylenemez. Herhangi bir şeyi değerlendirebilmek için referans noktasına ihtiyacımız var. İyi diyebilmek için zıt kutbu kötülüğü bilmek gibi örneğin... Budha neyi düşündü, neyi anlattı açıkçası çok ilgilenmiyorum ama ne mutluluk oyununa soyunmak ne de mutsuz olmak için bitmek tükenmek bilmeyen bir hırsla hayatı yetirememek mantıklı geliyor bana. Çıkış yolu, nötr kalabilmek ve olduğu gibi kabul etmekten geçiyor sanki. Yaşam boyu öğrenmek güzel bir ideal olabilir. Öğrenebilmek için de (sizin de yazdığınız gibi) hayatın içinde karşılaştıklarımıza gereğinden fazla önem vermemek yeterli olabilir. Ve belki ilk başta insan oğlu ve kızı olarak kendimizi gereğinden fazla ciddiye almamayı öğrenmeliyiz. Hata da bizim, çekip çıkartığımız doğrular da... Bence bu dünyaya hata yapıp öğrenmek için geldik.

Alpay BELLİSAN 
 05.09.2006 15:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 2854
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Memur olduğum için Türkiyenin çeşitli illerini gezmekteyim. Yaşamı seven, hayatını daima daha iyi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster