Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '12

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
267
 

Hayvancılığımızda Stratejik Planlama Var mı?

Hayvancılığımızda Stratejik Planlama Var mı?
 

Süt İnekleri Kasaba mı Gidecek?


 

Ülkemizde planlı kalkınma dönemi 1961 yılında Devlet Planlama Teşkilatının kurulması ile başladı. Böylece klasik kalkınma felsefesi devlet hayatımıza girdi. 1961 yılından bu yana DPT yaptığı planlama çalışmaları ile devletin, bürokrasinin göz bebeği olmuştu.

Tüm devlet kuruluşları kendi ve ülke ihtiyacı olan yatırım, personel vb harcama miktarlarını DPT ‘na bildirdiğinde DPT’de devletin bir sonraki yıl ayıracağı genel bütçe çerçevesindeki ‘’ istekler ‘’ içinde bir seçim yaparak global yatırım bütçesine meclise sevk eder ve meclis de bütçe kanunu çerçevesinde tıraşlayarak veya ekleme yaparak kabul ederdi. Bunun haricinde kalkınma planları hazırlardı

5018 sayılı kanuna göre resmi kurumların kendi planlamalarını planlı dönemler halinde ‘’ stratejik plan ‘’ yapma zorunluluğu getirilmiştir. Bunu sağlayan da 5018 sayılı ‘’ Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ‘’ olmuştur. 5018 sayılı kanuna göre her kurum kendi stratejik planında hedeflerini, hedeflerine nasıl ve hangi kaynaklar ile ulaşacağını DPT’ nin bağlı olduğu kalkınma bakanlığına bildiriyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının kamuoyuna sunduğu 2023 yılı vizyonuna inanabilmemiz için inandırıcı bir stratejik planlarının olması gerekirdi.. Konumuza devam edelim.

Eski klasik planlama anlayışı planlama vizyonunu yıllık ve 5 yıllık dönemler halinde ortaya koyarlar. Stratejik plancılar ise;  yıllık, planlı dönemler (kanun gereği  4 yıl) halinde ortaya koyarlar iken ayları, günleri dahi ‘’ eylem planları’’na koyarlar… Bu eylem planlarında karşılaşılacak riskler ve risklerin nasıl bertaraf edileceği de öngörülür ve yazıya dökerler.  

Beklenmeyen bir kriz anında ise o kriz konusuna yönelik bir ‘’iyileştirme planı’’ yapılır. Bu iyileştirme planında ise kaynakların ne kadar ve ne sürede transferinin sağlanacağı hesaplanır ve tüm bunlar kamuoyunun bilgisine sunulur..

2010 yılı mart ayında et fiyatlarının yükselmesi karşısında  canlı hayvan ithalatının yapılması ile ilgili medya haberlerini ithalat lobisi pompaladığında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Mehdi Eker ‘’ hayvan sayısı yeterlidir ‘ ’dedi. Bir ay sonra sadece Et balık Kurumu’na sınırlı sayıda canlı hayvan sınırlı tonajda, öngörülen tarihte  son bulacak ithalat yetkisi verildi. Agustos 2010 tarihine gelindiğinde et fiyatlarının öngörüldüğü gibi inmemesi üzerine özel sektöre de sınırsız, gümrük vergisiz et, canlı hayvan ithalat yetkisi verildi. Et ithalatındaki gümrük vergilerinin daha sonra çok az yükseltilmesi ile halen devam ediyor. Keza canlı hayvan ithalatı da devam ediyor. 2010 yılında et, canlı hayvan ithalatının başlaması ile hayvancılık sektöründe iyileştirme sağlamak maksadı ile hayvancılık yatırımları, çiğ süt-damızlık sığır yetiştiriciliği yatırımları sıfır faizli yatırımlar   plansız, sınırsız bir şekilde devam etmekte olduğundan ne gariptir ki-bu garipliği biz biliyoruz- et fiyatları 2009 yılındaki seviyelerine indirilemez iken çiğ süt fiyatları yükselmiyor, düşüyor, bürokrasinin rica minneti ile sabit tutulmaya çalışılıyor.. Çiğ süt üretiminde Dünya’nın 15. Ülkesi olmak ile övünülür, kişi başı süt tüketiminin azlığı görülmek istenmez iken et ve canlı hayvan ithalatı yapan bir ülke konumundayız. Çiğ süt üretiminde Dünya’da 15. Sırada oluşumuz ile övünmede pay sahibi politikacılar değil tarımsal nüfus oranımızın halen yüksek olmasıdır. Tarımsal nüfusun yüksek olması bilinenin aksine avantajdır. Bunun avantaj mı dezavantaj mı olduğu çok ayrıntılı bir konu olduğundan başka bir yazımızda ele alabiliriz..

2010 yılından bu yana devam eden hayvan, et ithalatı hayvancılığımız ve bu hayvancılığımızı yöneten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı için bir ‘’ Kriz ‘’dir. Krizin boyutu son iki yılda ülkemize yapılan ithalat ile 2,2 milyar TL’ hayvancılık desteklerinin artışındaki farklar 2 milyar, sıfır faizli krediler 1 milyar TL olmak üzere ülkemize toplam 5 milyar Türk Lirasına mal olmuştur.

Geçtiğimiz günlerde DPT eski planlama uzmanı, eski Sanayi bakanı İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Kenan Tanrıkulu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı sayın Mehdi Eker’e verdiği soru önergesindeki sorular içinde yazdığımız bu konuya ışık tutan aşağıdaki sorusunu lüften okuyalım: 

Soru: 8-) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereğince 31 Mart 2012 tarihine kadar Kalkınma Bakanlığı’na gönderilme zorunluluğu bulunan 2013-2017 planlı dönem Stratejik Plan çalışmalarınızın hangi döneminde, hangi yılında Türkiye hayvancılıkta kendi kendine yeterli ülke haline gelebilecektir. Cari açığı da tetikleyen et, besilik, kasaplık canlı hayvan ithalatının ne zaman duracağı bu çalışmada yer alacak mıdır? Değilse; 2013-2017 planlı döneminde gerçekleştirilecek et, canlı hayvan, besilik hayvan ithalatının toplam malî portresinin ne kadar olacağı, plânda ne şekilde yer almıştır.(27.03.2011)

Ülkemizde tüm hayvancılık sektörü, sıfır faizle damızlık sığır üretim, besi hayvancılığı tesisi kuranlar, deli danalı, virüslü ithal et yiyen tüketiciler, TBMM üyesi Sayın Tanrıkulu’nun yukarıdaki sorusunun cevabını beklemektedirler.

https://groups.google.com/group/cigsutureticileri?hl=tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1931
Kayıt tarihi
: 21.02.10
 
 

Dünya'da ekmekten sonra ikinci ÖNEME sahip gıda olan SÜT ve SÜT Ürünlerinin; 1-Her türlü pake..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster