Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
13178
 

Hindistan:Kast değil, kastlar ülkesi...

Hindistan:Kast değil, kastlar ülkesi...
 

Tac Mahal:Hindistan'ın abide eseri


Çağımız insanı “toplumsal akışkanlığı” (social mobility) doğal bir olgu olarak kabul eder ve inanır. Bu nedenlede bir toplumda yaşayan herkesin istediği mesleği yapabileceğini, istediği toplumsal statüyü, istediği siyasal hakları elde edebileceğini düşünür. Oysa bu düşünce tarihte her zaman ve heryerde benzer şekilde bir evrime tabi olmamıştır. Günümüz dünyasının toplumsal hiyerarşik yapısı değişik toplumsal yapılarda değişik evrim süreçleri yaşamıştır. Günümüz Hindistan’ında halen varlığını devam ettiren statik toplumsal hiyerarşik yapıda toplumsal akışkanlık kavramının bir anlamı yoktur. Bireyler toplumsal durumlarını ifade eden ve kast[1] olarak adlandırılan sınıfların içinde doğarlar ve bu durumlarını değil değiştirmek, düşünmeleri bile söz konusu olamaz. Bu durum çocukları içinde geçerlidir. Kast ezelden ebede bireyin değiştiremeyeceği toplumsal bir pozisyondur. Ancak kast sistemi bile Hindistan toplumsal yapısında ehven-i şer tercih edilebilecek bir durumdur. Çünkü Hindistan sadece “bir kast yada kastlar ülkesi” değil, bununda ötesinde kast-dışı sınıflarında (nasıl bir sınıfsa) bulunduğu bir ülkedir.


Kast dışı sınıflar Hindistan’da “dokunulmazlar” (untouchables) yada “Dalits” olarak adlandırılırlar. Bunlar Hindistan’ın liderlerinden Mohandas K. Gandhi’nin tabiriyle “Tanrı’nın çocukları” anlamına gelen “harijan” olarak adlandırılırlar. Harijan (harajin), geleneksel Hindistan toplumunda kast sisteminin dışında bulunan kişidir. Bu kast dışında bulunan “harijan”’lar ancak uzun yıllar sonra anayasaya (1951) girebilmiş ve böylece resmi sıfat kazanmış bulunan “listelenmiş kastlar” dır. Dalit’in anlamı ise “ezilmişler ve kırılmışlar” demektir. Dalit, son yarım yüzyılda Hindistan’da öne çıkan kelimelerden birisi olmuştur. Dalit kelimesi bu anlamda zulüm ve baskıya karşı köklü olarak farklı bir tepkiyi yansıtmaktadır.

Resmi olarak dokunulmazlar sınıfı yasa dışı ilan edilip, anayasal sisteme girsede fiili anlamda yüzlerce kastın (yada jatis) bulunduğu Hindistan’da nüfusun en az %14 ‘üne[2] yakınını “dokunulmazlar” oluşturmaktadır.

Kast değil, kastlar...

Şimdi de kast kurumunun temelini oluşturan Brahman hukukunda kast kavramını daha yakından incelemeye çalışalım.


Hindistan’da Brahman hukukunun temelini oluşturan kast kurumudur. Hindistan’da toplum yapısı, toplumsal durumları hak ve görevleri bakımından birbirinden tamamıyla farklı kastlara (caste) bölünmüştür. Bu kastlar Avrupa’nın ilk ve orta çağlarındaki toplumsal sınıflardan farklı sınıflardır. Kastlar birbirlerinden tamamıyla ayrılmış, birbiriyle evlenmeleri, bir kasttan diğerine geçmeleri kesin surette yasak olan sınıflardır. Kastlar kapalı sınıflardır. Belirli bir kasta bağlanma ırsidir, zorunludur ve sona ermesi mümkün olmayan daimi bir durumdur.


Hintlilerin inanışına göre kastların kökeni ilahidir. Brahmanlar (Brahmin), Brahma ismindeki yüksek tanrılarının “ağzından”, Kshatriyalar “kolundan”, Vaishyalar “budundan”, Sudralar ise “ayaklarından” yaratılmışlardır.

Brahmanlar (Brahmin)

Manu Yasalarına göre Brahman kelimesi uğur ve mutluluk demektir. Brahmanlar, ruhani işlerle görevli en yüksek sınıftır. Bunların toplumsal vazifeleri kendi kutsal kitapları olan Veda’ları (hintlilerin tanrılarına hitaben söylenen dua ve yakarışlardan oluşan kutsal şiirleri) incelemek, yorumlamak ve kendi dinlerinin eğitim ve öğretim işleriyle uğraşmaktır. Brahmanlar 20 yıl süren bir eğitim görürler. Bu eğitimden sonra öğretmen olan Brahman, hayatının geri kalanının büyük kısmını Brahman ve Kshatriya sınıflarına mensup gençlere Brahman dininin esaslarını öğretir. 30-35 yıllık bu öğretmenlikten sonra ömürünün son kısmında ise eğitim ve öğretim işlerini bırakıp ormanlara çekilerek münzevi bir hayat yaşar. Bütün zamanını felsefi ve dini düşüncelere verir. Brahmanların esas görevleri dini işlerde bütün kastlara rehberlik etmektir. Bu görevleri, okumak, okutmak, ilahlara kurban sunmak, başkaları tarafından yapılan kurban sunumlarında törenlere başkanlık etmektir.


Brahmanların politika ve ticaretle uğraşmamaları esastır. Buna rağmen toplumsal yaşamın her alanındaki yüksek nüfuzlarından dolayı dinle ilgili kanunlar çıkarılacağı zamanlarda Brahmanlara danışılması ve bazı adli mahkemelerde Brahman ruhanilerin bulunması gerektiği zamanlarda dini otorite olarak bütün diğer sınıflara hakim bir çok imtiyazlara sahip en yüksek sınıftır.

Kshatriya (Kshatriyas-Kşatrya)

Manu Yasalarına göre Kshatriya kelimesi kudret ve koruma demektir. Askeri ve yönetici soylu sınıftır. Bu kast Brahmanların altında yeralan ikinci sınıf kasttır. Bütün subay ve komutanlar, askeri ve yönetici memurlar bu sınıftan çıkar. Kshatriya sınıfının görevi bir yandan ülkenin savunması, diğer yandan idaresidir. Ülkeyi savunmak, hayır işleriyle ilgilenmek, ilahlara kurban sunmak, kutsal kitapları okumak, dünyevi hazlardan uzak durmak bu sınıfın önemli görevlerindendir. Brahman dininin akidelerine göre Kshatriya sınıfı Brahman sınıfının himayesi olmaksızın refah ve mutluluk bulamaz. Brahmanlarda Kshatriyasız yükselemez. Ruhani sınıf askeri sınıfla birleşirse hem bu dünyada hemde ahirette yükselirler. Kshatriya sınıfına mensup olanlarda gençliklerinde Vedaların kendi sınıflarına ait kısımlarını öğrenmekle yükümlüdürler.

Vaishya (Vaysya-Vaisyas)

Brahman ve Kshatriyas kastlarından sonra gelen üçüncü kasttır. Manu Yasalarına göre Vaishya kelimesi servet ve cömertlik demektir. Vaishya ziraat ve ticaretle uğraşan sınıftır. Bütün üretim ve mübadele işleri bu sınıfın elindedir. Ekonomik hayatı bu sınıf yönetir. Brahman dini esaslarına göre bu sınıfın vazifesi, ziraatle ve ticaretle uğraşmak, hayvan yetiştirmek, sadaka vermek, ilahlara kurban sunmak ve kutsal kitapları okumaktır.

Sudralar (Sudras)

Manu Yasalarına göre Sudra kelimesi ise zillet (hakirlik – aşağılık) ve itaat demektir. Bu kast ise Hindistan kast sisteminin dördüncü düzeyine takabül etmektedir. Bu kast, toplumda en ağır işleri görmekle yükümlü bir sınıftır. Bir Sudra bütün yaşamı süresince kendisinden yüksek diğer üç yüksek kast çalışmaya mahkumdur. Bunlar haklardan yoksun, durumları esirden çok az farklı mazlum bir sınıftı. Bu kasta karşı din adına yüksek kastlar tarafından yapılan zulüm ve gadrin her türlüsü meşru sayılırdı.

Paryalar (Pariah)

Paryalar ise bu dört düzeydeki temel kastlara kabul edilmeyen, giremeyen kast-dışı sınıfı oluşturur. Bu nedenle bu sınıfa “dokunulmayanlar” sınıfı (Untouchables - Harijan - Dalit - haric-ez sınıf) denmektedir. Başka bir deyişle dokunulmayanlar sınıfı “fiziki anlamda dokunulmaması gereken” anlamında aşağılanan bir sınıfı oluşturmaktadır. Paryalar, hukuki ve toplumsal bakımdan en mazlum, en mağdur sınıftır. Sudralar, toplumsal mevkileri çok aşağı olmakla beraber hukuk tarafından tanınmış bir sınıftır ve dolayısıyla toplumsal mevki sıralamasında bir yeri vardır. Paryalar ise tamamıyle hukuk dışında kalan bir sınıftır. Manu Yasalarına (Code of Manu) göre Paryalar köy ve kasaba dışında oturmalıdırlar, eşek ve köpekten başka hayvana sahip olamazlar, ancak ölülerden kalan elbiseleri giyebilirler, sadece kırık kaplar kullanabilirler, bir yerde uzun süre kalamazlar, geceleri şehir ve köylerde dolaşamazlar. Gündüz iş için kentlere geldikleri zaman üzerlerinde Parya olduklarını gösteren alametlerle dolaşmaları gereken bir sınıftır. Akrabası olmayan kişilerin cenazelerini kaldırmakta Paryaların görevleri arasındadır. Hindistan’da Sudra ve Paryalardan başka esirlerde vardı. Esirlerin hukuki durumu Sudralardan daha iyi idi.

Fehmi Dinçer

Ankara 2008

Foto: http://wikimapia.org


[1] İngilizce’de sınıf anlamına gelen “class” kelimesininde kökeni Hindistan toplumsal yapsındaki sınıfları belirtmek üzere kullanılan kast (caste) kelimesinden kaynaklanmaktadır.

[2] Katelyn Coyle’ye göre ise nüfusun %25’ini oluşturmaktadırlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fehmi Bey, yazılarınızı gerçekten çok özgün, özverili, emeğe dayanan yazılar olduğunu düşünüyorum. Teşekkür ederim.

Fikri SELİM 
 30.03.2012 21:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 5251
Kayıt tarihi
: 23.03.07
 
 

1959 yılında Fertek - Niğde'de doğdum. Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster