Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '09

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
657
 

Hücrenin tamamı var olmadan protein var olamaz

Hücrenin tamamı var olmadan protein var olamaz
 

Hücre, İstanbul Şehrinden Bile Daha Karmaşık Bir Yapıya Sahiptir...


Bugünlerde "Hücre" ile ilgili birçok kitap okuyorum. Canlılığın nasıl başladığı ile ilgili ciddi araştırmalar yapıyorum. Önceki yazılarımı okuyanlar bilir "bir tane" proteinin oluşma ihtimali bile 10 üzeri 950 iken(yani 10 rakamının yanına 950 tane sıfır konulması, matematiğe göre bu imkansızlık demek) evrimciler bu ihitmali tesadüflerle açıklıyorlar(şimdilerde tesadüf kelimesinin yerine anlamsız kavramlar koyabiliyorlar.) Birşey ya tesadüftür ya değildir. Bir de son günlerde ünlü evrimci Dawkin'in ortaya attığı "kendi kendini kopyalayan molekül" iddiasının geçersizliğinden bahsetmek istiyorum.

Darwinist demagojinin önemli bir özelliği tüm kompleksliğine rağmen, yaşamdaki her şeyi basit göstermeye çalışmak olduğundan, Darwinistler, hayatın başlangıcı konusunu da hep basite indirgeme eğilimindeler. “Çamurlu suda hücre oluştu”, “DNA kendi kendine oluşup çoğalmaya başladı” gibi hikayelerin temelinde yatan sebep de budur. Darwinistler bu yolla insanları daha kolay aldatabileceklerini düşünürler. Fakat kendileri de çok iyi görmüşlerdir ki, olay artık bu aldatma safhasını çoktan geçmiştir. İnsanlar artık, yalnızca tek bir proteinin bile kendi kendine oluşamayacak kadar üstün bir kompleksliğe sahip olduğunu bilmekle kalmamakta, aynı zamanda bir proteinin, bir DNA’nın veya RNA’nın ya da hücrenin küçük büyük herhangi başka bir parçasının HÜCRENİN TAMAMI OLMADAN HİÇBİR İŞE YARAMADIĞINI DA bilmektedirler.
Bu gerçek, Darwinist yenilgi açısından çok önemlidir:


- Tek bir proteinin oluşması için DNA gerekir

- Protein olmadan DNA oluşamaz

- DNA olmadan protein oluşamaz

- Protein olmadan protein oluşamaz

- Tek bir proteinin oluşması için 60 ayrı protein gerekir

- Bu proteinlerin bir tanesi bile eksik olsa protein var olamaz

- Ribozom olmadan protein oluşmaz

- RNA olmadan da protein oluşmaz - ATP olmadan protein oluşmaz

- ATP’yi üretecek mitokondri olmadan da protein oluşmaz.

- Hücre çekirdeği olmadan protein oluşmaz

- Sitoplazma olmadan da protein oluşmaz

- Hücredeki organellerden bir tanesi eksik olsa protein oluşamaz

- Hücredeki bütün organellerin var olması ve çalışması için de proteinler gereklidir

- Bu organeller olmadan da hiçbir şekilde protein olmaz.

Bu sistem, bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan diğeri olamaz. Tek bir parçası var olsa bile, sistemin diğer parçaları olmadan bu parça hiçbir işe yaramaz. Kısacası, BİR PROTEİNİN VAR OLMASI İÇİN HÜCRENİN TAMAMI GEREKİR. Hücre, bugün incelediğimiz ve çok az bir kısmını anlayabildiğimiz mükemmel kompleks yapısı ile var olmadığı sürece, TEK BİR TANE BİLE PROTEİN MEYDANA GELEMEZ. Bu protein kendi kendine oluşsa bile (ki bu imkansızdır), hiçbir işe yaramaz. Tek başına etrafta dolanır ve ölür. Dolayısıyla, Dawkins’in “kendi kendini kopyalayan molekül” iddiası, olağanüstü derecede saçmadır ve yalnızca insanları aldatmaya yöneliktir. İNSAN HÜCRESİNDEKİ HİÇBİR MOLEKÜL, BAŞKA HİÇBİR YARDIMA İHTİYAÇ DUYMAKSIZIN, KENDİ KENDİNİ KOPYALAYARAK ÇOĞALABİLME YETENEĞİNE SAHİP DEĞİLDİR. Cambridge Üniversitesi’nden bilim felsefesi profesörü Stephen C. Meyer, Signature in the Cell (Hücredeki İşaret) kitabında bunu şöyle anlatmıştır:


DNA’nın yapısının ve işlevinin ortaya çıktığı 1950’li yılları ve 1960’lı yılların başlarını takiben, yaşama dair yeni bir radikal kavram gelişmeye başladı. Moleküler biyologların keşfi, DNA’nın yalnızca bilgi taşımadığıydı. Biyologlar DNA hakkındaki bu keşfin hemen sonrasında, canlı organizmaların genetik bilgiyi işleyebilmesi için sistemlere sahip olması gerektiğinden şüphelendiler. Bir diskin içine saklanmış olan dijital bilginin o diski okuyan bir cihaz olmadan işe yaramaz olması gibi, DNA’nın içindeki bilgi de hücre bilgi işlem sistemi olmadan işe yaramazdır. (Darwinist) Richard Lewontin’in belirttiği gibi “Hiçbir canlı molekül (yani biyomolekül) kendi kendine çoğalamaz... Hücreler ancak bir bütün olarak kendi kendine çoğalmak için gerekli makinelere sahip olabilirler... DNA, yardım alarak veya almayarak, yalnızca kendi kendisinin kopyasını çıkaramamakla kalmaz, aynı zamanda başka hiçbir şey ‘üretemez’... Hücrenin içindeki proteinler başka proteinlerden yapılmıştır ve bu protein oluşturan makine olmaksızın hiçbir şey yapılamaz.” 1

Bu açıklamalardan, son dönemlerde uzay dinine giren Dawkins’in açıklamalarının tutarsızlığı da bir kez daha ortaya çıkmıştır. Dünya, bir canlı hücrenin yaşaması için uzaydaki en uygun ortamdır. Ancak bu uygun şartlar bile, canlı hücrenin kendi kendine oluşabilmesine imkan vermemektedir. Dawkins, bu gerçek karşısında yeni bir çözüm arayışına girmiş ve kendi kendine çoğalabilen bir molekülün uzayda oluştuğunu ve daha sonra dünyaya geldiğini iddia etmiştir. Buradaki birinci açmaz, böyle bir canlı molekülün kendi kendine oluşamayacağıdır. İkincisi ise yukarıda belirtmiş olduğum gibi, canlı bir molekülün dünyada dahi kendi kendine çoğalabilme yeteneğine sahip olmadığıdır. Nitekim bütün bu açmazların farkında olan Dawkins de en sonunda böyle bir molekülün üstün bir akıl tarafından yaratılmış olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştır.2

1 Stephen C. Meyer, Signiture in the Cell, Harper One, 2009, s. 132-133

2 Ben Stein, Expelled “No Intelligent Allowed”, 2008, movie

http://www.evrimbilimdegildir.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evrimciler ayrıca www.proteinmucizesi.com/ sitesini detaylı olarak inceleyebilirler, o zaman nasıl tesadüfen oluşamayacağını görebilirler.

Ahmet Secer 
 30.12.2009 14:27
 

Evrimciler 10 sayısının yanına 950 tane sıfır yazıp bir dışarıdan baksalar çok iyi olacak, belki o zaman kendi elleriyle yazarlarsa daha iyi kavrarlar. Bir tek protein bile tesadüfen oluşamaz diyoruz, onlar tüm canlılık tesadüften ibaret deyip duruyorlar. Ama Dawkins sonunda uzaylılara sığındı. Gittikçe iyice yeniliyorlar. Çok güzel bir yazı, tebrik ederim.

Ahmet Secer 
 30.12.2009 14:25
Cevap :
Evet, 10 üzeri 950 rakamını düşünmek bile evrimin olmadığı için yeterli aslında. Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılar.  30.12.2009 17:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2392
Kayıt tarihi
: 01.11.09
 
 

Özel bir şirkette dış ticaret yetkilisiyim. İnternet üzerinden toplamış olduğum bilgileri, başkal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster