Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
299
 

I'm from Van...

I'm from Van...
 

I'm from Van


Yıllar yıllar önceydi (yaş 38’i bulunca “yıllar yıllar önceydi” diye başlayan cümleler kurma hakkı oluyor insanın). Üniversite sıralarını ısıtma turlarına yeni başlamıştık. İngilizce sınavıydı. Herkes kafasına göre rastgele bir sıraya oturmuştu. Ama birisi vardı, o rastgele oturmamalıydı. O, birinin peşindeydi; o nereye oturur ise ya bir ön sırasına, ya da arka sırasına oturmalı idi. Çünkü lisede Fransızca okumuş, kendi deyimiyle İngilizcesi “tınne” idi.

Sorular normaldi. Nihayetinde seviye belirleme sınavı gibi bir şeydi. Altı yıl eğitim verip (ortaokul ve lisede), yabancı bir lisan öğretemeyen eğitim sisteminin bir yılda lisan öğretmek gibi bir çabası elbette olamazdı.

 Her neyse, sorulardan biri şuydu;

 “Where are you from ?” (Nerelisin ?)

Herkes nereden geldiği ile alakalı olarak şu cümleyle başlayan cevaplar vermişti.

“I’m from …”. Bunlardan biri de Remzi isimli, onurlu, çalışkan Vanlı bir arkadaşımızdı. Türkçe, Kürtçe, Fransızca, İngilizce biliyor, ilerleyen dönemde de İtalyanca ve İspanyolca öğrenmek için çalışmaya başlayacak olan bir arkadaşımızdı. Her neyse, konumuz o’nun arkasında oturan Muşlu arkadaşımız Fatih’ti. Ağa koymuştuk lakabını.

Onun da cevabı aynıydı.

“I’m from Van.” Çünkü öyle sözleşmişlerdi, “Ben ne yazarsam aynısını yaz” demişti o’na Remzi.

Sözü şuraya getirmek istiyorum, o gün sadece Fatih Vanlıydı, bugün ise hepimiz. Bizi birbirimize bağlayan o kadar çok ortak noktamız var ki… Aynı Kemal Sunal filmlerini yüzlerce kez izler ve aynı iştahla güleriz. Mesela, bir Galatasaray – Fenerbahçe derbisi ne kadar seyir zevkinden yoksun olsa da Real Madrid – Barselona maçından daha fazla heyecanlandırır bizi. İbo ne kadar bizdense, Neşet de o kadar bizdendir mesela. Yılmaz Erdoğan’a aynı dilde güleriz. Kadir İnaır kadar Tatar Ramazan oluruz. Güney Kore’yi yendikten, Süper Kupa’yı Galatasaray aldıktan sonra aynı coşkuyla çıkmışızdır sokağa. 18 Ağustos 1999 sabahı ben nasıl uyanmışsam, yüreğim ne kadar yanmışsa eminim ki bu coğrafyadaki (belki dünyadaki) herkesin yüreği benden fazla yanmıştır.

Gelelim asıl konuya,

Ne demiş Müge ANLI;

“Oradaki vatandaşlarımızın ihtiyacı var. Ee, eğer bize de ulaştırırsanız hadi IMC de harekete geçsin çadır için orada da bir çok çadır üreten ee, değil mi kişiler var ben inanıyorum ki onlar da çadır göndereceklerdir. Zaten Kızılay ulaştırdı yardımlarını ama bu tek başına da olacak bir iş değil biz yine de vatandaşlar olarak  el ele vermeliyiz.

Şunu da söylemek istiyorum; "Her fırsatta küçücük çocuklara, küçücük çocuklar tarafından taş attırılan polisler ben dün izledim ilk olay yerine gelip müdahale edenlerdi. Mehmetçik bizim Sevcan’ı, gösterin Sevcan’ı, Sevcan’ın erkek kardeşi de Van’da askerlik yapıyor ona ve tüm askerlerimize hayırlı teskereler diliyoruz.

Dün akşam ulaşabildiler kardeşlerine onlar da şu anda abla biz enkaz kaldırma çalışmalarındayız diye haber verdi. Allah yardımcıları olsun. Allah da bu askerlerimize polislerimize zeval vermesin. Biz de onları hep böyle zor günde demeyelim normal zamanda da onlara taş atanların elleri kırılsın.

Dün vallahi oturduğum yerden de söyledim. Canımız istediği zaman boyuna taş atıyoruz kuş avlar gibi dağlarda vuruyoruz. Sonra bir şey olduğu zaman hadi mehmetçik gelsin hadi polis gelsin diyoruz. Biraz da dengeleri kuralım böyle zor günlerde ah canım cicim sonra kuş avlar gibi avlamayalım bunları o kadar öyle biraz da insanlar hadlerini bilsinler demek istiyorum.”

Bayanın yaptığı konuşma yazılı olarak bu. Dinlemek isteyenler için ise bağlantı adresi bu :

youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=I3qsM454b-0

Peki bu konuşma kümesi içerisinde, Kürt, Türk, Arap, Laz, Sırp, Ermeni v.b. ayrıştırıcı, etnik, dini veya ırksal betimleme var mı ? Bu kurulan cümlenin neresi ırkçı? Neresinde “mutluluk duyduğunu”, ”oh iyi oldu” dediği bir bölüm var? Nerede ima etmiş bunu? Aşağıda kurulan cümleler ile karşılaştırın bakalım, hangisi daha ırkçı, tehditkar veya faşizan.

Örnek1:

Başbakan Erdoğan'ın, diktatörlük yaptığını ileri süren Tuncel, "Diktatörlerin sonu belli. Sen de diktatörlükten vazgeç. Başbakan, tüm BDP'lileri tutuklayabilir, ama 20 milyonluk Kürt halkını tutuklayamaz. Gün geçtikte güçleniyoruz. Bizden korksanız iyi olur" diye konuştu. Açıklamanın ardından grup, olaysız dağıldı.

Kaynak: 2023istanbul.com/haber/8898/bdpli-gudubet-vekil-tehdit-etti-bu-ulkeyi-daha-buyuk-savasa-suruklemeyin.html

Örnek2:

Aysel Tuğluk, “15 Haziran tarihi son derece önemli bir tarih. Sayın Öcalan, PKK 15 Haziran tarihinin öneminden bahsediyorlar. Bir saat ötesi yok diyorlar. Yine söylemekten çekiniyorum ama söylemek zorundayım. Bu ülkenin önünde bir iç savaş tehlikesi var.” dedi.

Kaynak:  moralhaber.net/guncel/bdpli-tugluktan-ic-savas-tehdidi-video/

Örnek3:

BDP Diyarbakır İl Başkanı Nijad Yaruk

“Bu konuda yakında önemli gelişmeler olabilir. Çözüm için ilk etapta operasyonların durması gerekiyor. Kürtler artık eski Kürtler değil. Diz çöktürmeye çalıştığınız bu halkın önünde diz çökeceğiniz günler çok yakındır” dedi.

Kaynak: http://www.posta.com.tr/siyaset/HaberDetay/Turk_milletini_acikca_tehdit_etti.htm?ArticleID=29825

Örnek4:

BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş da,

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir milletvekili olduğunu unutmuşçasına “Türkiye Cumhuriyeti ordusunun üçte ikisi bugün Kürdistan dağlarında.

Türkiye’ye destek veren Amerika ve diğerlerine çağrı yapıyorum. Eğer bu savaşı sürdürürseniz, yemin ediyorum ki Kürt halkı yaşamı cehenneme çevirecek.

Kürt halkının kahramanca verdiği mücadele artık gerillayla sınırlı olmayacak. Kürt halkı milyonlarla kentleri, yolları, caddeleri, yaşamı tıkayacak “ diye tehdit etti.

Kaynak:

http://www.posta.com.tr/siyaset/HaberDetay/Turk_milletini_acikca_tehdit_etti.htm?ArticleID=29825&PageIndex=2

Örnek5:

BDP Mardin Milletvekili Emine Ayna, İskenderun’daki saldırıya değinirken,

“Ben İskenderun’da gerçekleşen eylemden şunu okudum. Artık bu savaş sadece Kürdistan’da olmayacak. Ben bunu okudum. Kimse kızmasın bana bunu söylediğim için.”

Kaynak:

haberexpres.com/haberler/izle/03_06_10_bdp_li_ayna_acik_acik_tehdit_etti

Ey medyamın rüzgar gülleri; eskiden karayellere, poyrazlara direnirdiniz, şimdi samyellerine bile dayanamıyorsunuz. Lider koyun peşinden uçurumdan atlayan koyunlar gibisiniz.

Ya siz, ülkemin sanatçıları; bir yarış içine girdiniz, nedendir? “O çıktı, açıklama yaptı, ben yapmazsam eksik kalırım.” Telaşı içindesiniz. Neden?

Neden ülkemin o kerpiç, sıvasız ve çatısız evlerinde doğup büyüyen ve henüz bir kızın elinden tutup yanağından öpemeden, memleketimin bir köşesinde vatan için dövüşerek ölenler için; eşini, annesini, öpüp koklayamadığı bebesini o kerpiç, sıvasız ve çatısız evde büyümeye mecbur(en) bırakanlar için yardım toplamazsınız. Niye, şehit yaz 1923’e gönder diye bir kampanya başlatmazsınız?

Belki ben sizin gibi hazırlıklı değildim, yarım saat içinde “Hırant” olamadım, ama benim bir parçam zaten “Hırant” idi. Aynı başlıkta kullandığım gibi, ben ne kadar Ankaralıysam o kadar da “I’m from Vanlıyım”…

 *”Hepimiz Hırantız” bir sembol olarak ele alındığı için örneklendirilmiştir.

Gülçin Erşen, Ögeday bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nihayet güzel ve vicdnanlı bir yazı daha.... elinize aklınıza sağlık! neden bu ülkede o insanlar hala mecliste?saygılar...

Ögeday 
 16.11.2011 1:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 251
Kayıt tarihi
: 26.10.11
 
 

Lisans mezunu. Muhasebeci. Şiir sever, müzik dinler.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster