Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '14

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
17341
 

İkinci evlilikler ve çocuklar

İkinci evlilikler ve çocuklar
 

Yaşamın doğal süreci içinde aile, ölüm veya boşanma yoluyla kopmuş olabilir. Bundan sonra gelişen ikinci evlilikler; eşleri ayrı ayrı, birlikte etkileyeceği gibi, varsa çocuklar açısından da ayrı değerlendirilir. İster boşanmayla, ister vefatla son bulsun, evliliğin sona ermesi kişide bazı yıkımlara yol açabilir.

İkinci evlilikler;  kişilerin umutla girdikleri, olumlu, paylaşımcı, neşeli bir aile ortamına duyulan ihtiyacı gidermenin bir  yoludur. Bu durum gerek   yalnızlığın giderilme ihtiyacından, gerekse de tek başına sorumlulukların  altından kalkmaya  çalışmanın zorluğundan kaynaklanmaktadır.  İlk evliliğin neden sonlandığı, ikinci evlilikler için oldukça önemlidir. Kişi ilk evliliğinin sonunu hazırlayan gerekçeleri iyi irdelemeli ve yeni evleneceği kişiyle evlilik öncesi açık ifadeler içere bir konuşma yapmalıdır.

Yapılan araştırmalar, boşanma suretiyle ayrılan kişilerin 3 ile 5 yıl sonra yeniden evlendiklerini ortaya koymaktadır. Erkeklerin yeniden evlenme oranı kadınlara göre daha fazla ve daha çabuktur. Birçok erkek ve kadın ilk evliliklerinde tecrübesiz olduklarından dolayı hatalar yaptıklarını ve bu hatalardan ders alarak artık gerçek sevgiye ve ortak güzel ilişkiye hazır olduklarını hissederler ve yeniden evlenirler.

İlk bakışta ikinci evliliğin başarılı olma şansının birinciden daha fazla olduğu düşünülebilir. Ancak Amerika ve Fransa'da yapılan araştırmalar da ikinci evliliklerdeki boşanmaların birincisinde biraz daha fazla olduğunu (birinci defa boşanma %30, ikinci defa boşanma %37) sonucu çıkmaktadır.

Ülkemizde boşanma oranları hızla artmaktadır. Evlenme oranlarının üçte bir oranında da boşanma gerçekleşmektedir.

İşte TUİK verilerine göre son yılların boşanma sayıları: 

 2001               91.000

2002               95.000

2003               92.000

2004               91.000

2005               95.000

2006               93.000

2007               94.000

2008                99.000

2009                114.000

2010                118.000

2011                120.000

2012                118.000

 

İkinci evlilik bir önceki evliliğin  bir benzeri olabilir ancak oluşan aile ortamı kesinlikle birinci evliliğin benzeri olamaz

İkinci evliliklerde karşılaşılan en büyük sorunlardan biri  çocuklardan gelen tepkilerdir. Yeni ve mutlu bir aile kurma aşamasında çoğu çocuk uygun yaklaşımlarla yeni kişiyi kabullenir. İlk yapılması gereken bu haberin çocuklara özenle verilmesidir.

Evlilik kararı yetişkinlerin kendi hayatları ile ilgili karardır. Ebeveynin bağımsızca aldığı kararını çocukla baş başayken, başka kimsenin  olmadığı sakin bir ortamda söylemesi çocuğun rahatça tepki göstermesine yardımcı olur. Ancak evlenmek için çocuktan izin istemek hem çocuğun yetişkin  hayatını yönetmesine hem de yaşına uymayan sorumlulukların altına girmesine yol açar.

Çocuğun seveceği yerlere, ikinci eş adayı ile birlikte yapılan kısa geziler tanışma ve alışmanın zorlamadan yapılmasına yardımcı olur. Abartılmadan yapılan görüşmeler çocuklara daha çok güven verir. Kişiyi sevdirmeye yönelik çabalar ise zorlayıcı ve itici olabilir. Çocuk ve ikinci eşin birbirlerini tanıması, güvenmesi ve sevmesi için sabırlı yaklaşmak yeterince zaman tanımak gerekir.

Çocuklar yeni evliliğe ne kadar hazırlanmış  ve bu evliliğe ne kadar hoşgörü ile bakmış olularsa olsun bir takım problemlerin yaşanması muhtemeldir. Gerek evlenen kişiler gerekse çocuk, önceleri bazı zorluklar yaşayacaklardır. Özellikle ilk zamanlarda çocuklardan yeni gelen ebeveyne anne ya da baba diye hitap etmesi istenmemelidir. Zaten çocuklar; bu kişiye abla,ağabey, teyze, amca diye hitap ederek tepkilerini dile getirirler.

Çocuklar çoğu zaman anne ve babasının yeniden bir araya geleceği hayali ile yaşarlar. İkinci evlilik bu hayalin bitmesi anlamına gelir. Çocuk için bunu kabullenmek kolay olmayabilir. Anne/babasının eşini kabul etmek ya da sevmek, öz anne/babasını üzmek anlamına gelebilir. Öz anne/babasının yanında üvey anne/babasını görmek çocuk için öz anne/babası ile ilgili her türlü duyguyu canlandırabilir.

Üvey ebeveynlerin yaşayacağı bir takım sıkıntılar bulunmaktadır. Özellikle çocuğa karşı geliştireceği uygun duygusal yakınlık derecesi, çocukla ilgili karar verme hakkı ve sorumluluğu, çocuğa sergileyeceği disiplin miktarının doğruluğu ve mali  sorumlulukları konusunda  tam emin olamazlar. Yeniden evlenme durumunda büyük yaştaki çocukları küçük çocuklara göre daha az etkilenmektedirler. Bu durum büyük yaştaki çocukların daha mantıklı düşünebildikleri ve kendilerini daha bağımsız olarak idare edebildikleri ile açıklanabilir. İkinci evlilik çocuk küçükken gerçekleştiğinde ya da ergenlik dönemi sonrasında gerçekleştiğinde çok daha az zorluk yaşandığı gözlenmektedir. Özellikle ergenlik döneminin başları ise uyum güçlüğünün en yoğun yaşandığı dönemdir. Çocuğun ikinci eşle yaşayıp yaşamayacağı da önemlidir. Babasıyla yaşayan bir çocuğun annesinin evlenmesi ya da annesiyle yaşayan bir çocuğun  babasının evlenmesi farklı algılamalara yol açar. Genellikle ikinci eşle yaşamayan çocuklar ikinci eşi annesinin ya da babasının eşi olarak algılar.

Anneyle yaşayan kız, anneyle yaşayan erkek, babayla yaşayan kız, babayla yaşayan erkek olmak da ikinci eşe bakışı etkiler. Anneleriyle yaşayan erkekler ve babalarıyla yaşayan kız çocuklar kendilerini evin erkeği ya da kadını olarak görebilir. Bu durumda eve yeni gelen kişi onun rolünü de elinden alacaktır. Gerçekte hiçbir çocuk anne ya da babasını karşı cinsten biriyle paylaşmak istemez. Dolayısıyla üvey anne veya babayı düşman, öz anne ya da babasının  sevgisine bir rakip, davetsiz misafir olarak görebilir ve yeni gelen kişiye birden yakınlaşamayabilir.

Çocuk kendi annesini ya da babasını her zaman istemektedir. Artık öz ebeveynlerinden biri kesin olarak  yanında olmayacaktır. Bu nedenle bir güvensizlik yaşayacak ve yanında kaldığı ebeveyne daha da yakınlaşacaktır.

Çocuk zaman zaman  giden ebeveyne karşı düşmanca duygular taşıyabilir zira onu bırakıp gitmiştir. Duygularını transfer ettiği ebeveyn de günün birinde evlenmek suretiyle onu ikinci plana itmiştir. Bu konuda çocuğun aklında değişik ve karmaşık sorular oluşmaktadır. Örneğin, “Acaba beni bu yeni eşin gelmesine rağmen eskisi kadar sevecek mi?” gibi düşünceler çocuğun zihnini fazlasıyla meşgul edecektir.

Üvey ebeveyn ise başta iyi niyetine rağmen, çocukların yarattığı sürekli güçlükler karşısında ümidini yitirmeye başlar. Bu durumda üvey ebeveyn ile çocuk arasındaki sorunları çözümlemede ve dengeyi sağlamada öz ebeveyne daha çok görev düşmektedir. Bu ortamda kesin yargı içeren cümleler söylemekten kaçınmak gerekir. Bazen ebeveyn evlendiği kişi ile çocuğunun yaşadığı sıkıntılar yüzünden suçluluk duyabilir, hatta evlendiğine pişman olabilir.

Evlenen kişiler her şeyden önce çocuklu biriyle evlenmiş oldukları gerçeğini kabul etmelidirler. Daha sonra çocuğu  her yönüyle tanımaya, anlamaya çalışmalı, ona zaman tanımalı ve sabırlı olmalıdırlar. Eve yeni gelen ebeveynin söyleyeceği “ Senden beni hemen sevmeni  ve kabul etmeni bekleyemem, çünkü beni yeterince tanımıyorsun ancak ben de seni yeterince tanımıyorum, istersen önce birbirimizi tanımaya çalışalım, ne dersin ?” gibi sözler her şeyden önce çocukta; karşısındaki kişinin onu anladığını ve zaman tanıdığı fikrinin yerleşmesine neden olacaktır.

Çocukların yeni evlilik gerçekleşmeden önce aile yaşantılarından bazı alışkanlıkları ve değerleri taşıdıkları unutulmamalıdır. Buna ilaveten eğer ebeveynlerden biri ölmüşse, o dönemde yaşanan zorlukların  çocuk üzerindeki etkisi kolay geçecek türden değildir. Ölen ebeveyn idolleşiyor. Zihinsel olarak çocuğun kafasında öyle özel bir yerde oluyor ki bunu yeni eşin ne yapsa kapatması mümkün olmuyor. Ölen ebeveyn  ütopik bir şekilde hatırlandığından ona denk ebeveynlik yapmak çok güç oluyor. Ya da boşanma sonucunda ebeveynlerden biri gitmişse yine çocuk üzerindeki etkisi önem taşımaktadır. Boşanma öncesi ailede yaşanan  gergin günler, çocuğun suçluluk duymasına, değersizlik duygusuna kapılmasına neden olur.

Çocukların bir bölümü boşanma olayında kendilerini suçlu hissedip, yaramazlık yaptığı ya da anne babasını üzdüğü için anne babasının ayrıldığı duygusuna kapılabilir ve durumun tek sorumlusunun kendisi olduğuna  inanır. Özellikle erkek çocukların yaşadığı bu gibi duygular genellikle  Oidipus kompleksinden kaynaklanan sorunlarla ilgilidir. Erkek çocuk babasının ayrılmasını kendi bilinç dışı ya da bilinçli isteklerinin gerçekleşmesi biçiminde yaşar ve bundan dolayı suçluluk duyar. Evden ayrılan kişi anne ise , benzer duygular kız çocuk için de geçerlidir. Boşanma olayını terk edilme olarak yaşayan çocukta , kendisinin değersiz olduğuna inanır. Anne ve babanın ayrı ayrı çocuğun gözünde taşıdığı önem dikkate alınırsa bu hiç de kolay bir durum değildir. Ebeveynlerin bu konuda dikkatli olmaları gerekir.

Üvey anne çocuklarla rahat iletişim kurabilmenin yollarını aramalıdır.
Yaşanan problemleri çözümleyici olmalı, problem yaratıcı konumunda olmamalıdır. Çocukların annelerine karşı duydukları sevgiye saygı göstermeli,  annelerinden bahsetmelerine izin verilmelidir. Eğer anneleri yaşıyorsa onu ziyaret etmelerine izin vermeli hatta çocukları bu konuda teşvik etmelidir. Eğer anneleri ölmüşse, annenin mezarını ziyaret etmelerine imkân vermeli gerekirse bunu birlikte yapmalıdırlar.  Eğer istiyorlarsa çocukların odalarına annelerinin resmini asmalarına izin vermeli, anneleri konusunda yaşadıkları duyguları çocuklarla paylaşmalıdır.

Bütün bunları yapmak başlangıçta zor olabilir. Ancak çocuğu üvey anneye yaklaştırmada son derece etkili bir yaklaşımdır. Aynı durum üvey baba için de geçerlidir. Zira eve gelen üvey babanın da yaşayacağı bir çok sorunlar olacaktır. Her ne kadar yapılan araştırmalarda  babaların daha az sorunla karşılaştığı görüşü yaygınsa da, yine de üvey  baba olmak kolay bir durum değildir.

İkinci evliliklerde sık sık görülen bir başka nokta ise; eski eşlerle olan mukayese ve bunun doğurduğu problemler ve kıskançlıklardır. İster boşanma, ister vefat sebebiyle olsun sonlanan evlilikler sonrası kurulan yeni evlilik bağında yeni eşin özellikle beğenilmeyen yönleri eski eşle kıyaslanır. Çoğu zaman otomatik olarak yapılan bu kıyaslamaların karşı tarafa yansıtılması sonucu krizler oluşabilir. Güven üzerine kurulan yeni evlilikte, eleştirilerde eski eşler referans olarak gösterilmemelidir.

Nedim Yüksel ÇAKIR  (Psikolog, Aile Danışmanı)

KAYNAKÇA:

 

Çocuk ve ruh sağlığı, Prof.Dr. Atalay Yörükoğlu, 2004. Özgür yayınları. İstanbul. Sayfa 273-283 üvey anababa ve üvey çocuk

Boşanmanız şart mıydı? Antony E. Wolf. 2002.sistem yayıncılık. İstanbul. Sayfa 155-182 Ailede yeni insanlar-yeni eşlerle ana babalık

Working with children and parents through separation and divorce, Emilia dowling and Gill Gorell Barnes, 2002. Palgrave macmillan. Sayfa 127-144, family reordering

Değişen ailelerde çocuklar, Jan Pryor/Bryan Rodgers, 2011, doruk yayınevi, sayfa 247-289. Üvey aileler ve çoklu geçişler

Ayrılanlar için çocuk bakımı, Dr. Elizabeth S. Thayer ve Dr. Jeffrey Zimmerman, 2003,

Arkadaş yayınları, Ankara. Sayfa 169-185. Yeni ilişkiler eski sorunlar

Boşanma ve çocuğunuz. Dr. Elissa P. Benedek ve Catherine F. Brown, 1997, HYB yayıncılık, Ankara. Sayfa 197-217. Üvey anneler, üvey babalar ve üvey kardeşlerle yeni bir yaşama uyum.

Freud’a ne yaptık da çocuklarımız böyle oldu? Catherine Mathelin, 2009, Kitapyayınevi, İstanbul, Sayfa 73-89. Üvey baba, üvey anne.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK)

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1823
Kayıt tarihi
: 28.01.12
 
 

Klinik Psikolog (Ankara) Aile Danışmanı Fenerbahçe Kongre Üyesi www.twitter.com/yukselcakir  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster