Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
635
 

İnsana dönüşmeyen enerji insana bela olur

İnsana dönüşmeyen enerji insana bela olur
 

Eşyanın içine gizlenen enerji, ya insana dönüşecek ya da insanın başına bela olacak. Enerji mutlaka bir şeye dönüşmek/ dönüştürülmek zorundadır. Hiçbir şeye dönüşmeyen yani hiçbir işe yaramayan enerji bir gün gelip onu kullanmayanlardan intikam alıyor.

Yediğimiz, içtiğimiz her gıda bizim insan olarak yaşayabilmemiz için ete, kemiğe , kana, iliğe dönüşüyor. Ve en önemlisi harekete dönüşüyor. Midemize giren besinler besin olarak kalmıyor. Onların sindirilerek dönüştürülmesi ile hareket edebiliyoruz, nefes alabiliyoruz, ayakta kalabiliyoruz, düşünebiliyoruz. Yani bize yaşam enerjisini veren besinlerin dönüşümü olmasa parmağımızı bile kıpırdatamayız.

Enerjinin kullanılmadan yan gelip yatılması durumunda tembellik edilmiş olur ve ha var ha yok silik bir yaşamla bir ömür heba edilerek tüketilmiş olur.

Enerjinin mutlaka kullanılması, dönüştürülmesi esastır. Spor yaparak, insanlara yardım ederek, okuyarak, düşünerek, yazarak, çizerek , çalışarak tüketilmesi ama olumlu insan davranışlarına dönüştürülerek tüketilmesi gerekir.

Bu girişten sonra asıl anlatmak istediğim konuya geleyim. Yukarıda en son sözünü ettiğim çalışarak enerjimizin tüketilmesi yani başka bir şeye dönüştürülmesi konusuna yani. Diyelim ki bedenimizde ürettiğimiz enerjiyi kullanarak, çalışarak ayakkabı yaptık. Ayakkabı oluşurken verdiğimiz emek denilen şey bu harcadığımız enerjidir. Verilen bu emekle bizdeki enerji ayakkabıya dönüşmüştür. Ayakkabıda bir enerji gizlidir şimdi. Bu ayakkabıyı alan kimse, para vererek alacaktır. Bu parayı da yine başka bir yerde emek harcayarak yani çalışarak, enerjiyi bir şeylere dönüştürerek kazanmıştır.

Eğer bu ayakkabının normal kullanım süresi 1 yıl ise ve biz de 1 yıl kullanmışsak, içindeki enerjiyi sonuna kadar kullanmışız demektir. Ayakkabıda iş kalmamıştır artık yani enerji sıfırdır. Peki bu 1 yıl kullanmamız gereken ayakkabıyı 3 ay sonra kaldırıp atmış ve eskimeden yeni bir ayakkabı almışsak ne olur? O kullanmadığımız ayakkabı içindeki kullanılmamış enerji yok olmaz. Kendisini orada sıkıştırıp bırakan bizi gün gelir çarpar ve nereden geldiğini anlamadan tokatı yeriz. Bir tokat da gereksiz aldığımız her yeni ayakkabıya harcadığımız paradan yeriz. Çünkü normalde o eski kullanmadığımız ayakkabının süresi bitmeden alınan her yeni ayakkabıya harcanan para da emek israfı olduğundan yani başka acil bir şeye harcanması gerekirken buraya harcandığından dolayı, bu parayı kazanırken ki harcadığımız emek çarpar bizi. Katmerli bir çarpma olur yani.

Eşyada saklanan bu enerji öyle bir intikam alır ki, bir daha zor geliriz kendimize. Dar günlere düşeriz, zor günler yaşarız. Sefil bir hayat gelip çöker üstümüze.

Eskitmeden atılan her şeyde dönüşmemiş enerji vardır. İnsana dönüşmesi arzu edilir bu enerjilerin yani insan kullanımına.

“İsraf haramdır” sözünü birebir yaşamış insanların yediği tokatın durumuna düşmemek için, kullandığımız elbiseleri, ayakkabıları, aleti-edavatı eskitmeden atmayalım.

İnsana dönüşmeyen enerji insanın başına bela olur.

resim kaynağı: zehra50huner.blogcu.com

Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan bu kadar israf düşkünü olmasaydı kendi ömrünü korumuş olurdu. Anlamlı bir konu. Çok teşekkür. Selamlar...

Ahmet SEVEN 
 19.10.2007 23:31
Cevap :
Ben teşekkür ederim Ahmet Bey. Ama sizden bir yazı bekliyorum DE ve DA lar için. Selamlar  20.10.2007 9:07
 

Bu yazınız, üniversitedeyken ekonomi dersinde işlediğimiz "tüketimin marjinal faydası / eğimi" kavramını hatırlattı bana. Hiç ayakkabınız yokken sahip olduğunuz ilk ayakkabının marjinal faydası tepe noktadadır, hemen peşinden satın alınan ikinci ayakkabı, üçüncü, beşinci, sekizinci ayakkabı derken marjinal fayda gittikçe düşme eğilimi gösterir ve bir noktada sıfırlanır. Spesifik bir tüketim malının marjinal faydası, ihtiyacı karşılama seviyesine kadar yüksektir, ihtiyacı karşılama eşiğini aşan her tüketimin marjinal faydası da düşer. Fayda sıfırlandıktan sonraki tüketim ise, işe yaramaz bir fazlalığa dönüşür ve bu aşırı doygunluğun da tatminsizliği peşinden sürükleyen bir kısır döngüye doğru gitmesi kaçınılmaz olacaktır. Tatminsizlik ise, her türlü tahribatın başlangıç noktası zaten. "İsraf haramdır" şeklindeki ezbere dini öğreti yerine, yukarıdaki gibi rasyonel ve bilimsel yollarla neden-sonuç ilişkilerini açıklamak çok daha gerçekçi ve anlaşılır olsa gerek. Saygı ve selamlar

Yeşim E. Narter 
 17.10.2007 23:48
Cevap :
Sizin bakış açınız da güzel. Biz de öyle bir şey öğrenmiştik. Sanırım ilk içilen bir bardak suyun marijinal faydası ile 5. bardaktaki suyun faydası gibi bir örnekti. Ama ne olursa olsun aynı yola çıkıyor. Somut örnekler daha etkili sanırım. Teşekkürler sevgiler  18.10.2007 7:44
 

Farklı bir bakış açısı ve farklı bir yorum. Keşke bu gerçeği hepimiz özümseyebilsek... Bu bir anlamda israf haramdır sözünün doğruluğunun da kanıtı oluyor. Bazı doğruları, sırf din kaynaklı olduğu için kabullenmekte zorlanıyoruz da... Herhalde sebebini anlamadığımızdan...

Ahmet YILMAZ 
 17.10.2007 14:25
Cevap :
Ahmet Bey Çok teşekkür ederim. Kendimce iyi bir yazı olduu oeyip yayınladığım ve derinliği olduğuna inandığım bu gibi yazıların az okurmasına üzülüyorum. Hele yorum gelmemesine iyice üzülüyorum. Yorum bir tek siz yaptınız ve bakış açısını değerlendirdiniz. Gerçekten de dini terimlerle söylenen ifadeler biraz itici oluyor ama böyle yaklaşılırsa aynı yola çıktığını hep birlikte görüyoruz. Tekrar teşekkürler.Selamlar  17.10.2007 19:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 234
Toplam yorum
: 1060
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1008
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

1956 Sarıkamış Kars doğumluyum. 6 şiir kitabım ve 2 deneme kitabım var. son kitaplarımı B..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster