Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '13

 
Kategori
İnternet
Okunma Sayısı
454
 

İnternetin geleceği

İnternetin geleceği
 

İnternetle birlikte dünyada iletişim, çeşitlenmiş, çoğalmış, yaygınlaşmıştır. Mobil telefon, bilgisayar, televizyon klasik iletişim araçları olan radyo, gazete ve derginin yerini almaya başlamıştır. Bu kadar çok kaynaktan iletişim yağmuruna tutulan bazı insanlar şemsiyesini açmış bu yağmurdan kendini korumaya çalışırken bazıları da ıslanmaya seve seve rıza göstermektedir.

Teknolojik yeniliklerin çoğu başlangıçta büyük heyecanlar, büyük hevesler yaratsa da zamanla kanıksanıp, bıkılabilir. Çünkü insanın enerjisi ve zamanı sınırlıdır ve hepsini aynı oranda kullanmaya yetmez.

Her insan kendi kişilik ve yeteneklerine göre iletişimin bazı türlerini daha çok, bazı türlerini daha az kullanır. Bazılarını da  hiç kullanmaz. Hayatları boyunca bir mektup yazmayan, bir kitabı bile baştan sona okumayan yani yazılı iletişimden hoşlanmayan, televizyon izlemek istemeyen, bilgisayarın kapağını bile kaldırmayan, telefonu bile nadir kullanan insanlar vardır.

Bu tür insanların gündelik yaşamında işleri, uğraşları, hobileri çevreleri, yakınları, arkadaşları kendini o kadar meşgul etmektedir ki ayrıca bir iletişim türüne ihtiyaç duymazlar. Kendi yaşam alanının dışında kalan ve kendini etkilemeyen olayları öğrenmenin bir yararı olmayacağını düşünürler.

Genellikle köy, kasaba gibi küçük yerleşim birimlerinde, şehir karmaşasından uzakta ve doğal koşullarda yaşayan, alt gelir gurubundaki bu insanlar medyanın hedef kitlesi değildir. Medya bombardımanının onlar üzerinde fazla bir etkisi, onları cezp edecek bir gücü de yoktur.

Medya Meraktan Beslenir

Medyanın asıl hedefi, vuku bulan olayları merak eden, başka insanların olay hakkında ne dediklerini, ne düşündüklerini öğrenmek isteyen, fikrinin olmadığı bir konuda fikir sahibi olmaya çalışan, eğer bir fikri varsa benzerlerini de bilmek isteyen, başkalarını ve onların yaşamlarını medya görüntüleriyle izleyen, bunun için zaman ayıran insanlardır.

Medya ağırlıkla meraktan beslenir. Dolayısıyla medyanın merakları doyuracak kadar bir çeşitliliğe ihtiyacı vardır. Seçenekler çoğaldıkça da insanları daha seçici olurlar. Örneğin, televizyonda birinci tercihi belgesel izlemek olanların asıl isteği yeni şeyler öğrenmektir. Onların dizi filmlere, eğlence programlarına ayıracak fazla zamanları yoktur. Bu nedenle belgesel TV kanalları doğa, gezi, tarih, teknoloji vs gibi branşlara ayrılarak seçenekleri çoğaltır.

Özellikle günlük yaşamında işlerinin, uğraşlarının dışında medya iletişimine zaman ayırabilen insanlar ya gazete, dergi gibi yazılı iletişimi ya radyo gibi sözlü ya da TV, internet, mobil telefon gibi sözlü ve görsel (audio visual) iletişimden birini veya birkaçını kullanır.

Bazılarının amacı gelişmelerden, olan bitenden haberdar olmak, bir şeyler öğrenmek, bazılarınınki de zaman öldürmektir. Medya kurumları insanların bu yönelimlerini bildikleri için kendilerini bu esasa göre biçimlendirirler. Örneğin, siyasete ve politikaya meraklı insanlar için bol tartışmalı, bol konuşmalı, bol teorili, bol analizli açık oturumlar düzenlerler.

Zaman geçirme amaçlı insanlar için dizi filmler, eğlenceli müzikli, danslı, yarışmalı programların ağırlıkta olduğu TV kanalları kurar veya bol magazinli, bol resimli, bol starlı renkli gazete ve dergiler çıkarırlar.

İnternetin Diğer Medya Araçlarından Farkı

İnternet ise hiçbir kıstasa uymayan, alabildiğine özgür, sınırsız, çılgın, yönlendirilemeyen, etki altına alınamayan, herkesin konuşabildiği, yazabildiği, görsellik oluşturabildiği, ürettiği görsel, işitsel her şeyi herkesle paylaşabildiği, herkesin kendini istediği gibi gerçekleştirmesine fırsat veren uçsuz bucaksız bir okyanustur.

İnternet iletişim 21. Yüzyılın iletişim şekli olmaya adaydır. Yeni nesil bu iletişimi öyle benimsemiştir ki gelecekte en fazla şeyi internetten öğrenecek, internetle yatıp, internetle kalkacaktır. Artık gazete ve dergiler internetten okunacak, radyo internetten dinlenecek, TV internetten izlenecektir. Üstelik bütün bunları her yerde, her mekanda, her ortamda, dağın tepesinde bile her zaman yapabilecektir. Gelecekte internetin giremeyeceği, olmayacağı bir yer kalmayacaktır. İstenirse ufacık bir mobil telefondan, istenirse bir tablet veya notebooktan insanlar istediği bilgiye, görüntüye ulaşabilecektir.

Dolayısıyla koskoca bir kütüphaneyi, koskoca bir dağarcığı yanında götürebilecek, istediği yerden karşılıklı görsel işitsel iletişim kurabilecektir. Bu öyle bir sınırsız imkandır ki gelişen nano teknolojiyle notebooklar taşınabilir, giyilebilir olacak bireysel donanımı onu daha yetenekli,daha becerikli kılacak ve rekabet gücünü artıracaktır.

Diğer klasik iletişim biçimlerinde pasif okuyucu, pasif dinleyici, pasif izleyiciyken şimdi bu tür etkinliklere katılabilecek veya katkı yapabilecektir. İnternet pasif konumdaki izleyicileri sahaya çekerek onları da oyuna sokacaktır. Eskiden keşfedilmeyi ya da bir fırsat doğmasını bekleyen gizli yetenekler kendilerini bir anda sahada veya sahnede bulacaktır.

İnternette bilgi, fikir, mal, hizmet alışverişleri iyice kanıksanacak, görücü usulü yerine internetten birbirini görüp beğenenlerin evlilikleri artacaktır. Çeşitli alanlarda küçüklü, büyüklü gruplar giderek artan oranda, sınır tanımaksızın bir araya gelip sohbet edecek, oyun oynayacaklardır. Yıllar önce izi yitirilen bir arkadaş, bir dost internetten bulunacak ve tekrar iletişim kurulabilecektir. Sıkıntılı her durumda birilerinden yardım alınacak, birilerine çözüm önerilecektir.

Klasik iletişim biçimlerinde kolaylıkla yanıltılabilir veya maniple edilirken şimdi en ufak kuşku duyulduğunda araştırma derinleştirilip, değişik kaynaklardan bilgi sağlanabilecektir.İnsanları kandırmak için saklanan sırlar azalacak, sır diye saklananlar da bir gün internetten gün ışığına çıkacaktır.

Komploya, bilgi karatmaya da bilgi kirletmeye kalkanların durup iki kere düşünmeleri gerekecektir, ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun ?‘ babalanmalarına karşı ‘dur bir dakika senin kim olduğuna hemen Google’dan bir bakalım’ diyenler artacaktır. Bütün bunlar yapıla yapıla, doğru ile yanlış, iyi ile kötü, gerçek ile yalan, güzel ile çirkin kolayca ayırt edilebilecektir.

Zamanla internet okyanusuna akan nehirlerden bazıları yeteri kadar yağışla beslenemediği için kuruyup gidecek, bazıları kendine karışan diğer dereler ve nehirlerle debisini artırarak okyanusa karışacaklardır. Okyanus onların getirdiği alüvyonlarla daha da zenginleşecek, daha da canlanarak bir yaşam kaynağına dönecek, bol bol oksijen üretecektir.

Google bu okyanusu besleyen en büyük nehirlerden biridir. Google’ı yasaklamak, düşünceyi yasaklamakla eş anlamlıdır. Hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın bunun vebali çok ağır olacaktır.

İnternet henüz buluğ  çağını yaşıyor.

Gençliği bir başka, olgunluğu bambaşka olacaktır. Bizim üstümüze düşen gelecekte onun gençliğine bir de güzellik katabilmek olmalıdır. Çünkü küresel iklim değişikliğinden dolayı ‘olgunluğunu’ görüp, göremeyeceğimizi henüz bilemiyoruz.

Özgür bırakalım her dönemini doya doya, özgürce yaşasın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2511
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Eczacı, Optisyen Fizik, özellikle optik fizik konusuna ve genel olarak görüntü ve ses teknolo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster