Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '19

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
19
 

Irak'ta Kesnizani Bizde Fetözani

Cumhurbaşkanımızın, henüz 15 Temmuz yaşanmadan önce Fetö ile ilgili olarak “aldandım” söyleminin doğru bir şekilde okunması ve algılanması gerektiğini düşünenlerdenim.
 
Fetönün ülkemiz de kurduğu ve ikibinli yıllardan sonra Amerikadan yönettiği teşkilat yapılanmasındaki gizliliği ve saf anadolunun dindar halkından devşirdiği gücü kendi ülkesine ihanet ederek kimlere peşkeş çektiği gelecekte bilimsel ve akademik çalışmalara konu olacaktır eminim.
 
15 Temmuz kalkışması, 17-25 aralık sürecindeki maksadın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu açıkça ispatlanmıştır. İşte bu yüzden devletin önemli mevkilerinde görevli fetö elemanlarının Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Mit müsteşarı ve bazı bakanlara karşı kendilerince “yolsuzluk” iddiasıyla operasyona girişmelerinin bu milletin desteğini almış siyasi otoriteye yapılan bürokratik yargısal bir darbe olduğu geçen zaman zarfında daha da anlaşılır olmuştur.
 
Devlet içerisinde organize olan bu yapının “yolsuzluk ve rüşvet” iddialarıyla böyle bir operasyon yapma haklarını kendilerinde görmelerinin altında yatan baş nedenin FETÖ liderinin talimatı gereği olduğu açıkça ortadadır. Halbuki bu insanların uhdelerinde bulunan devlete ait yetki kaynağının, manen bağlı oldukları FETÖ lideri değil, devleti yöneten siyasi iktidar olması gerekirdi. O siyasi iktidar ki; Bu cemaatin maneviyatını kendi maneviyatı bilmiştir. Asla halel gelmeyeceği, milletin ve devletin lehine fedakarlık yapacakları düşüncesiyle devlet içerisindeki yapılanmalarına destek verilmiştir.
 
Devlet bünyesindeki vesayet odaklarının ortadan kaldırılması amacıyla Akparti iktidarının ilk yıllarında mesela emniyet teşkilatı içerisinde yönetmelik değişiklikleri ile üst düzey yönetici kadrolar baypas edilerek alt kademe yöneticilerin amirine bilgi vermeksizin operasyon yapabilme yetkisi dahi verilmişti.
 
Balyoz, ergenekon ve benzeri operasyonlarda siyasetçiye verdikleri sahte güven ve Cumhurbaşkanımıza olan yakınlıkları nedeniyle belli bir süre devlet otoritesini istedikleri gibi kullanmışlardır. Bu sebeple siyasilerin destek ve himayeleri sayesinde referans oldukları kişileri devlet kademelerinde memur, amir, ordu komutanı yapmaları millet üzerindeki nüfuzlarını da artırmıştır.
 
Kuruluş referansını dine dayandıran bu yapı Müslüman halk üzerinde bu nedenle kabul görmüştür. Halbuki bu yapı elde ettiği siyasi ve bürokratik gücü o süreçte ülkenin idari ve hukuki yapısını, insan hakları ve evrensel hukuk kuralları çerçevesinde tesis edilmesi için kullanabilirdi. Elde ettikleri iktidar gücü sebebiyle kolaycılığı tercih ederek yaptıkları operasyonlarda bırakınız insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına riayet etmeyi baştan sona ihlal bile etmişlerdi. Süreç içerisinde devletteki paralel yapılanmaları üst seviyeye çıkmış, yargı asker emniyet ayakları tamamlanarak yapılanma tarikat yöntemiyle dünya üzerinde tesis edilmişti.
 
Amerika tarafından benzer yöntem Irak’ta Kesnizani teşkilatı eliyle hayata geçirilmiştir. Saddam’ın Kuveyti işgali bahane edilerek tek kurşun sıkılmadan Irak devleti Amerikan Conileri tarafından teslim alınarak yıllarca masum Irak halkına cehennem hayatı yaşatılmıştır. Yıllarca Müslüman kanı dökülme pahasına İran ordusuyla dişe diş mücadele veren Irak ordusuna ne oldu da Amerika askerleri karşısında tek kurşun atmadılar, göğüs göğüse çarpışmadılar? Çünki Saddam’ın sayesinde iktidar gücüne hakim olan Kesnizani hainleri Saddamı kolayca bloke ederek Amerika conilerine altın tepside Irak’ı ikram etmişlerdir. İşin en ilginç tarafı bu satılmış vatan hainlerinin amacı Irak halkı tarafından keşfedilememiş aksine talimatları emir kabul edilmiş harfiyyen uyulmuş olup vatan elden gittikten sonra farkına varılmıştır. İş işten geçtikten sonra vatanı satan hainler halk tarafından anlaşılmış ancak Milyonlarca Müslüman Irak halkının telef olması engellenememiştir.
 
Ülkemizde de yaşadığımız olaylar neticesinde geldiğimiz noktada anlaşılmıştır ki Ülkemizin Kesnizanileri de tıpa tıp benzeri FETÖZANİLER olmuştur. Amerikanın ortadoğudaki müslüman ülkeleri bölüp parçalayıp İsrail’in arzı mevut amacına hizmet etme projesinin en önemli ayağı olan Türkiye’nin bölünüp kaosa sokulması planında aynı yöntemin uygulanmak istendiği geldiğimiz noktada açıkca anlaşılmaktadır.
 
Irak’ın Kesnizanilerinde olduğu gibi bizdeki Fetözanilerinde aynı şekilde elde ettikleri devlet gücünü onlara sağlayan siyasi lidere ve ekibine ihanet pahasına Amerika eliyle küresel emperyal güçlerin emrine vermeleri bu millete yapılacak en büyük ihanet olmuştur. Bu ülkenin istikbalini ve istiklalini batı emperyalizminden kurtarma mücadelesi veren kaynaktan beslenip de elde ettiği gücü dönüp beslendiği kaynağın imhası için kullanması millet nezdinde vatan hainliği olarak değerlendirilmiştir. Bu durum, elde ettikleri güç ve kudrete güvenen müntesiplerini de ters köşe yapmıştır.
 
Siyasi iktidarın desteğini aldıkları zamanlarda; güçlerini,konumlarını,yetkilerini bu ülkenin askeri,idari ve yargısında insan hak ve özgürlüklerini, evrensel hukuk kurallarını tesis etmede kullanabilirlerdi.
 
Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında izledikleri hukuk dışı, insanlık dışı gayri meşru sürecin devamını 17-25 aralıkta daha sonra 15 temmuzda haksızca ve kalleşce gücünü milletten alan siyasi iktidara karşı yapmaları hem ülkeyi sıkıntıya düşürmüş hem de bağlılıkta ısrar eden müntesiplerini acınacak duruma düşürmüştür.
 
Günümüz dünya ekonomisinin kuralları küresel kapitalist sermaye güçleri tarafından konulmaktadır. Kendi menfaatlerine, istedikleri zaman kuralları değiştirebilmektedirler. Hangi paranın “kara para” “yolsuzluk parası” “kayıt dışı para” olduğuna kendileri karar vermektedir. Cumhurbaşkanımız ülkesinin çıkarı için kişisel risk alarak bu Karun’ların belirlediği usul ve yöntemleri delme cesareti göstermiştir. Siyasi iktidarın ortadoğu kaynaklı parasal kazanımlarını topluma yolsuzluk gibi algılatma çabaları en büyük hataları olup bu durumun Fetözanilerin halk nezdinde deşifre olmalarına neden olmuştur. Halbuki günümüzün küresel kapitalist güçlerinin “kara para” dedikleri benim ülkem için anamızın ak sütü gibi helal olacağını düşünemediler. Söz konusu süreçte üç beş kişinin yolsuzluk iddialarını siyasi otorite er geç aydınlatırdı. Veya dosya muhteviyatı olaylar, muhalefet partilerine sızdırılır siyasi alanda millet nezdinde mücadelesi verilirdi. Bunların yapılmaması Fetözanilerin üst yönetim kadrolarının vatan hainleri olduğu açıkca göstermiştir. Maalesef gelinen noktada Fetözanilerin küresel emperyalist güçler tarafından kullanıldıkları ortaya çıkmıştır.
 
Hizmet, himmet ve dernek işlerinde yerel halkı kullanan bu Fetözani teşkilat, idari işlerde başka şehirli insanlar kullanarak hiyerarşik yapısını devletten gizlemişlerdir. Bu yüzden de devletin bu yapıyla verdiği mücadelede ister istemez mağduriyetler yaşanmaktadır.
 
Bir çoğumuzun eş dost yakınlarının da bu mağdurlar arasında yer almasına rağmen Ülkemizin geleceğinin aydınlık olmasına vesile olacağına inananlardanım.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1196
Kayıt tarihi
: 08.10.10
 
 

Mali Müşavir&Bağımsız Denetçi 1964 Doğumluyum. Çorum İli İskilip İlçesinde yaşamaktayım. Evliyim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster