Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
1775
 

İş yerinde sadakat

İş yerinde sadakat
 

İş dünyasında anlamı değişen bir kavram: Sadakat. Günümüzde neredeyse ismimiz kadar yadırgamadan kabullendiğimiz bir kelime var: Değişim. 20. Yüzyıl’ın son yıllarında değişim kavramı her alanda etkili bir sözcük olarak kullanılmaya başlandı.

Tanınmış bir şirket yöneticisi tarafından kullanılan "Eşiniz dışında neyiniz varsa değiştirin" deyimi "atıf olarak" uzun süre pek çok yazıda yerini aldı. Gerçekten tüm dünya, bu rüzgarın etkisine kapılarak 21. Yüzyıl’a girdi. İş dünyası bu kavramı herkesten çok sevdi.

İş dünyasında, artan nitelikli işgücü ile birlikte, işyeri değiştirme hızının da arttığına tanık olundu ve olunmakta. Bir zamanlar işyeri değiştirmenin yeni bir iş bulmada en büyük handikap olarak görülmesi bir kenara atılırken, insanların ne kadar geniş özgeçmişlerinin (cv) olması ve ne kadar fazla yerde çalışmış olmaları (tecrübe olarak görülmekte) birer avantaj olarak ele alınıyor.

Bir zamanlar çalışan kişinin iş yaşamına başladığı işletmede (işyerinde) emekliliğini görebilmesi arzu edilen, yeğlenen bir olaydı, günümüzde ise bu temayülden uzaklaşma söz konusu... Günümüzde artık çok kolay iş değiştiren bireylere sıkça rastlamak mümkün. Kimi zaman maddi fırsatlar kimi zaman da manevi fırsatlar bu değişimin tetikleyicisi olabiliyor. Bu duruma transferleri de katmak gerek, insanları bir şirketten diğer şirkete taşımak da günümüzde moda bir yaklaşım.

Çalışanın işyerine bağlılığının pekiştirilmeye çalışıldığı organizasyonel politikaların yoğunlaşması, işletmelerin çalışanlara yapmakta oldukları yatırımların (eğitim vb.) artmasına paralel olarak gelişen bu olay (çalışanların çok kolay iş/işyeri değiştirmeleri) gerçekten ilginç bir çelişkidir. Halbuki işletmelerin yapmakta oldukları yatırımlar, çalışanların da işyerlerinde kariyer basamaklarında tırmanmaları gibi seçenekleri göz ardı etmeleri anlamına da geliyor.

1950-60 yıllarda ABD de yapılan araştırmalarda, çalışanların iş tatmini sağladıkları işe yönelik faktörler sıralandığında; iş güvencesi ilk sırayı alırken sırasıyla, ücret, ilerleme olanakları ve yönetim yaklaşımı gelmekteydi. Oysa aynı araştırma son yıllarda gerçekleştirildiğinde iş güvencesi seçeneğinin son sıraya gerilediği görülmektedir.

Buraya kadar genel hatlarıyla vurguladığımız konu aslında bizlere bir kavramın önemini tekrar hatırlatıyor; "sadakat". Bireylerin çalıştıkları işyerine bağlılıklarını ortadan kalkmış, sıkça iş değiştirip (bu bir deyim olmuş, aslında işyeri olarak kullanılması daha doğru) yeni heyecanlara koşmaları yadırganmaz olmuş...

İşyerinin kendisine yaptığı yatırımı, onun için düşündüğü fırsatları dikkate almadıkları, her şeyi değiştirmek, yenilemek pahasına işlerini de aceleci bir şekilde değiştirdikleri bir gerçek. Hatta kimi zaman bu davranışın ayrıldığı işletmesine çok pahalıya mal olabildiği de bir gerçek. Çalışanların işyerine bağlılıklarını, her ne pahasına olursa olsun o işyerinde çalışma olarak algılama miyopluğuna düşmeden davranış geliştirmek daha objektif bir yaklaşım olsa gerek.

Sadakatsizliğin tek sorumlusu çalışan mıdır? Acaba çalışanları sadakatsizliğe iten zaman zaman işletme, yönetim politikaları değil midir şeklinde bir soru akla gelebilir. Elbette, sadakatsizliğin nedenlerini sadece çalışana yüklemek doğru olmayacaktır. İşletmenin çalışanına karşı tutumu ve sunduğu fırsatlar da çalışanın işyerine bağlılığını etkileyen unsurlardır. Önemli olan her iki taraf için optimum noktaya yaklaşmaktır. Yani çalışanın işletmeye, işletmenin çalışanına güven duyduğu ve karşılıklı anlayışa dayalı bir ortamın oluşması desek daha doğru olacak.

Sonsöz: Kişilerin işlerinden ayrılmaları (işlerine karşı sadakatsizlik) na paralel olarak eşlerinden de yoğun bir şekilde ayrılmaya başlamaları (eşlerine karşı sadakatsizlik) ne kadar bir büyük tesadüf değil mi?..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mutlaka bilirsiniz de, izninizle tekrar etmiş olalım. "Amerikalıların "Beş yılda eşini de, işini de değiştirmelisiniz," yolunda ifadelerinin olduğu rivayet edilir. Eş kısmı beni aşar, o kadar cesaretim yok, olmadı da, (Aslında neden olmasın!) İş kısmı ise doğrudur. Beyefendinin söylediği "yuvarlanan taş yosun tutmaz," Deyimi vardır ve kendi mantığında doğrudur. Ancak İnsanların heyecanları beş yılda kaybolur, Beş yılın sonunda, Ya kapıya, ya da terfi ile yukarıya gitmelidir. Gelelim 'Sadakat' anlayışına; Çalışan da çalıştıran da kendini korumak, gözetmek zorundadır. İşyerinde sadakat (Hainlikle karışmaz herhalde) olmaz. Karşılıklı memnuniyet ile olur. Değilse verim düşer, zorlamalar başlar. En iyisi işi öğrenip kişinin kendine iş kurmasıdır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 30.03.2007 15:04
 

üstad bunun adına profesyonelizm diyorlar her halde... Çukurova'da bir söz vardır.''Fazla yuvarlanan taş yosun tutmaz'' derler. ben bu fikrin savuna geldim şimdiye kadar. bu yüzden amatör kümeye devam... Saygılarımla.

Yahya İncik 
 28.03.2007 20:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1309
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

12 yıldır ilaç sanayinde çalışıyor ,çok sevdiğim mesleğimde yönetici olarak işime devam ediyorum. Bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster