Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
467
 

İsimler!...

Mutlu bir çiftin en büyük arzusu evlenip, bir hayatı paylaşmaktır. Daha sonra bu mutlu birleşmeyi daha da coşkulaştıracak bir başka şeyse iki taraftan parçalar taşıyan bir bebektir. Geçmişte bugüne kadar gelen bir söz vardır: “çocuk kısmetiyle gelir.” Bir çok aile imkanı olsun olmasın bir çocuk sahibi olmak isterler. Söz konusu yoksullukta varlıkta olsa dünya ya gelen o kutsal şey her şartta büyüyecektir. Bu dokuz ay içerisinde en çok düşünülen ya da tartışılan konu ise: “çocuğun adıdır!” Peki ama bir bebeğin dünya ya gelmesi sırasında düşünülmesi gereken onca şey varken, neden herkes aynı şeyi sorar, birkaç ay sonra çocuk sahibi olacak anne- babaya? Niçin bir bebeğe isim vermek öylesine zor ve sorumluluk veren bir görevdir?

Her insanın bir başkasından ayıran en büyük nokta isimleridir. Bir isimden bir çok tane olsa da, her bir kişi bu adı başka bir özelliğiyle taşımaktadır.

Bir anlamda gariptir bana anlamak; insan kendi ismini seçme şansı olmasa da yıllar sonra sanki her birey: “bana en sevdiğim ismi vermiş olsalar bile, bunu kendime yakıştırmazdım” diye düşünürler genelde.İsim koyacak her anne-baba, gençliklerinden beri en sevdikleri adları : “ben bu ismi çocuğuma koyacağım” diye kendilerini şartlarlar. Ancak bu seçenekler evlendikten sonra yaşadıkları aşkla, sevgiyle ve hayatı paylaştıkları insanla zamanla şekilleşir. Çünkü tüm bu yaşanılan şeylerin ve hissedilen duyguların birleşmesiyle dünyaya gelen bir varlıktır “çocuk”. Anne-babalar çocuğunda isim verirken düşündükleri en anlamlı nokta “ismiyle büyümesidir”. İsmi onu şekillendirir ve kişiliğinde gözle görünür özellikler bulundurur. Dilimizde koyulan bir çok adın genelde bir anlamı bulunmaktadır. Ve belki de bu yüzdendir, yeni tanıştığımız birine isminin anlamını sorma ihtiyacımız.
Ele alacağımız milyonlarca hatta milyarlarca isim vardır. Bunlardan birkaç tane örnek almak gerekirse “Rüzgar” adını ya da bu anlamı taşıyan “ Poyraz” ismini seçelim. Her rüzgar gelip geçicidir. Bazıları bir anda meydana gelip ve geldikleri gibi giderlerken, bazıları geldiklerini hiç belli etmeden birkaç kişi tarafından hissedilip kaybolurlar, bazılarıysa sessiz sessiz yaklaşıp ortalığı alt üst edip bıraktıkları kalıntılarla var olurlar.Bu verdiğimiz rüzgar çeşitlerinin dünyamızda var olduklarını bir yana bırakıp, onları kişileştirelim.Her insan ismini kendi vücuduna, terziye elbise diktirir gibi kendi karakterine göre biçimlendirir. Biraz önce saydığımız üç değişik rüzgar tipini , üç değişik karaktere ve onları taşıyan kişilerin davranışlarıyla gözlemleyebiliriz.

Birisi işteki başarısıyla bir anda tüm gözleri üstüne çekip kaybolurken, bir başkası yaptığı küçük atılımlarla varlığını belirli bir tabakaya gösterip hayatına devam ederken bir diğeri yaptıklarını önemsiz şeyler gibi gösterip en değerli şaheserini bir anda piyasaya sürüp ortalığı ayağa kaldırıp elini ayağını bu işlerden çekse bile kuşaktan kuşağa onu yaşatacak değerler bırakır arkasından.

En başından beri bahsettiğimiz gibi isimlerimizi biz seçmesek bile bizim dünyaya gelme amacımızla bilinçsiz bir şekilde seçilir. Daha sonra biz farkında olmasak ta bizi özelleştiren en büyük betimleyici noktalardır bize verilen isimlerimiz. Bazen hayatımızı yönlendirirken , bazen karakterimize artılar eklerken, bazense bizi çıkılmaz yollara sokarlarken...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 592
Kayıt tarihi
: 21.02.08
 
 

Yazdıklarımla her insanın duygularını dile getirmekle beraber, kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak he..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster