Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1994
 

İstanbul’u özümseyerek gezmek gerekir

İstanbul’u özümseyerek gezmek gerekir
 

SÜLEYMANİYE CAMİSİ...


İstanbul, dışarıdan görünenle, içinde yaşamanın çok farklı olduğu, acılarla, mutluluklarla, güzelliklerle, çirkinliklerle dolu bir kenttir.. 

Burada hemen hemen Anadolu’nun her şehrinden insan barınmakta, her gelenin kendi kültürünü ve yaşam şeklini de beraberinde getirip, sürdürme çabası verdiği özel bir yerdir... İstanbul’a ilk kez gelenlerin bu güzel ve gizemli şehri bir iki günde dolaşarak, görüp, öğrenmesi mümkün değildir. 

Burayı tadını alarak, özümseyerek ve güzelliklerini gerçekten görerek gezmek için öncelikle yorulmadan, zamandan tasarruf ederek dolaşmak lazım. 

Öncelikle söylemek gerekirse, İstanbul’da metro, tramvay, vapur gibi toplu taşım araçlarını kullanarak dolaşmak, özel araçla gezmekten çok daha kolay ve keyiflidir. Bir de insanı park yeri aramaktan, geri dönüldüğünde aracı yerinde bulamama korkusundan kurtarır. 

İstanbul’a özel araçlarıyla Anadolu’dan gelenler, şehrin Avrupa yakasına Boğaziçi Köprüsü ya da fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü kullanarak girerler ve böylelikle trafik sorunu neymiş görürler! Ama trenle gelenler, Haydarpaşa’da indiklerinde karşılarında önce boğazı ve Marmara’yı ardından Ayasofya ve Sultanahmet Camileri’nin minaresini, Topkapı Sarayı’nı, Haliç’i ve Galata Kulesi’ni görürler. 

Otobüsle gelenlerin indikleri ilk yer Anadolu yakasındaki Harem, ikinci yer Esenler Otogarı’dır. 

Otomobille gelenlerin önceden belirlediği mutlaka konaklayacağı bir yer olacağından otoyol çıkışlarını da ona göre belirler ve gidecekleri yerlere giderler. 

Ama eğer yolculuk otobüsle yapılmışsa ve konaklanacak yer bir otel ya da misafirhaneyse ve şehrin Edirne’ye doğru geri planlarında değilse Harem’de inmek en iyisidir. Buradan arabalı vapurla Eminönü’ne geçilebilir. Ya da taksi veya dolmuşla on dakika mesafedeki Üsküdar iskelesine gidilip, oradan vapurla Eminönü, Karaköy ya da Beşiktaş’a geçmek daha kolaydır.. 

İstanbul’un en bilinen tarihi ve turistik gezi yeri Sultanahmet olduğu için buraya yorulmadan en kısa sürede tramvayla gidilir. Kabataş’tan Aksaray’a kadar uzanan tramvay hattı kullanılarak Eminönü, Sirkeci, Gülhane, Sultanahmet, Beyazıt, Laleli ve Aksaray gezilebilir. 

Saydığım bu yerlerden Sultanahmet’te inilirse birkaç yüz metre çaplı bir daire içinde bulunan Ayasofya, Sultanahmet, Yerebatan Sarnıcı, Topkapı Sarayı, Gülhane Parkı dolaşılabilir. Taksim, Beyoğlu ve Galata Kulesi ayrı bir gezi yeridir ve görülmesi gereken hoş yerlerdir. İstiklal Caddesi’ndeki insan seline karışmak ise ayrı bir heyecan verirken, caddenin sonunda Galata Kulesi’ne çıkıp, Haliç’i tepeden seyretmek çok zevklidir. Buradan tarihi metro ile Karaköy’e inip, Haliç Köprüsü’nü yürüyerek Eminönü’ne geçmek ve Kapalı Çarşı’yı gezmek mümkündür. Beşiktaş, Üsküdar, Kadıköy, Beykoz ise kendine özgü güzellikleri olan, çarşı-pazar gezmesini sevenler için uygun yerlerdir. Ortaköy’e gidip kumpir yemek, Kız Kulesi’nde ya da Karaköy İskelesi’nin çevresindeki lokantalarda balık yiyip, kafa demlemek de mümkündür. İstanbul’da konaklamak için orta halli ve lüks oteller genellikle Beyazıt ve Beyoğlu’nda bulunmaktadır. 

Bunun yanında memur kesimi için öğretmenevi gibi misafirhaneler de mevcuttur. 

İstanbul Metrosu Taksim’den Sarıyer’e, Aksaray’dan Atatürk Havalimanı’na kadar ulaşım sağlamaktadır. Sarıyer’deki Emirgan Parkı yeşillikler içinde ağaçtan ağaca zıplayan sincapları izleyerek, kafa dinlemek için uygun bir yerdir. 

İstanbul’un Karadeniz yönündeki en uç kesimi olan Sarıyer’in merkezine sahil yolu ile ya da metro ve özel araçla gelmek mümkündür. Buradan vapurla Anadolu Kavağı’na geçilip, her türlü balık ürününün bulunduğu küçük lokantalarda yemek içmek ve zaman geçirmek çok hoş olur. Ayrıca Karadeniz sahilindeki Kilyos tarafına ya da Belgrad Ormanlarına gidilerek doğayla baş başa kalınabilir. Bu arada hemen hemen her iskeleden kalkan vapur ya da küçük teknelerle ucuz yollu boğaz turu yapmak da çok eğlenceli olmaktadır. 

AVM’lerde dolaşmak, alışveriş yapmak isteyenler de Levent’teki Metrocity ve Kanyon, Sarıyer Maslak’taki İstinyepark, Şişli’deki Cevahir’e gidebilirler.. 

Bu arada İstanbul’da eğer üç beş kişi bir arada dolaşılıyorsa dolmuşa binmek yerine, taksi kullanmak daha ucuza gelir. 

Tüm bunları yapabilmek ve güzel anılarla İstanbul’dan ayrılmak için ise her bölgeye ayrı bir zaman ayırmak, koştura koştura oradan oraya gitmemek, trafiğe takılıp zaman öldürmemek için toplu taşım araçlarından faydalanmak gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. İstanbul bilerek gezenler için mutluluk verir ama bir çırpıda dolaşılmak istendiğinde ağız içinden mideye kadar yakan sıcak çorba içmeye benzer.. 

İstanbul’dan sevgilerle… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 75
Ort. okunma sayısı
: 1306
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunuyum. 28 yıllık g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster