Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
950
 

İşte size "KUANTUM" gerçeği

İşte size "KUANTUM" gerçeği
 

maddenin, enerji hali (ruhlar alemini keşif)


Değerli MB Dostlarım,

Seksenli yıllarımı İTÜ Fizik Mühendisliği’nin çok kıymetli hocalarından eğitim alarak geçirdim. Önce şunu itiraf etmeliyim ki, Einstein’in adını duymak için iki yıl beklemem gerekmişti ve bu benim gibi bölüme üst sıralarda giren birkaç arkadaş için başlangıçta ciddi bir hayal kırıklığıydı. İlk iki yılımızı yüksek matematik, (ki temel bilimlerin evrensel dilidir), temel mühendislik dersleri ve klasik fiziğin temellerini öğrenmekle geçirdikten sonrası ise tam bir şölendi diyebilirim. Nasıl mı?

Maks Planck, Niels Bohr, Shrödinger, Heisenberg ve finalde de elbette Albert Einstein sahneye çıkmışlardı. (Burada adını yazamadığım birçok bilim insanını rahmetle anmayı, insanlık adına bir vefa borcu biliyorum.)

1900 lerin başında Planck, “siyah cisim ışıması” adıyla anılan çok basit bir deneyle maddenin gizemli bir halinden söz etmeye başlıyordu. Ne olduğunu kendisi de henüz anlayamamıştı ancak o güne kadar bilinenlerin ötesinde bir şeyler olmalıydı. Birkaç sene geçmeden Bohr, maddenin en küçük yapı taşı olarak bilinen atomun içindekiler hakkında bir fikir üretmişti bile. Adına “Bohr atomu” dediler. Henüz elektron mikroskopları icat edilmemişti, yani elektron henüz gözlemlenmemişti ancak elektronu biliyordu artık insanoğlu. (Tanışıp el sıkışması ise epey sonraya tekabül eder)

Dönemim fizik bilginlerinin iştahları iyice kabarmıştı. “Madde” denilen şey gerçekte neydi acaba?

İlerleyen yıllarda ise Shrödinger sahnedeydi. “Madde dalgadır!” dedi. “Dalga mı geçiyorsun” dediler. Geçmiyordu! Kısa bir süre sonra bir denklem attı ki ortaya herkes yerine oturdu ve “anlat” dediler. Denklem diyince tüyleri ürperenleriniz var eminim. Alın size Shrödingerin meşhur “Dalga Denklemi

H?=?? … Ne oldu? Bu mudur? Deyip de beni dumur etmeyin şimdi. Budur! Okuyalım Haş Psi=Delta Psi

Değerli dostlarım sonra bize bu denklemi bir açtılar ki orasını sormayın işte. Gerçekten mideniz dayanmaz. Meğer içinde neler varmış. Bilen bilir, siz sadece şunu bilin. Burada “?” yani “psi” maddenin dalga formunu anlatıyordu. “H“ yani “haş” ise bir hermitik operatör. Ha, ha, ha… Zaten madde ya da bir diğer adıyla kütle de “poincare grubunun casmir operatörüdür” …

O da ne! Uzaktan bir cisim yaklaşıyor. Amaan, tamam ya tamam. Uçan tekmeymiş. Yok bunlara gerek. Ayıp oluyor ama. Ne olurdu şurda iki dakika da biz rolümüzü oynasaydık.

Sizleri sıkmamak adına biraz komiklik katmaya çalıştım. Sürç-u lisan ettiysem af ola. Ama görüyorsunuz ki her şey belirsiz bu dünyada. Bugün varız, yarın yokuz. Bir anda kendimi sahneye attım “tamam artık bende varım dedim”. Yokmuşum! Nedir bu belirsizlik?

Hemen söyleyeyim. Heisenberg’in “Belirsizlik İlkesi”. Tamam ben çekildim sahne üstadın. Üstad söyle diyordu. “Değerli insanlık, biz artık makro evreni klasik fiziğin Newton yasaları ile çözümlemeyi geçtik. Mikro evrene indik. Burada her şey o kadar minik ki göremiyoruz ve o kadar hızlı ki yetişemiyoruz. Tam ölçtük değer budur diyeceğiz, biz diyene kadar çoktan değer o olmaktan çıkmış, değişmiş. Yani anlayacağınız aşağıda her şey belirsiz. Bundan böyle ancak ihtimallerden söz edebileceğiz. Haberiniz ola!”

Ortalık karışmıştı. Söylenenler akla yatkındı ancak “belirsizlik” bilimin sınırlarının dışında bir kavramdı. Bilim camiası huzursuzdu. Farklı kamplaşmalar baş gösteriyordu artık. İşte bu yıllarda o karmaşanın arasından bir ses yükseldi. Bilimin o güne kadar ayrı, ayrı ele aldığı “Madde” ve “Enerji” temel kavramlarını birleştirerek sesini duyuran bu isim “Albert Einstein” den başkası değildi. Meşhur “Rölativite Teorisi” ve Newtonun klasik fiziğin temelini oluşturan F=m.a (Kuvvet=kütle x ivme) formülünün yerine önerdiği meşhur E=m.c² denklemi (Enerji= madde x ışık hızının karesi) Dikkat ederseniz burada ışık hızı bir sabit değer olduğundan aslında “Enerji = Madde“sonucuna varmış oluyordu bilim.

Dostlarım, umarım buraya kadar sıkılmadan okuyanlarınız olmuştur. Sizlere, modern fizik çağının “Kuantum Senaryosu” nda önce sahnedeki aktörleri tanıtmak istedim. Bir sonraki yazımda (ki siz okurken yazmaya devam ediyorum) senaryoyu önünüze koymaya çalışacağım. Sade bir dille ve biraz da mizah katarak birlikte bir sonuca varmaya çalışalım. Lütfen sizler de katılımcı olun. Bildikleriniz paylaşın. Sorular sorun. Tartışalım. Var mısınız?

Bakın! “Kuantum sıçraması” – “Kuantum.Alanı” – “Kuantum.Düşünce Tekniği” – “Kuantum.Şifresi” – “Kuantum İyileşmesi” – “Yaşam enerjisi/Reiki” –“Her şey kendinde başlar” ve daha birçok slogan kapladı yaşamımızı son yıllarda. Bu işin bir gerçeği var elbette. Ama bir diğer gerçek de var ki, birileri her ürettiği slogandan ve maalesef “kuantum” markasından saptırmalarla, tabiri caiz görün malı götürüyor. Dünya hali bu. Serbest ekonomi. “Alan razı, veren razı” benim buna bir diyeceğim yok. Ama diyorum ki;

Kapatalım bu faslı ve soralım kendimize! “NEDİR BU İŞİN ASLI?”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sözlü (canlı) konferansta diri tutmaya güzel bir anlatım. Aslında bilimin statikosunu espirilerle esnekleyip anlama daha geniş perspektif bakış olur. Bu konu eslında herşeyin değişken ve devingen olduğu bilimde de dinlarde de ve görsel evrende doğrulanıyor. ancak bunun ifadesi ve faydalanması saygın bilim adamlarının öğrettiklerinden geçer. Selam.

Nariçi 
 16.06.2008 16:17
 

Sıkılmıyoruz, zevkle okuyoruz. Nedir Bu İşin Aslı? Bir de sizin kaleminizden duyalım, bekliyoruz.

Demet Uğur 
 04.06.2008 0:18
Cevap :
Şevk verdiniz. İkinci bölümü yayınladım. Devamı kalemimde mürekkep. Akar gelir Sevgiyle,  04.06.2008 13:14
 

Bir ara bu konuyla ilgilendim ama ne yazıkki tam olarak anlayamadım.Sanırım tam olarak anlatılamıyor da. Diyor ki ; şu an içtiğiniz kahvenin atom altı parçaçıkları Amerika da da olabilir. Hadi gel de anla bakalım. Umarım senin yazıların anlaşılır olur. Sevgiler

cennetışığı 
 03.06.2008 21:06
Cevap :
bilimsel temelde "butterfly effect" denilen (kelebek etkisi) teoriye göre; "arizonda kanat çırpan bir kelebek hindistanın çöllerinde bir kum fırtınasına neden olabilir." iken, buna senaryo yazan zihinlerde bambakşa bir film çıkıyorya ortaya, işte onun gibi birşey. Bense, bilimin bulgularını algıladığım kadarıyla ve anlaşılır olma çabasıyla paylaşıyorum sadece... Sevgiler,  04.06.2008 13:08
 

İlgi alanım olan bir konuda yetkili bir ağızdan anlaşılır ve espirili bir dille bir şeyler öğrenmek çok güzeldi. Emeğinize sağlık desem ve: Eğer izlediğyseniz "what the bleep do we know? "isimli belgesel film hakkında göüşlerinizi öğrenmek istesem... Sevgi ve ışıkla, Ayna

Ayna 
 03.06.2008 11:23
Cevap :
Ayna Dostum, öncelikle yetkili ağız değilim. biliyorsun yetkililer ilgisiz, ilgililer yetkisiz olacaklar ki düzen işlesin. emeğe gösterdiğin teveccühe en içten teşekkürlerimi gönderiyorum. "what the bleep do we know?" yani türkçesi "biz neyi biliriz ki?" yorumuma gelince. Zaten fazlaca yorum birikti onunla ilgili ve yazımın sonlarında biraz ben de genel yorumumu yaptım. Üzerine hatırını kırmayıp, "AMAN DA" pek güzel olmuş desem yeterli olur umarım... Sevgiyle,  03.06.2008 12:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 61
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1244
Kayıt tarihi
: 25.05.08
 
 

İstanbul'da doğdu. Teknik Lise Elektronik Bölümünde okurken rakamlara olan ilgisini de keşfetti. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster