Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
55
 

Kadıköy'den Denize Girmek!

Kadıköy'den Denize Girmek!
 

Sabah erkenden kalktım. Acaip heyecanlıyım. Yapabilecek miyiz?
Yaparız ya! Amazon ruhu var bizde! 
Normalde kolay uyanamam, bunu herkes bilir. Ama bugün herşey çok farklı! Yine de benim temkinli arkadaşım Nuran beni erkenden uyandırdı.
Zaten kalkmış, banyodan çıkmıştım bile..
Hazırlanmış geliyorlarmış. Saat henüz 6 buçuk. 
Kalbim güm güm atıyor. 
 
Herşey hazır mı, hazır! 
Çantada neler var? Neler yok ki!? Güneş kremi, plaj havlusu, mini şort, tarak, içecekler, krem peynir. Simitleri oradan alacağız zaten! Sema ve Lale; domates, biber ve salatalık getirecek. Yurda ve İpek abla meyveleri alacak. Nuran bize kek ve termosta çay yapacakmış. Oh ne ala!
 
İki gece önce, bizim meşhur cuma oyun gecemiz vardı. Kanasta adlı, bizi birbirimize sımsıkı bağlayan bol şakalı, neşeyle oynadığımız oyun esnasında yapmak istediğim etkinliği açıkladım. Önce tepki aldım tabi!
 
İpek abla çok ilginç bulduğu bu teklifi tartışmaya açınca sonunda hepsi kabul etti. 
Derin bir nefes aldım. Çünkü bu ekibe her türlü uymaya çalışan ben ilk defa istediğim şeyi yaptıracaktım.
 
Ve işte bugün. . Ne kadar özel ve güzel bir gün olacak tanrım! 
Telefonum çaldı. Geldiler işte! Hemen plaj terliğimi giyip dışarı çıktım. Kırmızı plaj elbisem, içimdeki bikini, güneş gözlüğü ve şapka ile çok şık olduğumu düşünerek neşeyle dışarı çıktım. 
 
Burası "caanım Kadıköy".. Sokağımızdan görünen mendirek ve uzaktan geçen yolcu gemileri ve masmavi gökyüzünde uçuşan, çığlıklar atan martılar heyecanımıza heyecan kattı. Hepimiz oldukça şık ve renkliydik. Sema nil yeşili elbisesi ile muhteşem görünüyordu. Lale pembe, Nuran saks mavisi ile Yurda turuncu ve İpek abla güneş sarısı elbiseleri ile çok canlı ve güzel görünüyordu. Hemen Kadıköy balon kafenin yanına doğru yürümeye başladık. O nefis sokak simitlerinden alıp menzilimize doğru yürüdük. Deniz şahaneydi. Dibindeki taşları, yüzen balıkları seçecek kadar net ve temizdi. Tabi ki bilhassa söylemedim ama hepimizin elinde portatif şezlonglar vardı. İtina ile henüz seferlerine başlamamış olan teknelerin karşısına yerleştirdik. 
 
Marmara Denizi çok pismiş, öyle mi! Umurumuzda bile değil! Biz bu denize bugün gireceğiz. Eve gider duşumuzu alırız nasılsa.
 
Cuma akşamı onlara söylediğim gibi; deniz de, hava da, insanlar da biz onları nasıl görüyorsak öyle olacak! Bu evrenin en büyük sırrı! Yaşadığımız gezegen müthiş bir cennet! Ve yaşadığımız kenti, sokakları cennete çevirmek bizim elimizde. Kirli pis ve çirkin görmeyeceğiz asla! Güzel temiz ve muhteşem göreceğiz. Biz neyi seviyorsak, o kadar güzel olacak herşey! 
 
Bu aşkı, bu sevgiyi vermeyenler, herşeyi gittikçe çirkinleştiriyor. 
Oysa bu güzel ülkenin en en güzel şehri İstanbul'un güzel semti Kadıköy, bir gün, tıpkı bugün bizim yaptığımız gibi denize rahatlıkla girenlere tanıklık edecek. 
 
Bu inançla sırayla atladık denize..
Bir iki üç cup!...
 
Berrin Aksu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 262
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 466
Kayıt tarihi
: 18.12.10
 
 

Üniversite mezunuyum. Dekoratörüm. Yazmayı çok seviyorum. 200 kadar şiirim var. Sinema ve tiyatro..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster