Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '11

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
2536
 

Kamuda "İbrikçibaşı" zihniyeti

“Yerleşim yerlerinde günlük işlerde kullanılmak üzere su ve su tesisatının henüz kurulmadığı dönemlerde, kent sakinlerinin tuvalet ihtiyaçlarını karşılamak üzere genel tuvaletler yapılırmış. Kent ahalisi, günlük işlerini yapmak üzere evlerinden çıkıp, işlerini yaptıktan sonra eve dönmekte geciktiklerinde, tuvalet ihtiyaçlarını bu genel tuvaletlerde giderirmiş. Bu tuvaletlerin önünde 5-6 tane su dolu ibrik bulunur ve boşaldığında bu ibrikleri dolduran, tuvalete girenlere ibrikleri “usulünce” servis eden “İbrikçibaşılar” görev yaparmış. 

Bir akşam vakti tuvalete gelen ve çok sıkıştığı için ibrikçibaşını görmeyen orta yaşlı vatandaş, ibriklerden birini kaptığı gibi tuvalete doğru yönelmiş. Yönelmesiyle de omzuna yapışan eli hissetmesi bir olmuş; 

- Hop! Hemşerim nereye? 

- Tuvalete. 

- Bırak o ibriği! 

- Neden? 

- Çünkü o ibriğin sırası gelmedi. O üçüncü ibrik. Sen birinci ibriği alacaksın. 

- Ne fark eder? Hepsi aynı değil mi? 

İbrikçibaşı bu cevap karşısında bir an duraklar ama kısa sürede toparlanıp cevabı yapıştırır: 

- Ben eşekbaşı değil, ibrikçibaşıyım. Sen istediğin ibriği aldıktan sonra benim görev yapmama ne gerek var. 

Bu cevap karşısında şaşıran vatandaş, çaresiz bir şekilde üçüncü ibriği bırakarak, birinci ibriği almış ve tuvalete yönelmiş.” 

Bu uzun fıkrayı neden anlattığımı merak etmişsinizdir. 

Merakınızı gidereyim. 

Devlet kadrolarında görev yapan memur ve diğer personel, vatandaşlardan alınan vergilerle maaşlarını alıp, kamu hizmeti yaparak görevlerini yerine getirirler. 

Bu durumun farkında olmayan ve kendini ulaşılmaz, üstün vehimlerle donatılmış, vatandaşlardan üstünmüş gibi görev kimi kamu görevlileri, bırakın görevlerini yaparak vatandaşların işini kolaylaştırmayı, aksine kendilerine tanınan yetkinin sınırlarını da aşarak vatandaşların işini yokuşa sürmekte hiçi bir beis görmezler. 

Odasının kapısını kilitleyip başka bir arkadaşını ziyarete gidenleri, sabah mesaiye bir saat geç gelmeyi alışkanlık haline getirenleri, öğle yemeği arasını uzatarak gezintiye çıkanları, süreli işler yoğunlaştığında yıllık izne ayrılanları, başı ağrıdığında sevk ve rapor alarak işlerini aksatanları sürekli görür, bunların bu vurdumduymazlıklarına tanık olursunuz. 

Bu olumsuz durumlarla karşılaşan vatandaş hem işlerinin kısa sürede bitirilmediğine, hem de kendi vergileriyle maaş alan bu vurdumduymaz kamu görevlilerinin nasıl olup da halen bu görevlerde kaldıklarına şaşırır, dururlar. 

Hak arama bilincinin yeterince gelişmemiş olduğu toplumumuzda, bu türden görevliler, vatandaşlar tarafından şikayet de edilmezse, bu gibi durumlar sürgit devam eder. 

Zamanla kronikleşen bu durum, kamu hizmetlerinin görülmesinde aksamalara, vatandaşın devlete küsmesine ve kamu görevlilerine yabancılaşarak, devamında da kamu görevlilerine “düşman” olmasına neden olur. 

İbrikçibaşının, ibriklerin sırasını belirleyerek vatandaşa sırasıyla vermesinde kullandığı yetki kadar bile yetkisi olmayan bu tür kamu görevlileri, ellerine dönemsel yetkiler kullanacak fırsat geçtiğinde, kendilerini ibrikçibaşı gibi görerek, vatandaşa hayatı zehir ederler. 

İbrikçibaşılar 15-28 Mart 2011 tarihleri arasında, birer zombi gibi ülkemizin bir çok ilköğretim okulunda ortaya çıktı. Bursluluk ve yatılılık sınavları başvurularını vatandaşlara ve çocuklarımıza zehir etti. Geleceğimiz olan, çocuklarımızın gelecek hayallerinin bir bölümünü, karanlık okul koridorlarında, öğretmenlerin peşinde imza tamamlamakla geçirmeleri sayesinde, kararttı. 

Sınav duyurusunu usulünce yapmayan, öğrenci ve velilere yeterince bilgi vermeyen, başvuru evraklarını tamamlayan velileri saatlerce bekleten, öğretmenlere görevlerinin dışında evrak inceleten bu anlayış, bir sonraki sınav döneminde, yeniden önemsenene kadar kabuğuna çekildi. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar, Sayın Hocam! Ben de sizin gibi eğitim camiasının; 1977-2005 yılları arasında idari kademelerinde (memur-şef) çalışarak emekli olmuş bir neferiydim. Biz, hem ailden hem de devletten farklı bir aile ve devlet terbiyesi aldığımız için bu ibrikçibaşı zihniyeti ile görev yapmadık. Bir eğitim camiasının hizmetlisi yoksa hizmetlisi olduk, müdürü yoksa müdür olduk, öğretmeni yoksa öğretmeni olduk. Öğrenci ve veli bizden memnundu, bizler de onlardan memnunduk. Geçmişle günümüzü mukayese etmek için eğitim kurumlarına şöyle bir bakıyorum, gördüğüm manzara karşısında içim kan ağlıyor. Bu konuda uzman olmadığımız için fazla ahkam kesmek istemiyorum. "Her şeyi büyüklerimiz daha iyi bilir" diye onlara teslim etmedik mi? İşte, görünen köye kılavuza ne hacet!!!

Pervane 
 28.03.2011 8:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 176
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 798
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Gaziantep' te öğretmen olarak görev yapmaktayım. Son olarak Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster