Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '09

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
782
 

Kanserli satırlar

Kanserli satırlar
 

Erken teşhis hayat kurtarır.


Bir kaç aydır ağrıları vardı. Düzenli adet görmiyordu ve doktora gitti. K. ilçesindeki devlet hastanesinde ki saygı değer kadın doğum doktorumuz menapoz teşhisi yoktu, hemde hiç ultrasona gerek görmeden. Ve hormon ilaçlarıyla tedaviye başlandı. Ağrıları azalır gibi oldu. Ama hala yolunda gitmeyen birşeyler vardı.

Tekrar aynı doktora gitti ve yine ağrı kesiciyle beraber aynı ilaçlar verildi. Birgün dostlarla berbaer oturur muhabbet ederken derdini anlattı. Aynı dertlerden muzdarip bir arkadaşı başına gelenleri anlattı. Kendisinde de aynı şikayetler olduğunu ve doktora gittiğini, miyom çıktığını söyledi. Ve ameliyat olduğunu, korkulcak birşey olmadığını ama mutlaka doktora gitmesini tavsiye etti.

Doktora tekrar gidildi fakat doktor yerinde yoktu. Pratisyen hekime gidildi , pratisyen hekim başhekime yönlendirdi. Kadın, rahatsızlığını anlattı ve daha önceki doktorun horman ilacı verdiğini ve ağrılarının çok olduğunu, hormon ilacının da bittiğini anlattı. Başhekim ultrason çekmeden kendisine hormon ilacı yazamayacağını söyledi. Kadın ultrasona girdi ve sonuçlar geldi. Doktor hastaneyekiminle geldiğini sordu. Kadın eşiyle geldiğini söyledi. Başhekim "Eşinizle konuşmam lazım." dedi. Kadının kocasıyla konuşuldu ve acil olarak en yakın ildeki üniversite hastanesine sevk edildi.

Üniversitedeki alanında uzman doktor tatildeydi ve en az bir ay sonra dönecekti. Kadının zamanı yoktu. Kanserdi.
Hemen Ege Üniversitesi'ne telefon edildi. En iyi doktorlardan biriyle görüşüldü. Kadın durumunu sordu, doktor; ameliyattan önce kanserin derecesini tam kesin söyleyemeceğini belirtti.

Kadın üzgün, çaresiz, aile perişan... Ameliyat günü geldi. Kadın ameliyata alındı. Doktor ameliyattan çıktı ve aileyi yanına çağırdı. "Neredeyse bir yada bir buçuk yıldır kanser" dedi. "Çok güçlü bir kadınmış bu kadar ağrıya nasıl dayanmış." dedi. " Kanser 3. aşamada." dedi. Baba yıkıldı. Acı acı gülümseyerek kızının yanına geldi. Merdivenin bir köşesinde koridorun bir ucunda kızına olanları anlattı. Ağladılar... Gizlemeden aleni bi şekilde acı acı gülümseyerek ağladılar.

Kadın ameliyattan çıktı, odasına yatırıldı. Meraklı gözlerle baktı çevreye, soru işaretleriyle. Kimse cesaret edemedi konuşmaya. Ve o da yavaş yavaş herşeyi anladı.

Ayağa çok erken kalktı, kendi işini kendisi yapmaya çalıştı. Çabaladı, azmetti. Sanki kılıçsız kalkansız savaşır gibiydi. Kendi kendine kaldı. O vücudu lanet hastalıktan kurtarmaya çalışıyordu. Hep çocukları için çabalarken, yıllarca kendini ihmal ederken, şimdi kendisi için çabalıyordu.

Çok kısa bir sürede taburcu oldu. Kemoterapilere başlanıldı. İlk terapisde zorlanmadı. İkincisinde yaşayıp yaşamadığını nefesini dinleyerek anlıyorlardı. Tüm ev halkı durgundu. Oğlu o yaz üniveristeyi kazanmıştı, ama sevinilemedi. Patavatsız komuşular, ve hızır gibi yetişenler, karmakarışıktı herşey. Kimisi gelip bu hastalıktan ölenleri anlatıyor, kimisi umutsuz vaka izlemini veriyordu.

Ve simsiyah saçları döküldü. Duştan çıkınca büyük bir saç tutamı elinde kalınca ağlaya ağlaya çıktı banyodan. Başını örttü. "Bırakın ağlamak istiyorum , gitmek istiyorum buralardan, dağlara doğru kaçmak istiyorum, avazım çıktığı kadar bağırmak, ağlamak istiyorum." dedi. Teselliler sustu.

Kemoterapiye ara verildi. Radyoterapi başladı. Hergün 3 dk o cihazın altına giriyor ve canı yanmasada moral bozukluğuyla çıkıyordu. O terapi günlerinde tekerlekli sandalyeyle gelenleri görüyor ve en azından yürüyebildiğine şükrediyordu.

Bir yıl aradan sonra tedavi bitti. Tahliller ve diğer tüm testler temiz çıktı. Mutluydu. Televizyonu açıyor, haberlerde kansere yenik düşenleri görüyor, umudu kırılıyordu. Manşetler " Kanseri yendi gribe yenildi" , " Kanser yine bir ünlüyü de aramızdan aldı." Haber izlememeye karar verdi.

Mutluydu. Ailesine yük gibi hissetsede kendini, maddi zorluklar yaşansada gönül rahatlığı vardı artık herkeste. Biliyordu kanserle hep mücadele etmek zorundaydı, ömrünün sonuna kadar dikkatli ve kontrollerle dolu bir hayat geçirecekti. Ama vazgeçmeyecekti. Ne kadar "Bir daha böyle bir şeye dayanamam bir şey çıksada gitmem artık doktora" desede hep mücadele edecekti. Biliyorum, nerden mi biliyorum? O benim annem. Ve bir yanlış teşhis kurbanı.

Hanımlar için söylüyorum eğer birazcık olsun ailenizi ve hayatı umursuyorsanız ertelemeyin rahatsızlıklarınızı, kontrole gidin. Çünkü hayatta başımıza asla gelmeyecek dediğiniz şeyler birden herşeyimizi alt üst edebiliyor.
Ve sizlerden isteğim; eğer kanser hastası tanıdığınız varsa lütfen patavatsızlık yapmayın, moral verin. Ve ben nerde Lösev kumbarası görsem muhakkak elimdeki bozukluğu bağışlarım. Siz de onların yaşadıkları zorlukları birazcık kolaylığa çevirin.

Sevgilerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

SIZE BURDAN GECMIS OLSUN . UZUN YILLARIN SIZIN VE SEVDIKLERINIZLE BERABER OLMASINI TEMENNI EDIYORUM . ANNENIZ INANIN COK SANSLI SIZIN GIBI BIR EVLADA SAHIP OLDUGUNU ICIN .HICBIRSEYI ERTELEMIYELIM YARINLAR BIZIMLE SEVDIKLERIMIZLE OLSUN HERSEY GONLUNUZCE OLSUN HOSCAKALIN.

ebru tepe 
 09.06.2010 15:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 990
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Kuşadası ve Antalya arasında geçiriyorum günlerimi. 25 yaşındayım ve Akdeniz üniverstesi mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster