Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
90
 

Kapitalizm israf ve iflas sistemidir // 2023 Türk Birliğinin kurulması

Kapitalizm israf ve iflas sistemidir // 2023 Türk Birliğinin kurulması
 

"Kapitalizm bir israf ve iflas sistemiydi sonu geldi." // Önder Karaçay


Kapitalizm İsraf ve İflas Sistemidir // 2023 Türk Birliğinin Kurulması // Önder Karaçay 

Bu yazımda Türkiye Cumhuriyetinin siyasi ve ekonomik süreçlerini Osmanlı bakiyesi ile bugüne kadar nasıl bu noktaya geldiğimizin kısa ve ibretlik tarihini yazdım.

Osmanlı İmparatorluğunun o günün şartlarına uygun yine kapital tefecilerin devleti borçlandırarak devleti ve halkı düşünmeyen kendi keyfinde ve israf sonucu savaşlar, toprak kaybı çağı yakalayamayan zihniyet dolayısıyla altı asırlık bir imparatorluk tarihe karışmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti toprakları tamamen emperyalist ülkeler tarafından paylaşılmak istenmiş Mustafa Kemal ve silah arkadaşları 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a Bandırma gemisiyle geçerek Anadolu’dan kurtuluş savaşını Türk Milletiyle başlatmış ve 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisini kurmuş, 29 Ekim 1923 yılında da Türkiye Cumhuriyeti ilan edilmiştir.

Cumhuriyetimizin ilk on beş yılı dünyanın 1929 ekonomik buhranına, savaştan çıkmış bir ülke olmasına rağmen Atatürk gibi dahi bir liderin farkıyla dünyada en hızlı büyüyen, sanayi ve üretimle kalkınan ülkesi olmuştur.

Atatürk’ün çok erken yaşta 10 Kasın 1938 tarihinde ebediyete intikali ile devrimleri, demokrasisi yarım kalmış, Cumhuriyet kurulurken Cumhuriyetin kurulmasına karşı çıkan iç karşı görüşe bu durum fırsat doğurmuştur.

İsmet İnönü Atatürk sonrası yeteri kadar direnememiş ve karşı görüşlerin dış güçlerle işbirliği yaptıklarını iyi görememiş ve 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisi içinden Adnan Menderes ve arkadaşları ayrılarak “yeter söz milletindir” söylemi ile her mahallede bir milyoner üreteceğiz diye kapitalizmin devletçilik milli ekonomisinin ilk yıkılma yolunu açmıştır.

Sonrası yıllar karşı görüşlerin sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk ve Kürt gibi ayrımcılık adına fitne ve fesat üretimi batı ayrımcılığı emperyalist düşünceler ülkemizde ideolojiler ile toplumu bölmek ve parçalamak adına yuvalanmışlardır.

Bu ideoloji çatışmaları yine sermaye lehine askeri darbelerin yapılmasına sebep olmuş demokrasimiz gün geçtikçe zayıflamış, ekonomi sermaye sahiplerinin cebine akmış, sermaye sahipleri üretim araçlarını, toprak ve fabrikalarla gelecekte devleti ve milleti tehdit boyutunda işbirlikçi yapılanmaların içine girmiştir.

Milli ekonominin ilk kırılma noktası 24 Ocak Kararlarıdır. Bu kararları baskıyla imzalayan ve sermaye lehine imzalayan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’dir. Kendisinden önce Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal bu kararları imzaladığında kendisine bağlı batı ve sermaye lehine müsteşarı olduğu ve bir yıl sonra 12 Eylül 1980 tarihinde kendi askerimizle Türk Milletine batı lehine ilk toplu darbe ve terörle birlikte savaş açılmasının başlangıcı olmuştur.

Yeniden demokrasiye geçme çalışmaları başlamış, ne tesadüftür ki; 24 Ocak kararlarını imzalarken Süleyman Demirel’in yanında olan müsteşarı sermaye ve batının adamı Turgut Özal parti kurarak ve o günkü medya ile halkın gözünde şişirilerek iktidara 1983 yılında getirilmiştir.

Ne kadar hazindir ki; 12 Eylül 1980 askeri darbesini batı lehine Amerika’nın “bizim çocuklar” dediği Kenan Evren halkın çoğunluk oyu ile Cumhurbaşkanı yapılmıştır.

İktidara gelen Turgut Özal milli ekonomiye darbe vurmak adına özelleştirme ve küreselleşme adı altında Türk Milletine kamu kurumlarının yük olduğunu mutlaka özelleştirilerek satılması gerektiğini basın yoluyla halk adeta kandırılmıştır.

Borsa denen parayla para kazanma kanunla korunan ve vergi ödemeden vurgun vuranların kurumu bu zaman açılmış. Sonrasında yaşanacak ekonomik krizlerle borsada yapılan vurgunlarla birileri zenginleşmiş Türk Milletinin kaynaklarını birileri bu kanalla cebine indirmiştir.

Yine 32 sayılı kararla yabancı para serbest bırakılmış döviz kurlarıyla oyunlar oynayarak yine mağdurlar üretilmiş birileri vurgunlar vurmuştu.

5 Nisan kararları ile % 40’lara varan devalüasyonlar yaşanmış, 2001 yılı krizi ile kur iki katına çıkmış Merkez Bankası o günkü Başkanı Gazi Erçel’in bazı bankalara kurun iki katına çıkacağını ihbar etmesi ile bankalar paralarını dövize çevirerek servetlerini bir gecede ikiye katladılar. O yıllarda Akbank’ta çalışıyordum ve Akbank yöneticileri bizlere krizden en güçlü çıkan banka biz olduk diye bu ihaneti başarı gibi gösteriyorlardı.

Bankalar her 5 ya da 10 yılda yaşanan ekonomik krizlerle batan firmaların varlıklarını ele geçirmiş sonrasında yeni bir iflas ve israf dönemi daha başlatmışlardır. Her siyasi irade bankaların ve sermayenin emrinde Türk Milleti aleyhinde iş yapmışlardır.

Bu krizin bir başka niyeti daha vardı. Devrin Cumhurbaşkanı bir toplantıda Başbakana Anayasa kitabını fırlattığı iddiasıyla Başbakan Bülent Ecevit hükümet devlet krizi olduğunu açıklamış bunu fırsat bilen işbirlikçi sermaye borsadan parayı çekerek sistemden aynı zamanda yirmiden fazla bankanın çıkması yolunu açmıştı. Bunun amacı gelecek günlerde sermaye talebiyle yine sermaye ve batının adamı Kemal Derviş kurtarıcı olarak çağrılacaktı.

Bir taraftan yine askerle 28 Şubat ayarı yapılmış bu kriz sonrasının da siyasi zemini hazırlanmıştı.

Ve Başbakan Bülent Ecevit Kemal Derviş gelsin dedi. O da zaten dünden razıydı. Geldi.

Televizyonda canlı olarak bankaları satacaksınız dedi, millet kurtarıcı alkışladı.

2002 yılında 28 Şubat darbesiyle zemini hazırlanan seçimlerle parti kuran son 14 yılda da milli ekonominin tamamen köküne kibrit çalanlar iktidara gelerek bankaları sattılar, doksan yıllık ne kadar birikim varsa sattılar. Yabancı bankalar para kazansın, yabancı ithalatçılar para kazansın diye; alış veriş merkezleri açıldı. Yerli esnaf bitecek yerine küresel ithalatçı esnaflar yerleşecekti. Teknoloji ithalatı yapılacak teknoloji marketleri açılacaktı. İnşaat+banka işbirliği Toplu Konut İdaresi Başbakana bağlı kalacak hazine arazisi operasyonunu Başbakan yönetecek istediği yere, istediği kişiye, istediği gibi inşaatlar yaptıracak ve bankaların cebini dolduracaktı.

Bunun için imar yasası kişiye özel 165 kez değiştirilecekti. Sayıştay denetimi yapılmayacaktı.

Türk Milleti teknoloji destekli borç ve tüketimle borçlandırılarak adeta esir edilecekti.

Çünkü düşük gelir ve adil olmayan bir gelir dağılım sistemi vardı bütün para 1983 sonrası her mahallede bir milyoner olanların cebine dolmuştu.

Mahallede milyoner olanlar son 14 yılda sanayicilikten sanayici görünümlü perakendeciliğe terfi ederek limon satmaya bile kalktılar. Türk Milletine rakip oldular ceplerini boşaltmışlardı, şimdi iş vatanı ve milleti bölerek rejimi yıkmak, sermaye adına bir imparatorluk kurarak Türk Milletini vatanında yok saymak adına Açılım ihanet siyasetine sermaye destek vermiş, Anayasa değişsin diye akilleri destelemiş, dünyanın gizli sermaye devletine Bildenberg adıyla toplantılarına katılmışlardır. Türk Mevsimi adı altında terör ve ülkemizde iç savaş gibi operasyonları yönetmek adına sermaye siyaseti, iş adamlarını, gazetecileri yöneterek aslında Türk Milletini affedilmeyecek boyutta haddini çok daha fazla aşarak tehdit etmiştir. Bildenberg toplantılarına 21 Ocak 2016 tarihinde hayatını kaybeden Mustafa Koç yönetiyordu. Bu şu anlama geliyordu; ülkemizdeki derin sermaye devlet yapılanmasının hukuksuz yöneticisi Mustafa Koç’tu. Ölmeden bir gün önce kendisinin sermaye derin devletinin başı olduğunu ve Türk Mevsimi adı altında vatana ve millete ihanet ettiğini açıklamış bütün dünyaya ve insanlığa duyurdum.

Bu olay aslında kapitalizm putunun Anadolu’dan yıkılmaya başladığının ibret bir sonuydu.

Bu yaşanan ibret şu anlama gelmektedir. Türkiye Cumhuriyetinde Liberal Kapitalizm bitmiştir. Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabım israf ve iflas sistemi olan liberal kapitalizmin bittiğini ilan eden ilk kitaptır.

Çünkü vatanımıza ve milletimize kötülük düşünerek bizi işbirlikçileri lehine tehdit eden sermaye 12 Eylül 2012 tarihinde çalıştığım Akbank’tan sebepsiz işten çıkarıyor, haklarımın bir kısmını vermemeye kalkıyor ve sektör milli bankacılık ve milli ekonomiyi savunduğum için bana iş vermiyordu.

Sermayenin bu ihanetine ve işbirlikçilerine kitapla MUHTIRA vermek amacıyla bu tarihte başladığım kitabımı bir gemi sırrıyla yazdım.

Kitabım Nuh Tufanın koptuğu İstanbul’da mahşer denizi olarak ilahi kudret tarafından Türk Mevsimi ihaneti işleyenlerin son yıllarda sosyal medya olarak yapılandığı fitne ve fesat üretilen ağlarda yüzecekti.

Kitabım çıkmadan okuyan sermaye bir gün biri çıkacak ve hepimizi bitirecek gibi, sorun kapitalizm gibi, çocuklarımın geleceğinden endişe ediyorum gibi kendini acındıracak söylemler içine girmişlerdi.

21 Aralık 2015 tarihinde en uzun gecede gemi sırrıyla yazdığım kitabım Mobbing Bank Skandalbank’ın Skandalları Türk Fırtınası kitabım mahşer denizinde yüzmeye başladı.

İkinci kurtuluş ekonomi savaşının kazanılması adına bir ibret yaşanacaktı.

Sabancı Holdingin amiral gemisi bankası emperyalizmin amiral gemisi kapitalizm adına 13-19 Ocak 2016 tarihleri arasında kopan susuz mahşer denizinde dünyadaki tüm zalimleri canlı boğarak öldürmeden yaşattıklarını yaşasınlar diye cehennemlerinin dünyaya geldiğini ve Firavun sonrası son ibret CANLI HELAK yaşandı.

Aynı gün bunu bütün dünyaya ve insanlığa açıkladım. Ve bir gün sonra Mustafa Koç ibret adına hayatını kaybetti.

Fitne fesadın ürettiği İsa Mesih geldi diye beni sahiplenmemeleri içinde Mesih’de Yalan Oldu şiirimi bir gün sonra yazdım.

Bu ibret milli ekonomi savaşını Türk Milletinin yeniden kazanarak TAM BAĞIMSIZLIK ilkesiyle Cumhuriyetimizi geleceğe taşıyacağımızın ilk kırılma noktasıdır.

Aynı zamanda 12 Eylül 1980 ile terörle batı Türk Milletine açtığı kanlı savaşı eli kanlı kalarak kaybetmiştir.

2001 yılı krizinde Cumhurbaşkanının kitap atmasını bahane ederek borsadan kötü niyetle para çeken küresel sermaye bugün parayı çekmeme sebepleri çektiklerinde batacak olan kendi şirketleri olduğu içindir.

Bunun sonunda yine batacak olan kendileridir. Sürecin uzaması zararı her tarafa artıracaktır.

Vatandaşlar gelecek kaygısı, işsizlik ve iş kaygısı yaşadıkları, iflas ertelemeler ile ekonomi kötü sinyaller vermekte aslında 2008 yılından bu yana süründüren bir kriz yaşamaktayız.

Bol para ihanetinin bedelini ödeyecek olan inşaat+banka+tüketimle ekonomiyi döndüreceğini sanan iktidar tüm komşularımızla komşuluk ilişkilerini bitirdiği için ekonomik anlamda çıkmaza girmiştir.

Otoyol, köprü, hava limanı gibi Türk Milletine faydası olmayan yatırımla bu ekonomin çark çevirmesi mümkün değildir.

Toplam borcun bir yıllık gayri safi milli hasılanın % 130’una ulaştığı bir ekonomi fazlasıyla batmış demektir.

Günü kurtarmakla veya top çevirmekle bu maç kazanılmaz.

O zaman çare nedir?

Çare ya bu iktidar derhal 14 yılda yaptıklarının tersini yapacak kamulaştırma yasalarını çıkarıp milli üretim ekonomisine geçecek ve mutlaka tüm komşu ülkelerle ittifak ederek düşmanın bölgemizden Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanarak yapılmalıdır.

Ya da bu iktidar gidecek, milli yönetim gelip bunu yapacaktır.

Türkiye Cumhuriyetinin bir asırlık bir Cumhuriyet olup ilk 15 yılı büyüme ve gelişme adına gurur, son 14 yılı doksan yıllık birikimlerin satılarak tekrar başa dönülmesi gibi kadere sürüklenme tehlikesi olan gaflet, delalet hatta ihanet yıllarını bugünlerde ibretle yaşamaktadır.

2023 100. Yılında Türk Milleti yapacağı mücadele ile bu garabetten kurtulacak ve dünyada tüm Türkleri birleştiren Türk Birliği kurulacaktır.

Dünyanın en zengin yer altı kaynakları Türklerin olduğu topraklardadır. Dünyadaki tüm Türkler Türk Birliği ile kendi kendine yeten bir ekonomi kurarak dünyanın en zengin ülkesi olacaktır.

Bu sancılı yıllar Türk Milletine bu fırsatı vermiştir.

Bu süreçte gerek Nato, gerek Avrupa ve gerekse Amerika ile yollar ayrılacak, 1950’de başlayan gaflet ve delalet dolu yıllar tarihe birer kara leke olarak yazılacaktır.

Önder Karaçay

Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 175
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 197
Kayıt tarihi
: 09.07.14
 
 

Türkçe'nin en iyi duygu dili olduğuna inanmaktadır.  Yazı ve şiirlerinde insanın bulunduğu toplum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster