Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '18

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
242
 

Kıllıoğlu Hüseyin Efe...

Aydın'a bağlı Çine İlçesi'nin Yağcılar Köyü'nde dünyaya geldi, çocukluk ve gençlik yılları kardeşleri İbrahim-Mehmet-Osman'la birlikte dağlarda koyun ve keçi otlatmakla geçti. Ağabeyi İbrahim, dayısının oğlunun düğününde kına alayı ile dönerken bir köylüsü tarafından dolma tüfekle vuruldu. Öleceğini anlayan İbrahim ''Üsen'e söyleyin, ganımı yerde koymasın.'' deyince dağa çıktı. Bu olaydan 1 yıl sonra kız kaçırmaktan dolayı, dayısına yardım ettiği gerekçesi ile hapse düştü. Hapisten çıktıktan sonra, bir başka olay nedeni ile yeniden dağa çıktı. Bir çatışmada elinden yara aldığı için çolak kaldı, affa uğrayıp askere alındı. İstanbul'a gönderildi, kendisine ''Çürük Raporu'' verilince askerlik yapmadan Aydın Dağları'na geri döndü. Silahını alıp Alanyalı Molla Ahmet Efe'nin çetesine katıldı, burada çeteye sonradan katılan Yörük Ali Efe ile 1917 yılında tanıştı. Molla Ahmet Efe'nin Bozdoğan Hükümet Konağı Baskını'na katıldı ise de burada efenin haberi olmadan Ovacıklı Deli Mehmet Efe ile birlikte cezaevi kapısını açınca, efesinin ateş açması sonucu Ovacıklı Deli Mehmet Efe öldü. Kıllıoğlu Hüseyin Efe ise göğsünden ağır yara aldı. Katır sırtında Madran Dağı'na getirildi, arkadaşları tarafından bacaklarından çam ağacına asılarak kanın vücut içinde kalarak iç kanama geçirmesi önlendi. 2-3 gün öylece kaldıktan sonra annesine teslim edildi, yarası annesi tarafından iyileştirildikten sonra yeniden çeteye katıldı. Molla Ahmet Efe'nin Kavaklıdere Karakolu Baskını'nda ölmesi üzerine bir süre Yörük Ali Efe ile birlikte oldu, sonra kendi çetesini kurarak ''Menderes'in Güneyindeki Dağları'' egemenlik alanı ilan etti. Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından sonra bir süre ikilem içinde kaldı, devletin kendisine dokunmayacağına emin olduktan sonra köyüne dönerek yerleşti. Bir süre sonra çok görkemli bir düğünle evlendi, temkinliliği elden bırakmadı ve çetesinin silahlarını teslim etmedi. Çine'de Osmanlı Devleti otoritesini yitirdi, devleti burada o yıllarda 1 kaymakam ile 1 manga jandarma temsil ediyordu. Bu nedenle toprak kavgası-kız kaçırma-komşu kavgası vb.gibi nedenlerle halk efeye müracaat etmeye başladı, efe kendi yöntemleri ile bunları çözümlemeye koyuldu. Artık Çine'de devlet, Kıllıoğlu Hüseyin Efe idi. Aydın'ın Yunanlılar, Çine'nin İtalyanlar tarafından işgal edilmesi üzerine Aydın Kuvay-ı Milliye Teşkilatının kurulmasına destek verdi. Yörenin önde gelenleri ile Yanıkhan'da ve eski askerlik şubesi'nde yapılan toplantılara katıldı, para ve adam toplanmasında kendi yöntemleri ile çare buldu. Bu arada, cahilliğinden ve bireysel düşüncelerinden dolayı bazı yanlış işler de yaptı, Çine Heyet-i Milliye Başkanı Mustafa Çavuş'u bir gece evinden alarak yok yere öldürdü. Yörük Ali Efe'nin ''Biz yürüyelim, halk arkamızdan gelir.'' sözü üzerine Aydın'ı işgal eden Yunanlılara karşı direnen ikinci kişi oldu. 15-16 Haziran 1919 gecesi yapılan Sultanhisar Malgaç Baskını'na iştirak etti. 28-29 Haziran 1919'da Aydın'ın 2.kez geri alınması için Yörük Ali Efe ile birlikte Menderes Köprüsü başına Yunanlılarla savaştı. Kıllıoğlu Hüseyin Efe'nin zaman zaman Yörük Ali Efe'nin aksine ''Zeybek Töresi''ne uymadığı görülür, bu hareketlerine örnek olarak Dereli Köyü'nde ki zengin bir aileden haraç almak için 2 gün 2 gece silahlı bir çatışmaya girmesi, Çine Kaymakamı'nı ayaklarından kurşunlaması gösterilebilir. Başına buyruk, serüvenci bir kişiliğe sahip olan Kıllıoğlu Hüseyin Efe'nin son zamanlarda yöre kaymakamlarına ve eşrafa kötü davrandığı bilinmektedir, bu vb.bir çok nedenle Bozdoğan'da Jandarma Yüzbaşısı Arap Nuri Bey tarafından kendisi ve 11 kızanı tuzağa düşürülerek öldürülmüştür. Bu konuda ki 2.rivayet şu şekildedir, Demirci Mehmet Efe tarafından verilen bir ziyafet sonrası öldürüldüğüdür. Sonuçta, Jandarma Yüzbaşısı Arap Nuri Bey'in Demirci Mehmet Efe'nin adamı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Demirci Mehmet Efe ise o zamanlarda, 20-30.000 efeyi içinde barındıran ve bir çok isyanı bastıran ''Aydın Kuvay-ı Milliye Komutanı'' idi. Bu ünvanı, savaş sonuna kadar da muhafaza etmiştir. Atatürk ''Nutuk''ta bunu şöyle izah etmektedir, ''Aydın Kuvay-ı Milliye Komutanı olarak General Refet Bele'yi atamıştım ama savaş sonuna kadar bu görevi üzerine almadı, niçin almadığını hala merak ederim?''. Oysa, Aydın Kuvay-ı Milliye Teşkilatı 20-30.000 efeden müteşekkildi ve efeleri yönetmek o kadar kolay değildi. Nitekim Atatürk'ün vefat etmeden oynadığı son oyunda dizlerini vura vura bir zeybek oyunu olan ''Sarı Efe''dir, bu da iyi bilinmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 85
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 19
Kayıt tarihi
: 17.10.12
 
 

1951 Aydın doğumlu, gazeteci-yazar-şair. Bir çok büyük gazetenin muhabirliğini yaptıktan sonra, Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster