Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '13

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
588
 

Kırık hayatlar...

Kırık hayatlar...
 

milliyet.com.tr


"Ayşe bu akşam hazırlan, iş çıktı"
 
"Sana kaç kere bana Ayşe deme diyorum. Benim adım Esengül. Ben sana hiç Suzan diyor muyum?"
 
"Tamam canım kızma, bizim pezo iki tane zengin herif ayarlamış, işimiz iş. Beşer bin lira verecek bize. Bir o kadar da kendi alıyordur hıyar."
 
"Manken ayağına iyi pazarlıyor bizi."
 
"Manken değil miyiz yani?"
 
"Ne mankeni ya...Güya iki ay mankenlik eğitimi aldık. Bir de uyduruk bir manken ajansına kayıt olduk. Bir kere bile defileye çağırmadılar bizi."
 
"Olsun adımız mankene çıktı ya. Bu zenginler manken meraklısı. Biz aldığımız paraya bakarız. Tabii sen benden daha genç ve güzelsin. Senin şansın çok daha fazla. Yaşın yirmiikiydi değil mi?"
 
"Hayır canım, daha 21 imi doldurmadım."
 
"Neyse, haydi hazırlanalım, daha banyo yapıp, kuaföre gideceğiz. Kendimizi bakıma alalım. Bu akşamki iş büyük."
 
"Haydi hayırlısı."
 
******
 
"Harun, bu akşam hiçbir yere söz verme, bizim nonoş iki tane manken ayarlamış bize."
 
"Bana bak, elalemin diline düşmeyelim. Ağızları sıkı mıymış bunların?" 
 
"Bizim nonoş bize yamuk yapmaz. Dünyanın parasını veriyoruz. İkisi için yirmibin istedi. Onbeşbine anlaştık. Akşam bizim özel rezidansa gelecekler."
 
"Biliyorsun bu iş dünyasında bir adımız var. Bir de karılarımız duyarsa, o zaman ayıkla pirincin taşını."
 
" O değil de, acaba çok mu para veriyoruz bunlara?"
 
"Ben bu paralara acımam. Bak daha geçen hafta belediyeden beş milyonluk arsayı dokuzyüzbine aldık. Şehir genişliyor artık. Dağ başlarında bile inşaat projeleri yapılıyor. Bu arsanın yeri güzel. Kent'e pek  uzak da değil. İyi bir reklam kampanyasıyla daha inşaat halindeyken dairelerin büyük bir bölümünü satarız. Bak, bir önceki projeden hiç daire kaldı mı elimizde?"
 
"Tamam da 900 bin arsaya verdik. Belediyenin adamlarına verdiğimiz 300 bin rüşveti neden söylemiyorsun?"
 
"Sen böyle küçük hesaplara takılma. Bu projeden en az 7 milyon kâr ederiz."
 
"Ne zaman geliyormuş bu hatunlar? Bak şimdiden söyleyeyim. Daha genç olanı benim ha. Ona göre."
 
"Tamam ilk seçim hakkı senin. Ben de öbürüyle takılırım. Ben rezidansta gerekli hazırlıkları yaptırayım. Yemek içki, müzik gibi. Sonra görüşürüz."
 
"Tamam akşam 7 gibi gelirim ben de."
 
******
 
"Hoşgeldiniz bayanlar"
 
"Hoşbulduk. Ben Mehtap."
 
"Ben de Esengül. Sizi tanıyorum ben, Harun bey. Harun Ateş değil mi?"
 
"Evet, doğru, magazin muhabirleri hiç peşimizi bırakmıyor ki? Ancak hemen söyleyeyim bu gece aramızda kalacak. Ona göre."
 
"Siz hiç merak etmeyin Harun bey. Siz gazetelerde gördüğümden daha genç gösteriyorsunuz."
 
"Yok canım, o kadar da değil. Yaşım 43 oldu. Metin, şimdiden söyleyeyim Esengül bu gece bana eşlik edecek. Haberin olsun."
 
"Tamam Harun'cuğum. Mehtap da güzel kadın. Ben de ona takılırım. Hiç sorun değil."
 
"Hafif bir içkiyle başlayalım bayanlar. Ne alırsınız?"
 
"Ben bir cin tonik alayım."
 
"Martini var mıydı?"
 
"Olmaz mı? Ne isterseniz var. Size martini. Metin sen ne alırsın?"
 
"Bol buzlu viski."
 
"Tamam, ben de bir viski alayım"
 
******
 
"Yaşından daha dinamiksin Harun. Bu enerjiyi nereden buluyorsun böyle?"
 
"Sen de çok iyisin Esengül. Uzun zamandır böyle güzel sevişmemiştim. Ne fantaziler varmış sende? Sahi yaşın kaç senin?"
 
"21. Önümüzdeki ay doğum günüm."
 
"Gününü söyle, sana bir hediye alayım"
 
"Ooo...Çok naziksin. Teşekkür ederim."
 
"Bak bana unutamayacağım güzel bir gece geçirttin. Seni tekrar arayabilirim."
 
"Tabii ki, ne zaman istersen."
 
******
 
"Hasibe hanım, daldın yine. Ne düşünüyorsun?"
 
"Ne düşüneceğim? Kızımı tabii. Uzun zamandır aramadı beni."
 
"Çalışıyordur kız. Sen ara onu o zaman."
 
"Ben arayınca kızıyor. "Anne, ben seni ararım" diyor. Onun için arayamıyorum. İki ay önce bana para göndermişti. En son 15 gün önce aradı. Ayşe'yi çok özledim Sabiha."
 
"Ramazan'da yanına gelecekmiş. Öyle demedi mi?."
 
 "Evet ama Ramazan ayına neredeyse iki aya yakın zaman var."
 
"Tamam işte Ramazan ayında izin alıyormuş. Bayramı da birlikte geçirirsiniz."
 
"İnşallah Sabiha hanım. İnşallah."
 
"Hasibe hanım, sana uzun zamandır soracağım. Bir türlü soramıyorum. Ayşe babasıyla görüşüyor mu?"
 
"Derdimi deşme şimdi Sabiha hanım. Ona babasının öldüğünü söyledim."
 
"Bak seni her zaman sıkıntılı görüyorum. Sıkıntılar paylaşmakla azalır. Anlat bana da rahatla. Biliyorsun benden sır çıkmaz."
 
"Biliyorsun ben Osman'la evlendiğimde Ayşe yedi yaşındaydı. Babasını sorduğunda ona öldüğünü söyledim.   Osman'ı ise  hiçbir zaman bir babası olarak kabul etmedi. Liseyi bitirdikten sonra Üniversiteye giremeyince, İstanbul'da iş buldum diye, buradan ayrıldı."
 
"Tamam iş bulmuş da, nerede kalacağını söyledi mi?"
 
"Mahalleden bir arkadaşı vardı. Suzan...Suzan orada bir ev tutmuş. Onun yanında kalacağını söylemişti."
 
"Sen onu görmeye hiç İstanbul'a gittin mi?"
 
"Yok gelmemi istemiyor. Zaten evimizı ufacık yer diyor. Ben gelirim merak etme dedi en sonunda."
 
"Peki onun babası sağ mı?"
 
"Evet onun babası sağ ve şimdi çok zengin. Beni hâmile bıraktığında, çocuğu aldırmam için oldukça yüklü para vermişti. Ama ben kıyamadım çocuğumu aldırtmaya. Ona da söyleyemedim. Zaten onun babası da zengindi. Birkaç ay sonra bu şehirden ayrılıp, İstanbul'a yerleştiler. Bir daha da görüşemedim. Çocuğu doğurduğumu da bilmiyor."
 
"Peki kim bu adam? Ben tanıyor muyum?"
 
"Tanırsın mutlaka. Gazetelere sık sık boy gösteriyor. Adı Harun Ateş"
 
******
 
Ne oldu Harun? Ne düşünüyorsun?
 
"Çok garip?"
 
"Garip olan ne?"
 
"Dün geceyi birlikte geçirdiğim Esengül var ya"
 
"Eee ne olmuş Esengül'e?
 
"Kalçasının sağ tarafında büyük bir ben vardı."
 
"Kalçasında ben varsa ne olmuş ki?"
 
"Hiç...Benim de kalçamın sağ tarafında aynı ben'den var da...."
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Şennur Köseli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sonu nereye gidecek diye başladım öyküyü okumaya. Sonu baktım ki zinaya gidiyor hemen ben Kur'an-ı Kerim e gittim .Bir kez daha zinayı yasaklayan Allah'a hamd ve şükrettim. Saygılar..

hssensoz 
 30.05.2013 4:15
Cevap :
Kuran-ı Kerim'de her ayetin bir hikmeti olduğu bilinmektedir sayın Şensöz. Zina sonunda soy, sop, karıştığında işte böyle olaylar da yaşanmaktadır ne yazık ki. Teşekkürler. Saygılar, selamlar...  30.05.2013 12:31
 

Anlatım şahane, konu acı, emeğinize sağlık Erol bey, selamlar saygılar

Cemile Torun 
 27.05.2013 22:21
Cevap :
Çok teşekkürler Cemile hanım. Bu arada sayfanızı kapatmanıza üzüldüm. Buna karşılık yorumlarınızla aramızda olduğunuz için teşekkürler. Saygılar, selamlar...  27.05.2013 23:03
 

Sevgili Erol Bey Kardeşim! Yaşamın gerçek acılarından esinlenerek yazdığınız bu öykü çok güzel. Acaba kardeş olmasınlar.Canınıza sağlık.Selamlar, sevgiler, sağlık ve mutluluklar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 27.05.2013 20:47
Cevap :
Hayat bazen çok acımasız olabiliyor Nahide hanım. Bu arada öyküde bazı noktalar gözünüzden kaçmış olmalı. Öyküdekiler kardeş değiller....Teşekkürler. Saygılar, selamlar...  27.05.2013 21:46
 

pek fazla sür sür sürrealist olmuş:)))...gerçi böyle şeyler çok ender olur hayatta ama -tabi ki kafir diyarında olur olursa,müselman ülkelerde fuhuş yok ki olsun- yine de acı bir durum...saygıyla...eyvallah...

nedim üstün 
 27.05.2013 19:35
Cevap :
Tabii ki müslüman ülkelerde fuhuş olmaz üstadım. O hacı hoca takımı, yurtdışından yabancı kadın getirerek cariye statüsünde ilişkisini yürütür. Kitabına uydurmak yani...:))Saygılar, selamlar...  27.05.2013 21:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3290
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster