Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
4419
 

Kişisel gelişim: Joan Baez'in "Donna Donna" şarkısı üzerine

Kişisel gelişim: Joan Baez'in "Donna Donna" şarkısı üzerine
 

tuanvietnam.net


Joan Baez’in meşhur ettiği “Donna Donna” isimli  şarkısını her “protest” ruhuna sahip şarkıcı ve insanlar bilir ve söylerler. Şarkının aslı “Dona Dona”dır ve aslen bir Yiddish (Yahudi ) türküsüdür. Bu türkü şarkı yazarları tarafından defalarca elden geçirilmiş ve en son  bilinen, söylenilen şeklini de Joan Baez ortaya koymuştur. Onun için Joan Baez ne zaman sahneye çıksa ondan mutlaka bu şarkı istenilir o da çoğu kez çalar, söyler. 
 
Şarkının sözleri biraz uzunca ve bütün şarkı boyunca Dona isimli bir sığırın, kesime götürülme macerası dile getirilir. En son satırında da :
 
“Calves are easily bound and slaughtered
Never knowing the reason why
But whoever treasures freedom
Like the swallow has learned to fly” der. Özetle şarkı şunu söylüyor :
 
(Sığırlar çok kolaylıkla yakalanır, bağlanırlar ve nedenini bile bilmeden kesilirler ; fakat kim ki, özgürlüğü bir kez tattı mı, o uçmayı öğrenmiş bir kuş gibi elden uçar gider.)
 
Direniş (protest) şarkıcıları her toplumda, o toplumun bir bakıma vicdanını temsil ederler, ve çoğu kez içinde bulundukları toplumla ve yönetimle çatışırlar. Fakat halk için, insanlık için doğru bildiği şeyleri söylemekten bir türlü vazgeçmezler.
 
Bilindiği gibi, bu yıl (2016) yılı  Nobel Edebiyat ödülü, aslen dedeleri Trabzon’dan göçmüş olan ABD’li protest şarkıcısı Bob Dylan’a verildi.
 
Bob Dylan ve Joan Baez çok yakın arkadaştırlar ; yıllarca aynı sahneyi paylaşmışlardır. Joan Baez, Dylan’dan aldığı bir çok şarkıyı yıllarca söyleyip durmuştur. Kimi zaman birlikte, kimi zaman ondan uzakta. Ve onunla çok uzun bir hayatı paylaşmışlardır. Onun için çoğu kez Bob Dylan deyince akla Joan Baez; Joan Baez deyince akla Bob Dylan gelir. Bu ikisi Amerikan Direniş şarkılarının değişmez aslarıdır.
 
Bob Dylan çoğu kez şarkılarını kendisi yapar. Önce şiirini yazar ve sonra onları notaya dökerek gittiği yerlerde söyler. Bu bakımdan Bob Dylan denilebilir ki Şarkı Söyleyen Bir Şair’dir. Ve şarkıları her zaman insanların derin duygularına hitap eder. 
 
Protest şarkıcıları bir bakıma insanlara insanlıklarını bir kez hatırlatırlar; toplum içinde kaybolup gitmemeleri için ; direnerek haklarını savunmaları ve daima insanlıklarını korumaları için onları uyandırmaya çalışırlar. Bunu nutuk söyleyerek, nasihat vererek değil, şarkılarıyla, türküleriyle yapmaya çalışırlar. Onun için onların şiirleri, şarkıları, türküleri insana dokunur. Kalbinin tellerini titrettiği gibi aynı zamanda aklının bazı notalarını da alışılmıştan farklı çalmaya yönlendirir.
 
Belki dünyada Protest Müzik’in çıkış yeri ABD kabul edilse bile bu tip müzik şimdi dünyanın bir çok ülkelerinde çalınıp söylenmekte ; insanlar bu tip müzisyenleri anladıkları zaman, alıp kalplerine bastırmaktadırlar. 
 
Türkiye’de de bu çeşit direniş şarkılarını söyleyen şarkıcılar ve gruplar var. Onların bir çoğu toplum tarafından el üstünde tutulmaktadır.
 
Bunların bir bölümünü sayacak olursak : Ruhi Su, Edip Akbayram, Cem Karaca, Selda Bağcan, Fikret Kızılok, Zülfü Livaneli, Haluk Levent ve Grup Yorum, Grup Kızılırmak. Ve nihayet Ahmet Kaya bu tip müziğin öncülerindendir.
 
“Donna Donna…” müziğinin içeriğine dönecek olursak…
 
Aslında düşünceye göre insanoğlu toplum içinde yalnızdır. Çoğu kez ona öncülük edecek, onu uyandıracak önderlerden yoksundur. Sokağa çıkınca nereye gideceğini bile bilemez, onun için yönetim onu hangi yöne sürerse o yana koyulur. O yolun sonunu düşünmez, nereye gittiğini bilmez. Ne gibi faydası olacaktır, anlamaz… Yürü.. derler yürür.. Dur.. Derler durur. Ama çoğu kez onu konuşturmazlar. Ona hiçbir zaman söz hakkı düşmez. Soru soramaz. Sus ve dinle derler.
 
Bilinçsiz insan çobanın arkasındaki davar gibi öndeki çobana uyarak salınır gider. Yürürken ses çıkarmaz; itiraz etmez… Hep beraber yürür gider. Nereye ? Nereye gideceğini bilmez. Burada önemli olan insanın güvendiği bir topluluk içinde bulunması; dostlara, arakadaşlara sahip olmasıdır. Gerçek dostlar insanları kötü günlerinde yalnız bırakmazlar, arka çıkarlar. 
 
Bir dana, alıp götürülür, veya gider; nereye gittiğini bilmez. Bilinçli değilse alıp onu mezbahaya, kesimevine götürürler.. Kesimevine girince artık iş işten geçmiştir. Bıçak boyuna dayanmıştır. Ne kadar itiraz etse boşunadır. Kesimden kurtulan kaç sığır tanıyorsunuz ki?
 
İnsan belki de kendi dost toplumu içinde varolabilir. Dostları arasında; ona doğruyu söyleyen, anlatan, gerçeklerden bahseden insanlar arasında. Yoksa kandırıcılar arasında, o da sonunda inanmadan yalan söyleyen biri olup çıkar. Tıpkı toplumdaki diğer streotipler gibi…
 
Topluma atılmış kişi, eğer kendisine özgürlük duygusu verilmemişse, özgürlüğü bilmiyorsa, neyi savunacaktır. Kendi haklarını, kendi özgürlüğünü nasıl savunacaktır. Özgürlüğün anlamını bilmeyen insan özgürlüğü nasıl savunur?
 
Ama bir kuş özgürlüğün değerini bilir. Çünkü o daha önceden uçmuştur ve uçmanın, çekip gitmenin erdemini bilir. Kimse onu haksız yere bir yerde tutamaz. Uçar gider.. Çünkü kanatları vardır ve uçmanın erdemine inanmaktadır.
 
İnsanları uyandırmak için şarkıcılar, filozoflar, Kemal Atatürk gibi önder insanlar uğraşıp durdular…Bazen işe yaradı (bilinçli insanlar için..) bazen de yaramadı. 
 
Buna karşın insanlar özgürlüklerinin değerini anladı mı? Özgürlüğün anlamını biliyor mu? Yoksa yürüyüp giden bir kütle içindeki parça bölük olarak, yuvarlanıp, herkesin bildiği ezberleri tekrarlayarak giderek, gerçeklerden uzaklaşmııyor mu?
 
Ey insanoğlu, kafanı kaldır ve nereye gittiğini ve götürüldüğün anla.. Ya işin sonunda bir kesimhane varsa… Senin kelleni kim kurtarabilir. 
 
Küçük bir serçeden örnek al. Uç kendini kurtar.. Yoksa her yol yol değildir.. İnsan yeter ki nereye gideceğini bilmeli. Yoksa yollar yürümekle aşınmaz ama insanı da bir yere vardırmaz. Bilinçli olmak gerek. Yolu, yordamı ve üstadı iyi seçmek gerek.. Yoksa… Hadi işin rastgelsin. İstediğin yere gitmek senin tercihin.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Didaktik bir yazı ama göze sokmadan tatlı tatlı anlatıyor ki güzelliği burada. Protest sanatçı çok, örneğin Pink Floyd ve albümleri The Wall (Duvar) bir efsaneydi. Çok beğendim, şu an 35 olan okunma sayısına ise şaşırdım. Bu platform beni şaşırtıyor gerçekten. Siz sayıya bakmayın yine de, nitelik sayıdan bağımsız bir olgu. Bu yazı buna güzel bir örnek. Saygılar.

Güz Özlemi 
 13.11.2016 13:30
Cevap :
Sağolun Güz Özlemi.. Haklısınız 35 ne ki? Ama belki okurlarımız da haklılar. Ben de daldan dala atlayan bir yazar olarak "tutarlılık" göstermiyorum. Ama yine de böylesi hoşuma gidiyor.. Kim beni gemleyebilir ki..? Nitelik de değişiyor tabii.. Saygılar, teşekkürler.  13.11.2016 17:04
 

Biraz acı ama gerçeğin ta kendisi sayın hocam, aynadaki görüntü gibi, selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 08.11.2016 22:28
Cevap :
Bazıları şarkı söyleyerek gidiyorlar ama nereye gittiklerini pek de iyi bildiklerini sanmıyorum.. Saygılar ve teşekkürlerimle Sayın Yurdagül Alkan.  08.11.2016 23:35
 

Sayın Ceyhan yazınızla ilgilendim teşekkürler selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 08.11.2016 15:10
Cevap :
Teşekkür ederim Nahide Hanım ilginize.. Saygılarımı sunarım.  08.11.2016 18:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 770
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster