Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
72
 

Kitap: İçimdeki Bitmeyen Özlem-1

Sevgili Celal ÇELİK’in uzun yıllar üzerinde çalışarak  ve büyük bir uğraş  vererek yazmış olduğu “İçimdeki Bitmeyen Özlem” adlı kitabı  sizlere tanıtmak istiyorum.
 
Egemen yayınları tarafından basılan kitap, Mayıs 2017 ‘de 1.baskısıyla okuyucusuyla buluştu. 
Kitap, Egemen yayınları kültür serisinin 11.kitabı olarak yayınlanarak büyük bir hizmete imza atılmıştır.
Kitap, 16 bölümden ve  150 alt başlıktan oluşup, 271 sayfadan ibarettir.
 
1973 Yılında Konya Ereğli de  doğan celal ÇELİK kendi hayat hikayesini anlatmaktadır.
Engelli bir kişi olarak hayatını sürdürmekte olan Celal ÇELİK, engelli olmasını Allah’ın kendisine verdiği bir hediye olarak  düşünmektedir.
 
Kitabı okurken göz yaşlarınızı tutamadığınız anlar olacaktır. Kitap’ta çoğumuz kendi hayatından kesitler bulacaktır.
 
Kitap’ta maddi aşkın ilahi bir aşka dönüştüğüne şahit olacaksınız. Bir engellinin hayata bakışını, mücadelesini ve sabrını göreceksiniz. 
 
Kitabı okuduktan sonra hayata bakışınız değişecektir. İçinde bulunduğunuz nimetleri farkedeceksiniz.İşinizi daha güzel yapmaya çalışacaksınız.
 
Kitap’ta her tür özelliğe sahip kişilere ibret olabilecek anlatımlar bulacaksınız.
Celal ÇELİK, gençliğinde yaşadığı aşkı anlatır. Maddi aşkının  nasıl ilahi bir aşka dönüşdüğünü  ve içindeki bitmeyen özlemin ne olduğunu anlatmaktadır.
Kitap, çok akıcı ve hiç sıkılmadan bir nefeste okunabilecek güzel bir eser. 
 
Kitap’ta neler anlatıldığını kısaca yazmak istiyorum.
Celal ÇELİK,hayatında üç önemli noktanın olduğunu söyler.Bu üç önemli noktayı üç mektup olarak anlatır.
 
Kitabın 1.bölümünde hayatını etkileyen 3.mektubu paylaşır. Konya-Ereğlide kaldığı süre içerisinde Cuma namazlarını Ulu Cami’de kılar. Haftada sadece bir gün dışarı çıkar, o günü bayram gibi algılar. Camiye gidip gelmesini,camide kurduğu dostlukları  ve yol boyunca yaşadıklarını anlatır.
 
Hayatının dönüm noktası olan üçüncü mektubu,kendilerini ziyarete gittiğimde bunu bana açar. Celal, hayatını anlatacağı bir kitap yazmayı ve bu kitabın basılabileceği haberini benimle paylaşır.
 
Celal ÇELİK, acizane kendisine vermiş olduğum motivasyon ile kitabı yazmaya  karar verdiğini belirtir. Ailecek Celal ÇELİK ile birlikte Güzel Ereğli’yi dolaştığımızı ve bu sayede güzel günler geçirdiğimizi ifade etmektedir. 
 
Celal ÇELİK, Ereğli’den Ankara’ya döner. Hikayesine  babasının  dedesi olan Çanakkale Gazisi İsa dededen başlar.İsa dedesinin sayesinde dünyaya geldiğini söyler. Celal,Faik dedesinden,baba annesinden,genç yaşta vefat eden ve adını taşıdığı Amcası Celal’den söz eder.
 
1982 yılında Konya-Ereğli’den Ankara’ya taşınırlar. Ankara’da bir gecekonduda yaşarlar. Celal,okul hayatınını dile getirir. Komşularından hatıralar anlatır.
 
Calal,11-12 yaşlarından beri dengesiz yürüdüğünü,dik yürürken zorlandığını,çevresindekiler kendisine,”dik yürüsene”,”dengesiz” vs. şeklinde  hep alay edildiğini söyler.
 
Evde erkek kardeşi düz yürüdüğü için onu kıskanırdı. Bu yüzden bazen kardeşiyle kavga ederdi.
 
Sınıfta öğretmeni tarafından bir oyun için tahtaya kaldırıldı. Gözleri bağlanarak, etrafında dengesiz dönmesi ile sınıftakiler kendisine çok gülmüştü. Bu duruma üzülen Celal,Gözlerini açtığında ölmek ve unutulmak istiyordu.
 
Yeni taşındıkları mahallede Gönül adında güzel bir kız karşısına çıkar ve ona aşık olur. Dünyalar güzeli Gönül gözünün önünden hiç gitmedi.
 
Lise son sınıfta iken dedesi Faik vefat etti. Annesinin rahatsızlığı nedeniyle dedesinin cenazesine gidememişti.
 
Celal,liseden sonra iki yıllık Meslek Yüksek Okuluna devam etti. Sevdiği kızın ailesi İstanbul’a taşınmıştı. Onu artık göremiyordu. Konya’da Üniversitede okurken Celal kendini çok yalnız hisseder. Sevdiği kızı düşünerek biraz olsun yalnızlığını giderirdi.
 
Celal aşık olduğu Gönül’ü görmek ister. Onunla telefonla görüşür ve gönlünün aşığı olan Gönül’ün peşine düşer. Maceralı bir yolculuk sonrası Celal İstanbul’a gider.
 
Sabah İstanbul’a iner. Aşık olduğu Gönülle görüşür. Onunla el sıkışır. Çay bahçesinde çay içerler, birbirleriyle sohbet ederler ve hasretlik giderirler.
 
Akşam üzeri İstanbuldan ayrılır,hüzünlü ve buruk bir ruh haliyle hayallere dalarak sabah Konya’ya varır.
 
Celal,Üniversite yurdunda çok samimi olduğu Ahmet ,Erkan ve Metinle güzel ve unutulmaz günler geçirir. Bazen parasız kalırlar,bir hafta sonu hepsinin parası biter.İki simit alırlar ve dörde bölerek hafta sonunu geçirirler. Celal,yedikleri o simidin tadının hala damağında hissettiğini söyler.
 
Celal öğrenci yurdunda yaşadıkları bir çok anıyı anlatır. Bir gün cankuş FM adında bir verici yaparlar. Yurt içinde radyo yayını gerçekleştirirler. Dört arkadaş Üniversitede ve yurtta güzel günler geçirirler.
 
1992 yılında aşık olduğu Gönül’den gelen ilk mektup Celal’i yıkmıştı. Gönül mektup’ta ayrılmak istediğini dile getirir. Mektubu okuduğunda Celal üç arkadaşıyla sabaha kadar Arabesk kasetleri dinlediler.
 
Celal,Gönül’ün kendisini düzgün yürüyemediği için bırkmak  istediğini düşünmüştü.Celal herkes gibi dimdik sallanmadan  yürümeyi çok hayal ettiğini söyler.Celal Gönül’ün mektubunda tam olarak ne demek istediğini anlayamamıştı. Arkadaşlarının onayı ile tekrar İstanbul’a gider,Gönül ile görüşür.
 
Gönül,Celal’e  dersleri ve sınavları bahane ederek ayrılmak istediğini söyler. Birbirlerini sevdiklerini dile getirirler. Celal buruk bir sevgiyle Konya’ya döner. Celal,o  yıl üniversite son sınıfta iken, hep Gönül’ü düşünür.  
 
Gönül son mektubunda bir kaç bahane sayarak  ayrılmak istediğini yazar. Gönül bu son muktubunda  Celal’e sonsuz mutluluklar dileyerek elveda der.
(Devam edecek)
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 271
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 712
Kayıt tarihi
: 08.04.13
 
 

1965 Trabzon Of doğumluyum. İlahiyat Fakültesi mezunuyun.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeniyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster