Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
46
 

Kitap: İçimdeki Bitmeyen Özlem-3

Kitap: İçimdeki Bitmeyen Özlem-3
 

Celal ÇELİK’in yazdığı kitabı sizlere tanıtmaya devam etmek istiyorum.
Kitabına şöyle devam eder;
Fantastik bir soru sorar. Bebeği engelli doğacak kişilerin bebeğini kürtajla aldırması uygun mu? Diye sorar. Ve der ki, engelli doğacak olan  bebeğin nasıl bir insan olacağını biz asla bilemeyiz...
Celal,engelli olmanın kendisi için bir piyango olduğunu söyler. Çünkü bu dünyada bu hastalığa sabreder,isyan etmez ve ibadet ederse,sonsuz olan ahirette, Cennete gireceğine ve sonsuza dek mutlu olacağına inanır. Ve engelliler için bu durumun bir piyango olacağını dile getirir.
Kendisinde bulunan “Friedreich Ataksisi” hastalığını hem nimet ve hemde şifa olarak görürür.
Her insanın bir derdi vardır. Dertsiz insan yoktur,der. Kendisinin engelli olmasıyla belki de, çok daha acı şeylerle karşılaşabileceğini söyler.
Celal,engelli olmasının ve “Friedreich Ataksisi” hastalığının Allah’tan kendisine verilen bir ödül olarak görür.
Allah insanı imtihana tabi tutar. Dünya bizim için bir imtihandır,der. Hastalıklar,belalar,sıkıntılar ve bütün nimetler imtihanımız içindir. 
Celal bol bol Türk sanat müziğini dinlediğini anlatır.Çünkü Türk sanat müziğini dinleyerek ruhunun huzura kavuştuğunu ve kalbinin yumuşadığını hissediyor...
Babası Celal’i kendi arabasıyla işe getiri,götürür. Tekerlekli sandalyede olduğu halde işini yürütür. Gün boyu sandalyede oturur,uzanıp dinlenemez.
İşyerinde, Patronu,müdürü ve diğer çalışanlar Celal’e ilgilerini hiç eksik etmezler.
Evde yaşamı kolaylaştırmak için, babası bir çok yenilik yaptı. Tuvalete gidişi,vinç yardımıyla klozete oturması,vs.bir çok şeyi düşünerek yaptıklarını ve diğer engellilerle paylaştıklarını anlatır.
Maddi aşkın ilahi aşka dönüşmesini açıklayan Celal ÇELİK,kendisinin de “Gönül” ’ün yüzüne baktğında aslında gördüğünün Cenab-ı Hakk’ın Cemali olduğunu fark ederek, ilahi aşk denizinin kıyısına ulaştığını söyler.
Celal, emekli olamayacağını düşünüyordu. Hastalığından dolayı okadar yorgun düşüyor du ki, sabahları işe gitmek için, babası tarafından zorla kaldırılıyor. Yorgun argın tekerlekli sandalye ile arabanın bagajında işe gidip geliyor. Çok yorulduğu için de istifa ederek işten ayrılmak istiyordu. Babası, Celal’e bir kaç yıl daha dayanmasını ve sonra emekli olmasını söylüyordu.
Celal, “Friedreich Ataksisi”  hastalığı ile ilgili bir takım bilgiler vermektedir. İstatistiklere göre bu hastaların 30,35,45,50,bazı ülkelerde 60 yaşına kadar yaşayan hastaların olduğunu belirtir.
Celal ÇELİK, genelde Allah’a vuslatı (kavuşmayı) çok arzu eder. Ancak Allah’ın takdirini bilmediğimiz için, bize düşenin  O’na sabırla kulluk etmek olduğunu söyler. Öiümü temenni etmemeliyiz ölümü istemek Allah’ın işine karışmak demektir, der.
Allah’ın takdiri gelincede ölümden korkulmaz. Celal, ölümle beraber bütün sevdiklerimize kavuşacağımızı söyler.
Celal,nihayet 2010 yılında emekli olur. Emeklilite kendine blog sayfalar açar. Blog sayfalarında günlük ve haftalık yazılar yazar. Bu kitabıda yazarak emeklilik günlerini değerlendirir.
Celal, kitabında sülalelerinde tek engellinin kendisinin olduğu düşünürdü. Halbuki sülalenin tek engellisinin  kendisinin olmadığını anlatır. Kendisinden başka engellilerin de var oduğunu ve bunlardan  bir tanesini kitabında konu eder.
Celal ÇELİK, emekli olduktan sonra yazları Konya- Ereğli’de kalırlar. Ereğli’ye giderken yolda mola verirler. Mola yerinde, tekerlekli sandalye arabanın asansöründen aşağıya düşer ve Celal’ın üstü başı çamur olur. Celal’in yüzü yaralanır. Çok acı ve sızı çeker. Orada biraz dinlendikten sonra,yorucu ve eziyetli bir yolculuktan sonra Ereğli’ye giderler.
Daha sonra Eylül ayında Celal, Ankara’ya döner. Ağır bir şeker komasına girer. Babası onu hastaneye götürür.Hemen yoğun bakıma alınır. Yoğun bakımda 20 gün kalır. Celal,yoğun bakımda zor ve sıkıntılı günler geçirdiğini dile getirir. Celal bu zor günlerde “Buda geçer Ya Hu! “diyerek, sabreder...
Yoğun bakımdan sonra hastanenin servis bölümüne alınır. Gördüğü tedavi sonrası nihayet eve döner. Evde de hastane de olduğu gibi ilaç,tedavi ve beslenme düzenli bir şekilde devam eder.
Evdeki tedavi süresince babası,annesi,kız kardeşi Celal’in etrafında pervane gibi dönerler.
Yapılan tüm mücadele ile Celal’in sabrı ve inancı ile hastalıklardan temizlenir.
Celal ÇELİK,iyileştikten sonra yine yaz aylarında Konya- Ereğliye giderler. Tüm aile Ereğli’de toplanır. Celal,Ereğli’de çok güzel günler geçirdi.
Günler geçtikten sonra oradada idrar yollarından rahatsızlanan Celal,hastalıklardan yine kurtulamaz. Hastaneye götürülür,idrar yollarından kapalı bir ameliyat olur. 20 günlük bir tedavi sonrası rahatlar.
Her Cuma ,Ereğli’de bulunan Selçuklu eserlerinden tarihi Ulu Camide namaz kılar. Orada çeşitli kişilerle tanışır,onlarla konuşur ve sohbet eder.
Celal, Konya –Ereğli’de unutulmaz günler geçirdiğini dile getirir...
(Devam edecek)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 08.04.13
 
 

1965 Trabzon Of doğumluyum. İlahiyat Fakültesi mezunuyun.Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeniyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster