Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
117
 

Kıyamet Takvimi

Kıyamet Takvimi
 

takvimin son hali


Büyük kıyametten önce, herkesin kıyameti kendi içinde. Ben bunu sona değil de en başa yazmak istedim.

Gelelim hikayemize...

Çok yıllar önce Mayalar zamanında zaman vehmiyle uğraşan, hesaplar yapan, astronomiyle uğraşan üç arkadaş varmış. Birinci arkadaş zamanının yani mayaların olduğu devrin en ünlü matematik bilim adamıymış. Şimdilerin matematik profösörü... İkincisi çok güzel yazılar yazan, durmadan güzel hikayeler anlatan ve halk arasında da çok sevilen birisiymiş.... Üçüncüsü ise gecelerce günlerce hiç usanmadan kafasını gökyüzüne kaldırıp gökyüzünün hareketlerini incelermiş. Lakin Maya halkı tam olarak onun ne iş yaptığını anlamadığından ona deli derlermiş. Bu bizim deli yazmaktan hiç hoşlanmazmış ama babası ona yetecek kadar Mayaca yazmasını ve okumasını öğretmiş. Öğretmiş öğretmesine ama adam ölmüş genç yaşta. Babası ölünce hiç laftan anlamayan bir adam olup çıkmış. Anası ne yapsın söz geçirememiş deli oğluna. O da onu salmış.

Birgün edebiyatçı arkadaş, dağlarda pastoral şiir yazmak için dolaşırken bu bizim deli oğlanla karşılaşmışlar bir tepede ve arkadaş olmuşlar. Edebiyatçı sıksık bu deli oğlanın yanına gider gelirmiş bizim deli o kadar üşengeçmiş ki pek yerinden kalmazmış. Velhasıl kelam bir gün gelmiş bizim deliye demiş ki; arkadaşım, benim bir matematikçi arkadaşım var biz onunla takvim yapacağız. Bizim deli hemen atlamış: Lapila (tanrım) bu gerçek olamaz! Neden demiş edebiyatçı? Neden olacak. Bende aynı şeyi düşünmüştüm ama pek zaman bulamamıştım. Şu gökyüzünü incelemek çok zamanımı alıyor. Demiş... Neyse bizim deli edebiyatçıyla birlikte bu işe girmeye karar vermiş. Ama şartı varmış. Matematikçi oraya gelecek. Edebiyatçı ağzından girmiş burnundan çıkmış, edebiyatı parçalamış bizim deliyi kandırmış. Matematikçinin evine gitmişler.

Neyse matemetikçi kapıda karşılamış bunları. Evine buyur etmiş. Bizim matematilçinin hali vakti yerinde. Tabii şimdiye göre değil eskiden, Mayalar zamanında öğretmenler çok değerli kabul edilirlermiş o sebepten el üstünde tutulurlarmış. Yani çok kazanırlarmış.

Neyse bizim deli anlatmış bildiklerini, matematikçi hesaplamış birbir, edebiyatçı da yazmış söylenenleri.. Başlamışlar yapmaya takvimi gel zaman git zaman. Baya baya ilerletmişler. Sonra sonra ne olmuş bir sabah bizim edebiyatçıyı ölü bulmuşlar, yazı masasında. Edebiyatçıyı gömmüşler bir tepenin üstüne. Ama matematikçi bırakmak istememiş işi. Bizim deli de habire konuşuyor bu böyle şu şöyle baya baya devam etmiş, bu iki arkadaş. Ama bizim matematiçi hem hesaplıyor hemde yazıyor, işi iki kat artmış. Ve bir sabah bizim deli çağır çağır sesini duyuramayınca bir de bakmış ki bizim matematikçi de edebiyatçının öldüğü masada ölmüş.

Bizim deli oğlan çok yaşlanmış gençliği falan kalmamış. Arkadaşlarını kaybedince ben yazmaya devam edeceğim demiş, oturmuş masanın başına. Yazmaya hesaplamaya başlamış. Bir gün geçmiş iki gün geşmiş. Üç gün geçmiş. Dördüncü sabah yeter demiş ben artık daynamıyorum. Yapamam bu işi en iyisi bırakayım, demiş. Bırakmış da ama matematikçinin haylaz bir öğrencisi sonuna malum şeyleri eklemiş....

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1151
Kayıt tarihi
: 07.10.08
 
 

Hayatımız savaşmakla geçerken, biz herkesle hatta kendimizle bile savaşıyoruz. Herkesle savaşmaya ha..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster