Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
26
 

Korana Virüs 2

Korana günleri 28.03.2020

Ülkemiz son 10 yıldır film niteliğinde olaylara tanık oluyor. Ergenekon süreci, Başkanlık sistemine geçiş, 15 Temmuz süreci, her sene neredeyse bir seçim, Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşü, Ankara ve İstanbul Belediyelerinin CHP ye geçişi. Bütün bunlar toplumun önemli bir zamanını aldı. Günlerce tartıştık, izledik, yorumlar yaptık. Dünya’nın pek az ülkesinde bu tarz hareketli günler olmuştur.

Doğal olarak bu süreç, bizlerin bünyesinde farketmesek de gerilim yarattı. Bütün bunlara son bir aydır, bütün dünyayı etkileyen korona salgını eklendi. Şimdi mecburi çalışanlar dışında herkes evlerde. Önceki yazımda 22 Mart itibarı ile tedbirleri, gelişmeleri yazmıştım. Bir hafta daha geçti. Evde kalma devam ediyor, bana kalırsa en az bir ay daha böyle yaşayacağız. Herkesin bir şekilde normal olmayan psikolojisi iyice bozulacak.

Evde kalıp neler yapılacağı konusunda sosyal medyadan öneriler, örnekler geliyor. Kitap okuyun, film seyredin, özel hobilerinize dönün, yaratıcılığınızı gösterin vb. Ancak bir gerçek var. Ülkemizde kitap kaç kişi okuyor, günün büyük bir çoğunluğunu ev dışında geçiren erkekler evde eşleriyle mi okey oynayacak, en önemlisi toplumun büyük bir çoğunluğu gelir anlamında günlük yaşıyor, parasızlık işsizlik var. Siz bu kişilere kitap okuyun film seyredin nasıl dersiniz.

Bugün Yılmaz Özdil, köşesinde tarım ve hayvancılığın durumunu dile getirmiş. Bu sektör çalışmalı, önlemlerin hemen alınması gerekiyor. Yoksa dışa bağımlılığımız daha da artacak.

Korona virüsünde son duruma baktığımızda vaka sayısında ABD Çin’i geçti, yakında İtalya’da geçeceğe benziyor. İspanya da kötü. Almanya İngiltere Fransa da iyi sayılmaz. Avrupa büyük sıkıntıda. İlk günlerde çok konuşulan İran’ı geçtiler. ABD büyük coğrafya, vaka ve ölümde rekor kırabilirler. Çin de ise durum normale dönüyor gibi. 3-4 ay sürdü, çok sıkı önlem aldılar. Vaka ve ölüm sayısı bence ders alınacak nitelikte. Hindistan, Endonezya, Japonya ve Rusya da düşük veriler, insanı düşündürüyor? Neden, nasıl?

Türkiye, bir aydır bu işi konuşuyor. Her bir yanımızda vakalar varken, bizde yok denmesini anlayamıyorduk. Sonra 11 Mart itibarı ile veriler gün gün gelmeye başladı. Önümüzdeki günlerde verilerin artacağı kesin. Önlemlerin geç alındığı görüşüne katılıyorum. Ümreye gidenler, Doğu sınırımızdan girenler, yurt dışından gelenlere alınan karantina süresinin daha önce alınması ve en önemlisi ülkemizde çalışan Çinlilerin takibi.

Sağlık çalışanlarımıza Allah kuvvet ve sabır versin. Bu salgında en çok onların duaya, desteğe ve yardıma ihtiyacı var.

09.04.2020

Evde kalma günleri devam ediyor, bugün ilk vakanın açıklanmasından sonra 30.gün. Sokağa çıkma yasağı henüz yok. Ancak tedbirler artıyor. 65 yaş üstünden sonra 20 yaş altına da sokağa çıkmak yasaklandı. Büyük şehirlerden (31 il) çıkmak girmek özel izinler dışında yasaklandı.

Bu korona belası bütün dünyada devam ediyor. Geçen hafta belirtmiştim, ABD deki sayılar çok ciddi. İspanya, İtalya’yı yakalayıp geçti. Rakamları yanda görüyorsunuz. Türkiye sıralamada 9. Ölüm sayısı Almanya ayarında ve iyi sayılır.

Nisan ayı kritik, beklentim ay sonunda vaka sayısı düşmeye başlayacak.

Bu salgın elbet geçecek. Travması kalacak. Her şeyden önce ekonomimiz, tarımımız, işsizlik ve esnafımız. Ne olacak, göreceğiz. Tarım için kritik bir durum var. Gıda önemli, aç kalmak her şeyin ötesinde. Bu yaz durumu net göreceğiz.

Bu salgın herkesi evlere kapattı, iş yerleri kapandı. Hayat bir nevi durdu. Doğal olarak yaşadığımız yerler de bir nefes almış oldu. Bakın şu günlerde daha az trafik sesi duyuyoruz, kuş sesleri, rüzgarın esintileri duyuyoruz. Nefes aldığımız hava bile değişti, berraklaştı. Bu sadece büyük şehirlerimizde değil, bütün dünyanın büyük şehirlerinde de geçerli. Hayvanlar bayram yapıyor, göl ve dere kıyılarında hayvanlar rahatça besleniyor. Şu an bilmiyoruz ama denizdeki balıklarda rahatladı. Doğa bir aydır stressiz. Sanırım bir ay daha bu iş devam eder. Kanser hücresi gibi yaşadığı dünyayı kemiren insan, kenara çekilince doğa kendine geldi, toparlandı. Şu söz aklımıza geldi “Dünyanın insana ihtiyacı yok, insanın dünyaya ihtiyacı var”

Bu iş geçtikten sonra ne olacak, eskisi gibi dünyayı kirletmeye, sömürmeye devam edilecek. Umarım, insan bu yaşadığı dünyanın kıymetini bir başka gözle bakar, yaşadığı bu beladan ders alır.

Tarihimize baktığımızda alınmayan derslerin cezaları hep çekilmiş. Doğal afetler, salgın hastalıklar ve savaşlar. Tanrı’nın bize verdiği aklı çok küçük bir zümre kullanmış.

Evet kimse komple teorileri üretmesin, aslında her şey çok açık. Bilimden, akıldan, sağ duyudan uzaklaştıkça, doğanın kendisi bunu insana hatırlatacaktır. İnandığımız Tanrı’nın kuralı bu belki.

Devam edecek...

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 481
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1572
Kayıt tarihi
: 01.04.07
 
 

1965 İstanbul doğumluyum. İTÜ Elektrik mühendisliğinden mezun oldum. Özel sektörde Kalite Bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster