Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '20

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
56
 

Korona ve Psikolojik Sağlamlık

     Bireyde bir tehdit veya sorunlu durumda oluşan ruhsal gerginliği stres; gelecek günlerdeki bir belirsizlik durumu için endişe halini kaygı;  bir tehdit anında yaşanan kaygıyı ise korku olarak tanımlıyoruz.  Gündemimize birden bire düşmesi, tüm dünyada hızla yayılışı ve ülkemizde de enfekte olan vaka sayısının giderek artması sebebiyle şüphesiz ki her birimiz gelecek günler hakkında büyük endişe duyuyoruz. Ülkece alınan tedbirlerin kapsamı arttıkça, bizler evlerimize daha da sığındıkça bu sefer sosyal medya ve iletişim araçları aracılığıyla ulaşabildiğimiz veri sayısı daha da artıyor. Bilgi kirliliğiyle ve/veya kasıtlı amaçlı paylaşılmış gönderilerle karşı karşıya geldikçe ister istemez bu durum korku, kaygı ve panik duygularımızı daha da artırıyor. Ülke çapında alınan tedbirlere rağmen ölüm vakalarını duyuyoruz haliyle bireysel olarak aldığımız önlemler acaba yeterli değil mi diye bir kuşkuya giriyoruz. Kendimizi ve ailemizi yeniden değerlendiriyoruz. Daha da artan tedbirler ve duygularla döngüyü yeniden başlatıyoruz. Evden dışarı çıkmamaya gayret ettiğimiz şu günlerde belki de bazılarımız günlük rutinlerini sürdürmekte zorlanıyor, işlerine odaklanamıyor, bambaşka kaygılara giriyor: ya aileme bir şey olursa, ya sevdiğim insan ölürse, ya hastalanırsam, ya ekonomi çökerse, ya maaşım yatmaz ve borçlarımı ödeyemezsem, ya her şeyin sonu gelirse… Şüphesiz bu örnekleri uzatmak mümkün. Bu tablo kontrol edilmediğinde ilerde uyku ve beslenme bozukluklarının görülmesine, akut ve/veya travmatik stres bozukluğuna, anksiyeteye, obsesif kompulsif bozukluğa veya bir başka psikiyatrik hastalığa sebebiyet verebilir.

 

Peki, nereden başlamalıyız?

- Eğer dikkat edecek olursak aslında bu duygular bizi bir şeye sevk ediyor:  araştırmaya. Ama nereden araştırılacak? Şüphesiz ki rotamız sosyal medya veya insanların bireysel görüşleri değil; uzmanların ve sağlık bakanlığının aktardığı bilgiler olmalıdır. Elimizde ne kadar doğru veri olursa neyle karşı karşıya olduğumuzu daha iyi biliriz ve ona göre tedbirlerimizi alıp almadığımızı değerlendirebiliriz. Bilgisizlik insana daha fazla korku hissettirir.

* Uyku, beslenme, hijyen ve kontrol. Suya sabuna dokun ama yüzüne ve başkasına dokunma. Alkol bazlı el antiseptiği kullan.

* Kalabalık ortamlara girme, girilmesi elzemse de mesafeyi koru. Eve misafir alma, misafirliğe gitme.

* Hastaysan maske tak. Öksürürken ve/veya hapşırırken mendil yoksa dirseğinin içini kullan.

* Koronavirüs görülen bir ülkeden geldiysen belirtileri olmasa bile 14 gün evden dışarı çıkma.

* Ortamı sık sık havalandır ve ortak eşya kullanma.

(* veriler sağlık bakanlığı halk sağlığı genel müdürlüğü web sitesinden alınmıştır.)

 

Neler yapmalıyız?

- Sosyal medyada yayılmış ancak bakanlık tarafından onaylanmamış hiçbir bilgiye itibar etmeyin.

- Sosyal çevrede bu konuşmalar geçtiğinde olumsuz dil kullanmadığınızdan emin olun. Korkutmayan ancak bilinçlendiren.

- İletişim kurun. Bazen en iyi ilaç duyguları düşünceleri sağlıklı şekilde paylaşabilmektir. Haliyle burada iletişimin içeriği üzerine durmak gerekmektedir. Sağlıklı bir iletişimde empati, kabul edici anlayış ve etkin dileme olmalıdır. Karşılıklı söz hakkı vererek ve yargılamadan, açık-anlaşılır bir üslupla mümkünse açık uçlu soruların sorulduğu, göz temasının kesilmediği ve karşı tarafı anlamak istediğinizi değer verdiğinizi hissettirir beden diliyle görüşmenizi desteklendirin.

- Çocuklara durumu anlayacağı şekilde doğru bilgilerle anlattığınızdan emin olun. Yaş gruplarına göre soyut kavramları anlayıp anlamayacağını değerlendirin ve somut örneklerle anlatın. Kendi korku ve kaygınızı çocuğa yansıtmadığınızdan emin olun. Konu her ne olursa olsun çocuk ebeveynini model alacaktır.

- Aklınıza her ne düşünce gelirse gelsin bu konuda kontrol ve aktiflik hissi uyandırmak sizin elinizdedir.

- Bazen olayı normalleştirmek de işe yarar. Mevcut olağanüstü bir duruma verilen olağan tepki. Haliyle kendinize bu duyguların birçok kişide görülebileceğini, yalnız ve tek olmadığınızı hatırlatın. Bunun bir zayıflık ya da eksiklikten kaynaklanmadığını unutmayın.

- Başa çıkma yöntemleri: bu duyguyla baş etmek için neler yaptığınızı ve bunların işlevselliğini değerlendirin. Ev işi yapma, sevdiğiniz müzikleri dinlemek, kitap okumak, film izlemek, bir takım işlerle uğraşmak, kendinizle baş başa kalmak, yakınlarınızla yakından ilgilenmek, başkalarına yardımcı olmak, başkalarıyla duygularınızı paylaşmak gibi son derece basit ancak işlevsel şeyler yapılabileceğiniz gibi.

- Nefes ve kas gevşetme egzersizleri yapabilirsiniz. Kasları gevşetme ayaktan başa kadar vücudunuzun her bir bölümünü sırayla önce sıkabildiğiniz kadar sıkıp sonra gevşetebildiğiniz kadar gevşetmeniz mantığı üzerine kuruludur. Nefes egzersizi ise kabaca göğüs kaslarınızı hissedecek, karnınızı bile şişirecek kadar burnunuzdan derin bir nefes alıp, yavaş yavaş ağzınızdan geri vermeniz anlamına geliyor.

- Sizi bu tabloda esas korkutan duygu ve düşüncenin ne olduğunu belirleyin. Davranışlarımızın arkasında duygularımız; o duygunun arkasında da temelde bir düşüncemiz yatmaktadır. O halde davranış ve duyguyu değiştirebilmenin ilk yolu o konudaki düşüncemizi belirlemek ve bunun gerçekliğini değerlendirmek olmalıdır.

Psikolojik Danışman

Deniz Yüzbaş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 224
Kayıt tarihi
: 13.12.14
 
 

Psikolojik Danışman ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster