Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
513
 

Krala yapılan ayıp

Krala yapılan ayıp
 

Çocukluğumda oturduğumuz yerin hemen yanıbaşında boş bir arazi vardı. Tarla derdik buraya. Tarlaya gidip (ben pek beceremesem de) top oynardık. Hayal meyal hatırlıyor insan. Güzel günlerdi, koşturduk sokağın tozunu yuttuk. Büyüdük de çocukluğumuzdan söz eder olduk, hayır olur inşallah. O dönemle ilgili hafızamdan silinmeyen pek çok şey var. 'Tarla' bunlardan birisi, çocukluk arkadaşlarımı da sayabiliriz tabi, kapıcı amcaları, bahçedeki çimenleri, bakkalımızı ve daha pek çok şeyi...  

Fenerbahçe nin kalecisi Rüştüydü mesela. Efsane tabir edilebilir herhalde. Kendisine sempatim hala dahi vardır. Ariel Ortega vardı mesela Fenerbahçeye transfer edilen. Galatasarayda Hagi efsanesi vardı. Hasan Şaş vardı ve tabiki Hakan Şükür vardı. Ümit Davala vardı var olmasına ama bizim aramızda sanırım daha çok saç modeli vardı. :)

O dönemler daha kim bilir kimleri dilimize doluyorduk top oynarken. Ancak yukarıda yazdıklarım herhalde en çok 'yerine geçtiklerimiz' di. Yanılıyor olabilirim tabiki, ancak yukarıda saydığım isimler benim çevremde takımı ne olursa olsun herkes tarafından beğenilmiştir. (Tamam! Ortega hariç :D)

Hakan Şükür, Türk futbolunun çok değerli isimlerinden birisi. Nam-ı değer 'kral'' Galatasaraydaki başarılarının yanı sıra transfer olduğu yabancı takımlarda ülkemizi, Türk futbolunu başarıyla temsil etmiş bir yıldız. Milli takımımızın göz bebeği, rekorlar kıran bir futbolcuydu Hakan Şükür. 2002 Dünya Kupasında 'Dünyanın en erken golü'nü atararak bir rekor daha kırmıştır. Herkesin yüreğinde taht kurmuş, herkes mutlaka onun hakkında konuşmuştur. O gol, hepimizin dilinde aynı tadı bırakmıştır.

Söylediğim gibi, ben pek futboldan anlamam. Ancak Hakan Şükür için yazdıklarımın az bile olduğunu düşünüyorum.

Türk futbolunun bu kıymetli ismi, Akp den milletvekilliği teklifi alır. Kabul eder ve milletvekili olur. Bir süre sonra mensubu bulunduğu partinin politikalarını beğenmez, eleştirir ve partisinden istifa eder. Akp den istifa edenlerin hatta eleştirenlerin neredeyse hain ilan edildiği şu ilginç günlerde ona da piyango vurmuştur elbette. O da bir linç kampanyasının  ortasında bulur kendini. 

Linç kampanyası dediysem korkmayın canım, Hakan Şükür korkmuyor. Neden korksun ki? Suç işleyen korkar. Eleştirilere tahammül edemeyip eleştirilerden korkanlar gibi. Güzel laf söyleyenlere, güzel yaşayan insanlara dayanamayıp, hakaretler iftiralar savuran insanlar korkar. Dürüst insanlardan, dürüst olmayanların korkması gibi.

Hakan Şükür neden korksun ki?

Birkaç stattan ismi silinmiş Hakan Şükür'ün. Hükümetin son dönemindeki rezaletlerine bir yenisi daha eklendi. Üstelik her alana yayılmış bu rezaletler hükümetin psikolojisini, geldiği noktayı gerçekten ayan beyan gösteriyor. Başbakan ayrı bir vahim, yakın çevresi ayrı. Şakşakçıları çok ayrı bir dünya... Allah her şeyi görüyor, her şeyi biliyor şüphesiz. Hakkın terazisi şaşmaz şüphesiz de Râbbim şaşan akılları ıslah eylesin. 

Aslında rezalet ortada. Uzun uzun açıklayarak eleştirmeye gerek yok. Nazlı Ilıcak'ın yazısından bir bölüm çok hoşuma gitti. Yazımı bu alıntıyla bitirmek isterim.

'Çok klasik olacak ama uygun düştüğü için söylüyorum, Sancaktepe ya da Esenyurt Belediye başkanlarının adları yarın hiç hatırlanmayacak ama ''Kral'' lakabını taşıyan Hakan Şükür, spor camiasında ve Türkiye'nin şöhretleri listesinde yerini daima muhafaza edecek'

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 224
Kayıt tarihi
: 26.02.13
 
 

Çevresinde, ülkesinde neler olup bittiğini takip eden, olan bitene kayıtsız kalmayıp bir şeyler y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster