Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '17

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
74
 

KT 93: Bedeninde, Uğradığı Şiddetin İzleri Tazeyken "Abla" Bu Konuda Biriktirdiklerini Döker

Merdivenle düşme ve sert biçimde yere çarpma eylemi, "abla"nın bedenince şiddet olarak algılanır; bir yerde okuduğuna göre insan bedeni narkoz altında bile geçirdiği tüm operasyonu, -"abla" bunun da kişinin rızasıyla yapılmasına karşın bedene uygulanmış bir başka şiddet türü sayılması gerektiğini düşünür- hatırlarmış. İlginç!

B Planı uyarınca paralı kanalda eski filmlere de göz atan "abla" bir ara, Türkan Şoray'ın başrolünde oynadığı Rümuz Goncagül'e takılır; koca adayı ile otelde buluşan Gülsüm, adamın elini dizine koymasına, "böyle şeyler dünyada olmaz!" diyerek karşı çıkar, Pekcan Koşar'ın canlandırdığı Refik Mayısoğlu'nun cevabı: "Böyle şeyler öbür dünyada da olmaz!.." Gülsüm'ün, annesinden naklen "yalan söylemezsiniz değil mi?" sorusunu da "bizde mantar yoktur!" biçiminde yanıtlar. Adamın niyeti kızı kirletip satmaktır! "Abla"nın yaygın kullanımı olmasına karşın bu söze itirazı vardır; tecavüz belki ama, o cinselliği kirli bulmaz. Bir arkadaşının kullanımı olan becermeye de şiddetle karşı çıkar; "abla"ya göre cinsellik birinin diğerini becermesiyle değil birlikte becermeyle başarılır!

Dayak, "abla"nın yaşadığı toplumda her zaman pek revaçta bir şiddet biçimidir. Sevgili bir arkadaşı anlatır;12 yaşlarındayken, babasını kışkırtıp annesini sürekli dövdüren babaannesini bir gün, evin yamaç kıyısında terasta yakalar, kolunu omzuna atar, kulağına hemen etkisini gördüğü şu sözleri söyler: "Annemi bir daha dövdürürsen, seni buradan aşağı iterim, en önce de ben koşarım başına, vah nenem, vah nenem diye ağlarım!"

Okuduklarına bakılırsa okumuş kadınlar da en az diğerleri kadar dayak yerler. "Abla"nın açıklaması şudur; okumuş kadınlar, hayat üzerinde hak iddia etmek, okumuş olmak yüzünden dayak yerler. Çünkü anneler, "abla"nın yaşadığı toplumda, oğullarını sevgiyle birer paşa, prens, veliaht olarak yetiştirirler, doğal olarak bu çocuklar büyüyüp aklına, zekasına, kültürüne hayran olup evlendikleri karılarının iktidara ortak olmasına bir zaman sonra dayanamaz hale gelirler; ve şiddet! Yani, iktidar mücadelesi, paylaşım kavgası, turşuyu kimin satacağı meselesi!..

Bir de sessiz şiddet vardır, "abla" annesinin mutsuzluğunu, bazen günlerce süren sessizlik biçiminde yansıtışını hatırlar, içi acır, belki o yüzden sessizliği hiç sevmez.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şu erkek annelerinin oğullarını nasıl büyütmeleri gerektiğini bir türlü anlayabilmiş değilim..;))) çünkü çocuk yetiştirmek dünyanın en zor işi;) erkek kız farketmiyor..Dengeleri oturtamadiginiz oluyor, insanız sonuçta hiç kimse mükemmel değil ki..;) Sevgiler..

Selda Çakmak 
 19.08.2017 17:29
Cevap :
Gerçekten "insanız sonuçta"; "abla" kardeşinin bu yorumuna içtenlikle, teşekkür ederek katılır. Erkek kız fark etmeden çocuğunu büyütebilen annelere hayranlık duyan "abla"nın sitemi, erkek evlâdını, prensmiş de bir gün krallığına dönerek tahtına oturup ülkesini yönetecekmiş gibi, ayrıcalıklarla büyüten anneleredir. İki kocası da bu tür erkek evlâtlardır; dışarıdan bakıldığında ("abla"nın da çok sevdiği kayınvalideleri) mükemmel annelere sahiptirler ama hayata daldıklarında çevrelerinden aynı özeni beklerler, bulamadıkça huysuzlaşırlar. Evlerinden annelerinden koptuklarında, ki bir kısmı bu kopma işini ömrü boyunca başaramaz, hayal kırıklığıyla dolu bir hayat yaşar, öfkelerini en yakınlarından çıkarmaya çalışırlar. Her zamana dengeyle, sevgiyle büyütülmüş insanlarla karşılaşma dileğiyle...  20.08.2017 10:56
 

öncelikle geçmiş gitmiş olsun-diyorum..."..Dünyada olmaz..."...burlarda ben ergenkene "hayatta olmaz" diye söylenirdi ve "fotoromanda olur...sinemada olur" diye de karşılığını bulurdu:))...'düzmek-düzülmek...becermek-becerilmek...eve atmak...ya da İzmir işi söylenişiyle Kızı- karıyı 'devirmek'...ve niceleri tabii ki "duygusuz sevişgen maço jargonu" elbette...ve bu ülkede bol bol yetişirler...Yediverengillerdendir hem de...:)))...iki yazınızı okudum ki bu akşamlık benden "pas"...eyvallah...

nedim üstün 
 19.08.2017 16:27
Cevap :
"Abla" bu gayretli, iyi niyetli okuruna teşekkür eder.  19.08.2017 19:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 591
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 42
Kayıt tarihi
: 27.07.15
 
 

İstanbul'da 20 yıldan fazla, tasarımcı grafiker olarak çalışırken bir kız çocuğu da yetiştiren "a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster