Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '11

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
2803
 

Küçük Prens - Antoine De Saint-Exupery

Küçük Prens - Antoine De Saint-Exupery
 

Geçmişte Küçük Prens’i okumuştum. Yakınlarda sosyal medyada birkaç kez üstüste rastlayınca nostaljiyle karışık bir sıcaklık hissettim. Ne diyordu Küçük Prens tam olarak? O gezegenden bu gezegene gidip gelen sarı saçlı bir ufaklıktan başka ne hatırlıyordum? Sevgiyi, sevgiyle gelen beklentinin mutluluğunu ve sevgi rüzgarının etrafımızdakileri nasıl da yumuşattığını anlatıyordu. En azından kafamda kalanlar bunlardan ibaretti.  

Hafızamı zorladım ancak daha fazla birşey dökülmedi. Kitabı kütüphaneden ödünç alıp bir gece baştan sona okudum. Ne zevk! Son zamanlarda eskiden okuduğum kitapları çıkarıp okumak gibi bir huy geliştirdim; sanırım yaşlanıyorum! İtiraf edeyim ki çok güzel bir tecrübeydi; Küçük Prens bana hala çocuk olduğumu ve büyük ihtimalle hayatım boyunca çocuk kalacağımı muştuladı!  

Küçük Prens'i kitapçılarda veya kütüphanelerde çocuk bölümünde bulabilirsiniz ama bence hem çocuklara hem de büyüklere hitap edebilen kapsamlı bir kitap.  

Bir oğlan çocuğunun katıksız çabaları ve sorgulayışları var kitapta. En son ne zaman dünyanın iyiliği için uğraştınız? Gerisinde hiç bir amaç gütmeden, sadece dünyamız için ne zaman düşündüünüz, sorgulayıp bulguladınız? Dünyanın islah olması, insanların birbirini anlayıp sevmesi için en son ne zaman bir dilek tutup yerine gelmesine çalıştınız? Neden saflık ve içtenlik sadece çocuklara ait? Yetişkinlik, gerçek olmaktan uzaklaşmak mı demektir?  

Küçük Prens dünya gezmeye geldiğinde il arkadaş olduğu insandan bir koyun ister. Bunun tek nedeni kendi gezegenini baştan sona saran yabani bir bitkiden kurtarmaktır. Koyunun işlevi, yabani otu yemek ve gezegeni temizlemektir. Çocukluğun temiz ve arı düşüncelerine dönmek için, yetişkinlerin de okuması gereken bir kitap bence. Bütün kitap kulüplerinde liste başı olsun isterim!  

Küçük Prens çölde bir yılanla karşılaşır. Yılan ona eğer isterse kendisini tekrar evine gönderebileceğini söyler. Küçük Prens'in evinde büyüttüğü, konuştuğu, ve delice sevdiği bir çiçeği vardır. Çiçeğine olan sevgisi kitabın hemen her bölümünde anlatılmıştır. Bu sevgi için evine dönmek isteyecektir. Ancak yılan tarafından eve gönderme metaforu hem çok çarpıcı hem de grafiktir. İkinci kere ve yetişkin gözüyle okuyuşumda bu kısım bana "topraktan geldik, toprağa geri gideceğiz" olgusunu çağrıştırdı.  

Çölde tilkiyle de arkadaş olur Küçük Prens. Tilki, prensten kendisini evcilleştirmesini ister. “Beni evcilleştir ki senin geleceğin saati, dakikayı, anı bekleyeyim” der. “Seni göreceğim için heyecanlanıp sevineyim” der.. Tilkinin sözlerini paylaşıyorum; siz de bencileyin bir ömür boyu unutmayın: "Ne zaman birisinin sizi uysallaştırmasına (sevmesine) izin verirseniz, ucunda mutlaka gözyaşları bağlıdır." 

Tilkinin evcilleştirilmesi ve bunun gözyaşıyla olan bağı iki insanın birbirine olan sevgisine ait metafordan başka birşey değildir. Sevmek, önünde veya sonunda gözyaşı demektir. Sevgi ve gözyaşı olgusunu küçük bir çocuğun düşüncelerinden duyumsamak en iyi şartlarda ürperticidir!  

Çok sevdiğim birkaç alıntıyı da paylaşmak istiyorum:  

1. İnsanlarin yeni birşey öğrenmek için vakti yok. Herşeyi dükkandan hazır alıyorlar. Hiç bir dükkanda "kullanıma sunulmaya hazır arkadaş" satılmadığı için, insanların gerçek arkadaşı yok!?  

2. Lisan insanların birbirini yanlış anlama kaynağıdır.  

3. Sadece kalp gözümüzle doğruyu görebiliriz, önemli ve gerekli olan hiç birşey gözle görülmez.  

4. Ölmek üzereyken bile bir arkadaşın olduğunu bilmek güzeldir.  

5. Gözler kördür, kalple bakmasını bilmek gerek!.  

6. Kendini birisi tarafından ehlileştirmeye bırakıyorsan (sevgiye bırakıyorsan) gözyaşlarının dökülme riski vardır. 

Küçük Prens 1943 yılında Antoine De Saint-Exupery tarafından yazılmıştır. Yazar bir pilottu ve uçağı Sahra-altı Afrika çöllerine düştüğünde ölmedi. Çölde günler boyunca susuz kaldı, daha sonra bir çöl bedevisi tarafından kurtarıldı. Olayın ardından bu kitabı yazdı ve daha sonra bir uçuş sırasında Atlas Okyanusunda kayboldu.  

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazari cok esrarli gelmistir bana her zaman. Ucagi dustugunde, o colde, gercekten de o cocukla karsilasmis oldugunu hayal ederdim kucukken. Simdi dusunuyorum da, neredeyse eminim oyle olduguna. Ucak dustu ya da kayip oldugundaysa geriye donme (eger o cocuk kendisiyse ki bu da bir baska hayalimdi o zaman) ya da o cocugu yeniden gorme istegine karsi koyamamis oldugunu dusunurdum... Buradan sunu anliyoruz ki, benim de yeniden okuma zamanim gelmis... :-))) Ellerine saglik becerikli yazici, icini bize acmissin icimizi acmak icin... Sagolasin.

GozlerdenIrak 
 30.03.2011 20:45
Cevap :
Ucagi cole dustugunde birkac gun elindeki yiyeceklerle idare etmis. Sonra susuzluk iyice vurmus. Daha sonra oyle kotu bir hale gelmis ki halusulasyonlar gormeye baslamis. Tam bu sirada - son anda desek daha dogru - bir bedevi yerel yontemlerle hayatta kalmasini saglamis. Iste o halusulasyonlar sirasinda gormustur belki de kucuk prensi. Kitapta bir yerde susuzlugunu ve gozlerini kapatip hayat oksijenini nasil yudumladigini soyluyor zaten. Kesinlikle bu colde gunlerce susuz kalisinin kitapta etkileri var. Aslinda bildigin gibi yuz kusur sayfalik kucucuk bir kitap. Sen de oku tekrar.. Elele cocuklugumuza gidelim sonra bugune geri doneriz:) Cok sevgiyle.  31.03.2011 0:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 2429
Kayıt tarihi
: 25.03.09
 
 

Gündeliğin akışını, yaşanmışı, gezilip görülmüşü veya okunmuşu paylaşmak istiyorum. Eleştirilerin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster