Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
39
 

Küçükler Büyürken

Küçükler zaman içinde yavaş yavaş büyür, işte o zaman kendileri için de bir şeyler yapabilirlerdi. Böyle bir kıtlık zamanı hemen her zaman dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanmaktadır, bunun zaman ve devirle pek alakası yoktur. Bu durum bir dilencinin eline düşüp yetiştirilmek gibi algılanmaması gerekse de en nihayetinde toplumda zamana bağlı olmaksızın bu türler şeyler farkı formatlarda yaşanıyor. Uyuşturucu satıcılar, yankesiciler, dilenciler, hayat kadınlar ilk etapta aklıma geliveren ancak toplumda eleştirilmelerine rağmen modern yaşamla birlikte sayıları azalmak bir yana her geçen gün artan bir olguysa insanların bu işlerde gerçek sorumluları gözden kaçırmamaları gerekir. Bazı işler yasadışıdır. Bazı işler yasaldır. Toplumlarda yasal işleri yapanlardan yasal işleri yapmayanlar daha fazla saygı görmeye başladığında toplum nereye gider, gitmektedir. Birçok ülkede özellikle bizde yer altı dünyası olduğu bilinmektedir. Bu piyasada işler silahla halledilir. Hatta bazı siyasi partilerden birinin mafya ile diğerinin terör örgütü ile birlikte anılması dahası toplumda bunun alenen bilinmesi demokratik kurumların ne derece aşındığının göstergesi olmakla kalmaz, insanların nasıl bir ahlaki çöküntünün tam da ortasında olduğunu görmezden gelip, vatan millet nutuklarının arkasına gizlenmek, sözde demokrasi, insan hakları arkasına saklanmak nasıl bir halet-i ruhiyedir anlamak güçtür.

Herkes kendisini kendi aynasında değil de başkasının karşısında zıtlık prensibi doğrultusunda konumlandırmamalıdır. Herkes kendin önce insan, sonra insan, daha sonra insan olarak konumlandırmalıdır. Ancak böyle düşündüğümüz takdirde belki bir şeyleri gerçekten düzeltmek için ilk adımı atabilmiş olabiliriz. Aksi takdirde kendimizi kandırdığımız gibi başkalarını da gereksiz yere kandırabiliriz ki gerçekte kandırma eyleminde zıtların birbirini kandırmasından çok kendisine inanan kendisine güvenen insanların kandırılması için kurulan düzenekler bunca yıldır gerek ülkemizde gerekse coğrafyamızda hatta dünyada sonsuz hayal kırıklıklarının yegâne sebeplerinden birisidir.

Başkasının aynasından kendimizin ne kadar iyi olduğundan ziyade bizi tam ve doğru gösterecek ayna oldukça basit ve olsa olsa insan aynasıdır ki bu standart olarak ne gösterirse gerçek odur. Herkesin kendisine aşağı yukarı şu soruları sormaları anlamlıdır.

Sırf başka ırktan olduğu için nefret ettiğim insanlar var mıdır? Başka dinden olduğu için insanlardan nefret ediyor muyum? Başka partiden olduğu için insanlardan nefret ediyor muyum? Başka meslekten olduğu için insanlardan nefret ediyor muyum? …Nefret ediyor muyum? Şeklinde sorular artırılabilir. Eğer bu soruların cevaplarında samimiyet derecesi maddiyat ile değişiyorsa samimi olmadığımız düşünülmelidir yani yüz lira için değil belki ama yüz bin lira için fikrini değiştiren insanların durumları bu karası vermelerinde etkili olabilir. Öyle ki söz konusu paralarla günümüz insanları kendi organlarını dahi satıyorken verdikleri kararların neyin etkisiyle verildiğini nasıl bileceğiz. Taraf olarak karşıtlık ilkesi üzerinde konumlandırılan düzenlerin gayesinin çözüm üretmek ya da gerçekleri sağlıklı bir şekilde yakalamak, onları doğru yola sevk edecek gerçekler üzerinden yola devam etmek gerçekte kaç kişinin emeliyse, bu kişiler zorunlu durumlarda değil, gönüllü durumlarda da bir araya gelmeli, gelebilmeli birbirlerini doğru anlamak için dinlemeli, anlamaya çalışmalıdır ancak gerçekte bazı düşünce gruplarının bırakın bir araya gelmeyi, birbirlerine selam bile vermemeleri öte yandan somut anlamda ürettikleri neredeyse somut anlamda hiçbir şeyin olmaması ile aslında kendi niteliklerini ortaya koymaktadırlar ancak taraftarları, oluşturulan nefret ve menfaat hayali bir arada karşılıklı cephelerde tutmaya yetmekte, almayı prensip edinen ve hayatları boyunca bir gün dahi emek vermemiş, bir kimseye bizzat alın teri olan bir bedeli ödememiş insanların vereceklerine dair hayal ne kadar da inandırıcı olmaktan uzaktır. Olsun insanlar imkânsıza inanmaya çocukken başlarlar, cinler, hortlaklar, ecinniler, mezarlıklar nedense insanları korkutur. Kaf Dağı’nın arkasında canavarlar vardır ve bir gün bir prens herkesi gelip kurtaracaktır.

Dünya ideal yasalarla yönetilmiyor. Güçlüler de şikâyetçi zayıflar da şikâyet ediyor. İkisi de az olduğundan şikâyet ederken gücü elinde tutan diğerinin elindekini almak istiyor. Ne de olsa gücün hakkı, ayrıcalıkları var.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1837
Toplam yorum
: 295
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 171
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster