Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '08

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
424
 

Kumla gezisi

Aşağı Fırat Bölgesinde birçok antik yerleşim yeri bulunmaktadır. Bunlardan en ünlüleri ise Zeugma Antik Kenti ile Rumkale’dir. Birecik Baraj Gölü, Göl aynasının ulaşıma imkân verir hale gelmesi ile halkımıza bölgenin kültürel ve doğal zenginliğini yaşatmak amacıyla Gaziantep İl Özel İdaresi tarafından KUMLA adlı bir tekne satın alınarak hizmete sokulmuştur. 

Kumla Gemisi her gün Zeugma antik kenti ile Rumkale arasında tur yapmaktadır. Bir tur yaklaşık 6 saat sürmektedir. Kişi başı tur ücreti 15.00 YTL, teknede veya sahillerin birinde taze balık veya kebap türü yemeğinizi yiyebilirsiniz. 

Kumla Gemisi ile tura çıktığımızda nereleri görürüz? Unutulmamalıdır ki Fırat yatağı günümüzden 5000 yıl önceden günümüze güney – kuzey akslı ulaşım yolu olarak kullanılmaktaydı. Birecik Baraj Gölünün su tutmasıyla bu yollar su altında kalmıştır. Bir damla sudan yaratılan insanın hedeflerine ulaşması için hayvanlarla ve yaya yapılan bu yolculuktan günümüz tekniğine ulaşan insanlığın gücünü hissedeceksiniz. Yüz binlerce yıldır boşa akıp giden Fırat Nehrine artık bakılmadığını kullanıldığını gözlemleyeceksiniz. 

Zeugma Antik Kenti Anadolu’da düz yerleşim yerleşmelerinden biridir. Şehri ilk kuranın Büyük İskender’in Generallerinden Selevkos olduğu bilinmektedir. Zeugma Antik Kenti son yüzyıldır antik şehir olarak bilinse de dünya ile kucaklaşması 1992 yılında Birecik Barajının yapılmaya başlanılmasıyla Gaziantep Müze Müdürlüğünce yapılan kazılarla bağrında barındırdığı zenginlikleri ortaya koymaya başlamıştır. 2000 yılında barajın su tutmaya başlaması ile bu kazı çalışması hız kazanmış ve yapılan kazılardan çıkan yüzlerce m2 figürlü ve geometrik mozaik ve diğer buluntular Gaziantep Müzesinde teşhir edilmektedir. Zeugma’da kazı çalışmaları devam etmektedir. Çıkan mozaikler yerinde korunarak açık hava müzesi oluşturulması hedeflenmektedir. 

Zeugma’yı arkamızda bırakıp Belkıs Tepesindeki Tykhe Tapınağının antik dönemdeki ihtişamını hayalimizde canlandırırken yolumuz baraj gölü kenarındaki Erenköy’e (Kahdin) uğrar. Kısmen terk edilmiş köyde birkaç ailenin ısrarla yaşamlarını devam ettirdiğini göreceksiniz. Köyün iki şerefeli minaresi suyun ortasında bekleyerek köyün geçmiş yaşamını dile getirmektedir. Durgun havalarda baraj gölü altındaki köy evlerini görebilirsiniz. Tek katlı kalker kesme taştan yapılma köy evleri kaderine terkedilmişliğinin acısını yaşadığını insansız yerin üzgün olduğunu hissedeceksiniz. 

Yolculuğunuz sırasında, günün her saatinde ortalama 50 m derinliğindeki Fırat Nehrinin iki yakasını dimdik bir duvar gibi yükselen kalker kayaların oluşturduğu gölgelikle, mavinin ve yeşilin farklı rengine bürünen baraj gölünde balıkların oynamasının yanında bulutların akışını da izleyebilirsiniz. 

Gümüşgün (Ehneş) antik Arolis kentinin üzerine konuşlanmış şirin bir köyümüzdür. Köy evleri otantik mimarisiyle turizm köyüne dönüştürülecek potansiyeldedir. Antik kentin taş ocağı köyün kuzeyinde izlenebilmektedir. Köyün eski okulunun bacalarının sudan başını uzatarak nefes almaya çalıştığını gözlemleyeceksiniz. Kim bilir belki de 1960 lı yıllarda Nuri SESİGÜZEL’in seslendirdiği Mektebin Bacaları türküsünü mırıldanacaksınız ister istemez. Gümüşgün’de M.S 5 yy ait bir kilise kalıntısı da yer almaktadır. 

Gümüşgün’ü geçince Fırat Vadisinin sol yatağında antik yeraltı şehirlerinin girişlerini izleyebilirsiniz. İsevi’liğin ortaya çıkmasıyla birlikte Antakya merkezli gelişen inanç yöredeki Asuri Halk tarafından benimsenmiş ve Roma Egemenliğini kabul etmeyip kendi inançlarını yaşamak isteyenler tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Nehir yatağındaki düzlükte tarımsal faaliyette bulunan halk herhangi bir tehlike durumunda yeraltı sığınaklarına geçiyor ve kapısını içten kapatarak dıştan girişi engelliyorlar. Bu sığınakların 50–100 m ilerisinden başka bir tahliye çıkışı da bulunduğundan gerektiğinde oradan çıkıp hayatlarını kurtarabiliyorlar. Yaşamın inançla değer kazandığını hissedeceksiniz. 

Kamışlı, Birecik Baraj Gölü üzerinde yaptığımız yolculukta göreceğimiz başka bir köyümüzdür. Günümüzde tamamen terk edilerek tepe üzerindeki yeni yerine taşınan köyün yaslandığı yamaçta çok sayıda mağara yer almaktadır. Yörende hüküm süren sıcak ikliminden korunmak için kayaların oyularak oluşturulan bu mağaralar antik dönemden günümüze yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Burada yapılacak çevre düzenlemesi ile Hasankeyf benzeri bir turizm potansiyeli yaratılabilir. Terk edilmiş köy evleri otantik yapısı ile tekrar canlandırıldığında tatil köyü olarak turizme sunulabilecek potansiyele sahip olduğunu göreceksiniz. 

Kamışlı Köyünü geçtiğimizde Fırat’ın iki yakasındaki ‘aşıklar kayasını’ görebilirsiniz. Günümüzden milyonlarca sene önce oluşmuş bu görüntü aşık ruhlu Anadolu Halkı tarafından ‘aşıklar kayası’ olarak adlandırılmıştır. 

Aşıklar Kayasını geçtiğimizde Halfeti İlçemizin yeşillikler içindeki otantik evleri ile göz kırptığını göreceksiniz. Kısmen sular altında kalan cami kim bilir hangi umut ve dualara şahitlik ettiğini duyacaksınız. 

Rumkale güzergahta göreceğimiz son antik dönem yerleşim yeridir. Yaklaşık 100 x 200 m ebadındaki kale doğal kaya kütlesi üzerine inşa edilmiş olup Merzimen Çayının Fırat Nehrine kavuştuğu yerde bulunmaktadır. Barajının su tutmaya başlaması ile şişen Fırat yatağı kaleye yarımada görünümü kazandırmıştır. İlk yazılı belgenin Asur Kralı Salmanasar’ın seferinde aldığını söz ettiği Şimatra Kalesi olduğu varsayılmaktadır. Bugünkü kale Ortaçağ’da inşa edilmiştir. Birecik Doğudan ve batıdan iki ayrı girişi olan kale üzerinde kilise kalıntıları, 75 m derinliğinde ve 8 m çapında helezonik su kuyusu, geç dönem evleri ve çevresi ile uyumlu görünümlü ile insanı hayretten hayrete düşürmektedir. Kale içinde yapılacak temizlik ve çevre düzenleme çalışması, mevcut evlerin tamiri sonucu yöre kültürüne uygun döşemi ile doğa - tarih ve kültür hayranlarına sunulacak önemli bir turizm varlığı olarak hizmet sırasını sabırsızlıkla beklediğini göreceksiniz 

Bakir çevrede, tamamen organik olarak yetişen gıdaların üretim çeşitlerinin artırılarak turizme arzı, yöre insanlarının turizm konusunda bilgilendirilip teşvik edilmesi ile bölgenin tanınıp ünleneceği düşünülmektedir. Belki de bunu başaracak kişi sizsinizdir. Saygılarımla. 

09.05.2008 

Ahmet BEYAZLAR 

Arkeolog 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 601
Kayıt tarihi
: 24.12.07
 
 

Anadolu'da var olan, varlığını Anadolu'nun yaşamına vermiş kişiler için var olanlara. Atatürk Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster