Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
697
 

Kuran algoritması ve ümmet siyernetiği

Kuran algoritması ve ümmet siyernetiği
 

Müslümanlar kendi içlerinde uzun zamandan beri süre gelen çelişkileri, sorunları, açmazları kısacası tüm sıkıntıları 20 yüzyılda yaşanan büyük kayıplar ve yıkımlar neticesinde ele almaya karar verdiler.

Geleneksel İslamın Batı akılcılığı karşısında ki hezimeti korkunç oldu. İstanbul'un alınması ve Akşemseddin'in Avrupa aydınlanması için yolladığı Bizans Kitaplarının okunması ile Avrupa'da çeşitli ülkelerde değişik aydınlanma hareketleri başladı. Bu aydınlanma reform hareketi sonunda Katolisizm yenilgiye uğradı ve kıtada eski gücüne asla bir daha ulaşamadı. Ancak Müslümanlar özellikle 1453'te geleneksel kesimin eğitime uyguladığı ilk LAİK anlayış sebebiyle Osmanlıda yıkım başladı.

Türkiye'ye Laiklik sanıldığı gibi Fransa'dan ve Atatürk'ün sayesinde gelmemiştir. Laiklik anlayışının ilk defa acımasızca  gelişi Geleneksel İslamcılık sebebiyle olmuştur.

Sultana yapılan baskılar sonucunda genç sultan gelenekçi baskıya boyun eğmiş ve Osmanlı yüksek eğitiminde Dini Bilimler ve Dünyevi bilimler ayrışması yaşanmıştır. Medreseler eskiden Müfessirlik yanında Matematik, Fizik, Kimya öğretirken Siyer ve Muhaddislik yanında coğrafya edebiyat şiir nazım vb konularda da eğitim çok yönlü verişlmekteydi ve medrese bitiren biri hayata dair ne varsa öğreniyordu. Belli alanda ihtisaslaşma değildi bu ayrışım. Dinde dini bilgilerde daha derin araştırmalarda bulunmak için kendilerine göre haklı nedenleri vardı. Bugün Kuran merkezli düşünenler de de en büyük sorun Kuran’a yaklaşım sorunudur.

Bazı Kuran Merkezli düşünen cemaatler hala kendilerine hedef olarak geleneksel Müslümanları ve onların cemaatlerini hedef almış bulunmaktalar. Oysa böyle yapmakla zaman kaybetmekteler. Bu şekilde bir tavır ve yaklaşım zaman kaybına yol açmaktadır. Oysa Kuran Merkezli düşünen Müslümanlar kesinlikle Kuran’a yaklaşım meselesine kafa yormak zorundadırlar.

Algoritma kelimesi El Harezmi’den türetilmiştir. El Harezmi bu anlayışı Kuran’ın Mekki ve Medeni ayetlerinden yani “neyi önce neyi sonra yapacaksın?“ sorusundan yola çıkarak ortaya koymuştur. Bugünkü bilgisayar programcılığı ve mühendisliğin temelini bu düşünce oluşturmaktadır.

Algoritma, Kuran’ın kendisinden çıktığı halde Müslümanlar asla Kuran’a Algoritmik yaklaşamamışlardır.

Günümüzde İslam ülkelerinin çoğu Firavun gibi adamlar tarafından yönetilmektedir. Mesela Mısır’da Sisi idaresi meşu değildir. Halk tarafından yetkilendirilmemiş Britanya’nın maşalığını yapan bu adamın ülkesinde Cuma Namazı farzdır diyemeyiz.

Nasıl ki fakir adama Zekat farz değilse Firavun idarecinin olduğu ve Camileri devletin kontrolünde olup İslamın aleyhine çalışan imamların arkasında Cuma namazı kılmak fazr değil haramdır. Zira Cuma namazı halkın bulundukları bölgede kendi sorunlarını çözmek amacıyla toplandığı ve kardeşçe çözdüğü namazlardır. Rejimlerin kendi güçlerini dahada sağlamlaştırmak için kullandığı payandalar olamaz.

Neyse konumuz bu değil.

Kuran’ın Müslümana iniş sırasına göre okunduğundaki mesajı şudur;

“Müslümanlar! Beni bu sırayla okursanız ve ders alırsanız önce kendinizden başlarsınız devrime. Kendi içinizdeki putları devirir iyi olan unsurları kourursunuz. Sonrasında İslami toplum modeli Medeniyet (Medine İslam Toplumu) oluşacaktır.

Musaf sırasıyla okursanız sizin ve toplumunuz için en öncelikli unzurların ne olduğunu anlar medeniyetinizin temeli olan Fatiha’nın 7 ilkesini anlar Kuranı bu sırayla okuduğunuzda Medeniyetinizi korumuş olursunuz. Bu bir süreçtir, süreç SIRATTIR. Sırat yani süreç meşru ise sonuç hayırlı olur.”

Aslında burada Ümmet Siyernetiğinide konuşmuş olduk. Ümmetin sibernetiği aslında Ümmetin Siyernetiğidir. Ümmetin yapısı, iç mekanizması, organları ve işleyiş sürecinden bahsediyorsak kesinlikle Medine İslam Toplumunun mercek altına alınması ve anlaşılması gereklidir. Bu konuda Kurana ters düşmeyen ve sahih olduğu tarihsel mantik ve Kuran genel ilkelerinden geçen hadislerde kaynak oluşturabilirler. Bu sağlandığında Medine İslam Toplumu kılık kıyafet veya yemeği nasıl yiyeceğinden değil devlet başkanını nasıl seçeceğinden, İslam Borsasını nasıl kuracağından, kendi bankacılık ve finans sistemini uluslar arası çok uluslu Ebu Cehillerin oyuncağı olmadan ve faiz tuzağına düşmeden nasıl kuracağının da yolu bulunmuş olacaktır. Hz Muhammed kendi sahabilerinin yıldız olduğunu söyler ve hangisi takip edilecek olursa olsun yinede yolun bulunabileceğini söyler.

O halde bir Müslüman ne yapmalı?

1-      Öncelikle inandığını iddia ettiği ve iman ettiği kitabı iniş sırasına göre mealden okumalı. Bu konuda tavsiye ettiğim mealler Muhammed Esed’in Meali, Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün Meali, Prof Dr. Hasan Elik’İn Meali.

2-      Okuduğu Kuran’ın içindeki ilkeleri ve tavsiyeleri hayatına geçirmeye çalışma gayretinde olmalı. Kendi içinde yaşadığı toplumun değer yargılarından iyi olanları bu ilkelerle belirlemeli. Kötü olan toplumsal inanışları ve tavsiyeleri terk etmeli. Basit bir örnek verecek olursak toplumun genelinin inandığı göz boncuğu, muskacılık vb terk edilmeli.

3-      Hz Muhammedin hayatını en iyi kaynaklardan okumalı. Hz Muhammedin Rasul yönünü mitolojik kahraman gibi şişiren değil Kurana uyan Abduhu (Kul) yanını ortaya koyan siyerler okunmalı (Özgürlük Peygamberi – Abdurrahman Şarkavi ve Martin Lings siyerleri tavsiyemdir).

4-      Evini mutlaka Darul Erkam yapmalı ve haftalık toplantılarını gençlerle yapmalı. Asla yaşlı başlı Kuranı en az 4-5 kez okumuş ve siyeri 7-8 kere okumuş adamlarla toplantı yapmamalı. Genelde onların toplantıları havanda su döğmek ve ego yarıştırmaktan öteye gitmemektedir.

5-      Oluşturulan Dar’ul Erkam gençleriyle mutlaka önce yardımlaşma ve dayanışma sağlanmalıdır. Arkasından mümkünse benzer düşünenlerle dernekleşmeye gidilmelidir. Sonra mümkünse Vakıflaşma sağlanmalıdır. Ancak Vakıf asla geleneksel veya günümüz cematçiliği gibi cemaatçilik yapmamalıdır. Diğer benzer dernek ve cemaatlerle dayanışma ve koordinasyon içinde olunmalıdır. Bu kim hangi ülkedeyse bu şekilde sağlanmalıdır. Olabildiğince birlikte hareket edilmeli ve mümkün olduğunda şirke ve Kuran’a karşı yapılan saldırılara hep birlikte islami ve meşru demokratik çizgiler dahilinde yürütülmelidir. Unutmamalıdır ki Hılful Fudul, Hudeybiye, Medine Vesikası özünü adaletten ve etiklikten alan Demokratik Anlaşmalardır…

 

Bunlar sağlandıkça Kuran Merkezli meşru Algoritma oluşur ve Ümmet sistematiği Hz Muhammed’in devrimci adalet ve ahlakından Ümmetin Sibernetiğini oluşturur ve cemaatlerdeki cyborgculuk evgellenerek ümmetin kollektif gücü ortak akılla tekrar temin edilir….

 

İstişare etmeyen cemaat ümmeti emsil edemez

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Ayhan bey, Profilinize bakınca belki evrensel bir yazı okurum diye düşündüm ama, o kadar ülkeyi neden gezmişsiniz anlamış değilim. Çünkü bir üniversite okumuş birisi olmanıza rağmen, hala Laikliğin ne anlama geldiğini ya bilerek ya da bilmeden çarpıtmışsınız. Laiklik; din ile devlet yönetiminin birbirinden ayrılmasıdır. Osmanlı Şehulislamlıka yönetilip, her şeye din karar verirken, nasıl olur da Osmanlı'yı Laik yaparsınız? Her devlet mecburen matematik coğrafi vb dersleri öğretmek zorunda çünkü yaşayamaz. Bunları okutmak laiklik değildir. Diğer bir nokta, 1500 yıl önce Arapların uydurduğu Hikaye ve söylenceleri bilimsellikle bağdaştırmanız, bu İslamcıların aşağılık kompleksinden kaynaklıdır. Bilimle Kuran ın en ufak bir alakası olamaz. Olursa Müslümanlık olmazdı. Selamlar.

Cemal Zöngür 
 20.06.2016 22:17
Cevap :
Farklı baktığımız açık. Yorumunuz ve görüşünüz için teşekkürler... Saygılar..  25.06.2016 14:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3538
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster