Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '07

 
Kategori
Küresel Isınma
Okunma Sayısı
1511
 

Küresel ısınma yoktur (!) diyen bir yazar şimdi de Kyoto Protokolü'nün kandırmaca olduğunu yazıyor

Küresel ısınma yoktur (!) diyen bir yazar şimdi de Kyoto Protokolü'nün kandırmaca olduğunu yazıyor
 

Hürriyet gazetesinde Yurtsan Atakan diye bir yazar var. Hiçbir yazısını okumam fakat birkaç ay önce bir yazısı dikkatimi çekti. O yazısında küresel ısınmanın abartıldığını, ortada böyle bir olgu bulunmadığını iddia ediyordu.
Yine çevreyle ilgili olmak üzere ikinci bir yorumuna daha, yakınlarda rastladım, bu kez de Ertuğrul Özkök'ün bir yazısından yola çıkarak benzer yorumlar yapıyor.

Belli ki tüketime dönük yaşam biçiminden, özellikle kendisininkinden çok memnun, bu yaşam tarzıyla ilgili ufak da olsa bir sorumluluk taşımak istemediği için anti-çevrecilik yapıp tatmin sağlamak isteyen biri.

Böyleleri de olacaktır elbet. Hatta bazı ülkelerde 10.000 dolardan başlayan ücretlerle anti-çevrecilik yapan saygıdeğer (!) bilimadamları bile bulunmaktadır. Maaşlarını petrol şirketlerinden alan bu bilimadamlarının görevi, petrole dayalı sanayinin doğaya öyle abartılacak bir zarar vermediğini, tüketim toplumunun sürdürülebilir olduğunu oradan buradan çıkarımlanmış bir kaç sav halinde öne sürüp dezenformasyona yol açmaktır.

Yurtsan Atakan'ın yazılarında bu türden bir anti-çevrecilik hatta anti-çevrecicilik göze çarpıyor. Dünyayı hırpalayan o kadar usulsüz ve alçakça işin arasında bir insanın hiçbir maddi çıkar sağlamayacak çevreciliğe ve doğa sevgisine yönelmesini eleştirmek, hiçbir kötülüğe ses çıkaramayıp da kala kala onlar kalmış gibi çevrecilerle uğraşmak kolay anlaşılır bir şey değil. İnsanları daha fazla su kullanmaya, daha fazla kirletmeye, doğa konusunda daha vurdumduymaz olmaya itecek görüşleri savunmak bu tür yazarlara ne getiriyor, açıkçası onu da bilmiyorum.

Yazar Kyoto Protokolünden bahsediyor yazısının bir kısmında mesela. Bakın Kyoto Protokolü'nün anlamı neymiş:

((-Kyoto Sözleşmesi, sanayileşmiş ülkelerin gelişmemiş ülkelerin sanayileşme hakkını satın almasından başka bir şey değil oysa. Kyoto Sözleşmesi’nin gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkeler için anlamı enerjinin pahalılaşması, refahın daha da azalması demek. Kyoto Sözleşmesi, Afrikalı çocukları daha uzun süre açlığa mahkûm etmek demek.-))

İnsan 'meğer ne büyük görüşleri varmış, kimsenin bilemediğini o bilirmiş' diye düşünmeden elde edemiyor böyle yazarları görünce. Üzerine onlarca kitap okuduğumuz, yüzlerce bilimsel makaleden notlar devşirdiğimiz, dergilerde verilerle süslenmiş fotoğraflarda altı-yedir şahit olduğumuz bir gerçekliğe nasıl bir üstten bakışla "ret" çekebiliyor.

Düşünürler, biliminsanları yanlış söylediği için ABD şimdiden küresel ısınmayla başetmek için milyar dolarlık devlet destekli projeler geliştiriyor zaten, ve dünyanın bütün siyasal otoriteleri ebleh olduğu, sömürülmeyi kabul ettiği için gelişmişinden gelişmemişine üç ülke dışında bütün dünya Kyoto'nun altına imza atıyor.

Afrika'daki çocukları bu yazar çevrecilerden fazla mı düşünüyor acaba? Yoksa bu söylemler çevrecilerin içselleştirmiş olduğu "Ortada yaşanacak bir dünya kalmazsa ne aç ne tok çocuk kalır" gerçeğinden fikren yoksun olmasından mı ileri geliyor?

Bir çocuk bu tür yazıları okuyup rahatlar, çevresel duyarlılıktan vazgeçerse bu ne demektir önce bu düşünülmeli.

Bu çok ciddi bir konu herkes bilmeli, dezenformasyona, magazinel bakış açılı temelsiz günlük yazılarındaki içi boş yorumlara emanet edilmeyecek kadar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her türlü yobazlıkta olduğu gibi çevre konularına da yobazlıkla yaklaşanlar okuduklarını bile anlamayabilirler. Blog yazarı hiç okumadığı yazılarımdan tesadüfen karşılaştığını iddia ettiği birinde küresel ısınma yoktur dediğimi iddia etmiş. Bu arkadaş ya okuduğunu anlamıyor ya da kasten yalan söylüyor. Hiçbir yazımda böyle bir iddiam olmadı. Küresel ısınmanın henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış bir hipotez olduğunu yazdım sadece. Ama insan bir konuya yobazca bakarsa, söylenmemiş şeyleri söylenmiş gibi görmesi doğal tabii. Bu arkadaş hiç okumadığını söylediğim yazılarımdan her nasılsa tesadüfen okuduğu ikincisinde Kyoto Protokolü'nün anlamını ifşa etmeme de takılmış. Onca okduğu makale ve ıvır zıvırda böyle yazmadığını söylüyor. Ivır zıvır okumayı bırakıp Kyoto Protokolü'nün kendisini okusa, aktardığım tanımın doğruluğunu görebilirdi oysa.

Yurtsan Atakan 
 27.10.2007 23:40
Cevap :
Yaklaşımları ve meseleyi ele alırken ona neresinden yaklaşıldığını; makalelerden, kitaplardan, köşe yazarının şu "ıvır zıvır" lugatıyla tanımladığı her neyse, bunlardan daha farklı bir yere koyuyorum. Hem insanların, hem de ona dayalı endüstrinin giderek artan bir özenle yaklaşması gereken çevre meselelerinde bu köşecinin sürekli özel bir ters propaganda etkisi yaratmaya çabalamasına mana veremiyorum sadece. Eğer insanlara anti-çevre duyarlılığı yönünde gaz vermek, modern kapitalist toplum bireylerini böylesine ciddi bir konuda çeşitli "bir şey olmazlar" ile rahatlatmak istiyorsanız bunun için önemli bir birikim, okuma, yazma, konu hakkında formasyon gerekir. Önemli bir konunun çözümleriyle ilgili bir karşı çıkış yapmak isteyen kimsenin konuyla ilgili doluluğuna bakmak okurun hakkıdır, hatta bu karşı çıkışa sinirlenmek de bu konuda duyarlı olan okurun hakkıdır. Yazarın doğru tespitleri de olabilir, ancak karşı çıkışa sinirlenen okura sanırım bu kadar "sinirlenmemesi" gerekir.  28.10.2007 19:24
 

Afrikadaki çocukları savunabilir bu yazar, kolay tabi. Ama çevreciliğin ucu, bazı çıkar çevrelerine dokunuyor. Bilgisayarımızdan tutun, arabamıza, cep telefonuna, izlediğimiz tv'ye kadar küresel ısınmaya katkıda bulunuyoruz. Sonra fabrikalar da cabası. özellikle plastik ve kimyevi ürünler üreten fabrikaların çıkardığı zehirli gazlar. E bunlar varken, adam niye dokunsun, eşi dostu, onu yöneten ve "şunları yaz" diyenler var. Bir de başka türlüleri çıktı: " kürsel ısınmaya sebep bunlar değil, yok Marduk gelecek, kıyamet kopacak o yüzden" diyen. Onlar da ruhsal şarlatanlar. İstiyorlar ki hiçbirşeye dokunulmasın. Duyarlı yazınız için teşekkürler.

Kwan Yin 
 22.09.2007 16:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 159
Toplam yorum
: 200
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 2401
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

İsmim Burak Çapraz. Yaşım 26. Buraya başladığımda 21'dim. Öğrenciyim. Bir okul bitti ama hala öğr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster