Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
353
 

Küresel Terör Örgütü

Bu örgütte yeni mi çıktı demeyin. Bu örgüt dünya var olduğundan beri var.

Her terör olayının ardından, ilk yaptığımız şey, bu olayın arkasında kim ya da kimler var? Hangi ülkenin gizli servisi ya da istihbarat örgütüyle bağlantılı, onu araştırırız.

İlginçtir, kahvede çay dağıtan garsonundan, taksi şoförüne, Kapalıçarşı esnafına, öğretmeninden, mühendisine, her birimiz birer istihbaratçı kesiliriz ve başlarız, senaryo üretmeye, komplo teorileri oluşturmaya!

Toplumun neredeyse yarısından fazlası Erdoğan’ın bir ABD projesi olduğunu, emperyalist güçlere hizmet ettiğini söylemedi mi? Bir bölüm laikçi kesim, kesinlikle bu iktidarın şeriat düzenini yerleştirmek üzere getirildiğini, bir kısmı, ABD nin buna izin vermeyeceğini, o yüzden “ılımlı İslam'a dayalı bir “Büyük Ortadoğu Projesi'nin hayata geçirilmek istendiğini iddia etmedi mi?

Yine aynı kesimler, AK Parti iktidarının miadını doldurduğunu, ABD nin Erdoğan’ı istemediğini söylemediler mi?

Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’ye ve Erdoğan’a nasıl baktığına ilişkin ortaya atılan senaryoları yazmaya gerek yok.

Şimdi bakıyoruz, Tayip Erdoğan, Rusya’nın ve Putin’in en yakın müttefiklerinden biri olmuş. Üstelik de yaşanan derin uçak krizine rağmen.

Artık şu gerçeği görmenin zamanı gelmedi mi?

Uluslararası ilişkilerde ne ebedi dostluk, ne de ezeli düşmanlık vardır.

Hele de yaşadığımız küresel çağda, tüm ilişkiler ulusal çıkarlara göre şekillenir. Bugün ulusal çıkarları gereği size dost olan bir ülke, yarın bu çıkarları bittiğinde ya da daha avantajlı çıkarlar elde ettiğinde başka ülkelerle dost, size düşman olabilir.

O yüzden bu tür terör olaylarının ardından; bunu kimin yaptığından çok, bu olaydan kimin yarar sağlayacağına bakmak, daha doğru bir yaklaşımdır ve bizi gerçeğe götürür.

Aksi halde, gereksiz senaryolar ve komplo teorileriyle gereksiz bir gündemin kuyruğuna takılır gideriz.

En son yaşanan Rus Büyükelçisi suikastını da FTÖ, DAEŞ, PKK ya da başka bir örgüt yapsa ne değişir. Sonuçta silah sanayinden beslenen, enerji kaynaklarını ele geçirmeye çalışan emperyalist güçler; bilinen, bilinmeyen tüm terör odaklarını kendi amaçları doğrultusunda kullanabilirler.

Üstelik de günümüzde uygulanan terör yöntemleri, intihar timleri vasıtasıyla yapıldığı için, ne kadar güvenlik alsanız da mutlaka bir zayıf noktanızı ya da zaafınızı yakalayıp, oradan saldırabiliyorlar.

Öyle olunca da tüm insanlığı tehdit eden küresel terörle mücadeleyi uluslararası boyuta taşıyamazsanız, sonuç almak çok zor, hatta imkansız hale geliyor.

Hep söylenen, klasik söylemle “terörün kaynağını kurutmak” tamamen bir sistem sorunudur. Terör; dünyaya ve insanlığa kapitalist sistemin saldığı bir virüstür ve ne yazık ki bulaşıcıdır. Yani tek başımıza alacağımız tedbirler yeterli olmaz.

Son terör olayıyla birlikte daha çok konuşulan Türkiye-Rusya ilişkileri üzerine söylenecek çok şey var.

Türkiye’nin cumhuriyet kurulduğundan bu güne sürdüre geldiği batıcı politikalardan ha deyince vazgeçmesi mümkün olmayacağı gibi, Rusya ile henüz çözülememiş sorunlarımız var. Suriye ve İran’la ilişkilerdeki duruşumuz ve işbirliği anlayışlarımız farklı olduğu gibi altında imzalarımız bulunan uluslararası antlaşmaları da yok sayamayız.

Bütün bunlara rağmen, tüm komşularımızla ve hatta dünya ülkeleriyle yakın işbirliği ve dostane ilişkiler kurulması yönünde atılacak adımlar elbette önemli ve anlamlıdır.

Avrupa Konseyi ve Nato üyeliğimiz, Rusya ve diğer komşu ülkelerle yapacağımız işbirliklerine engel olmadığı gibi bölgemizde ve tüm dünyada barışa yönelik önemli adımlar olarak değerlendirilmelidir.

Umarım Büyükelçi suikastının perde arkasını ortaya çıkarmaya yönelik iki ülke istihbaratının yapacağı ortak çalışmalar küresel terörün (KTÖ) önlenebilmesi adına iyi bir başlangıç olur.

Aksi halde, bugün ülkemizi hedef alan küresel terör, yarın dünyanın bir başka köşesinde başka biçim ve şiddette ortaya çıkacaktır.

Eskiden olsa Sosyalist ve Kapitalist blok olarak yapacağımız ayrımı artık, barış ve savaş bloğu olarak yapmak durumundayız.

Yeni kavramlar üretmeye gerek yok.

Tüm gelecek beklentilerimizi, umutlarımızı hayallerimizi sürdürebilmenin yolu, sürdürülebilir barıştan geçiyor.

İnsana ve insanlığa karşı sorumluluğu olan, demokrasi ve özgürlük isteyen herkesin yanını, yönünü belirlemesi gerekir.

Ben barıştan yanayım……………………..

 AYHAN ONGUN(Gazeteci-Yazar) 20.12.2016/BODRUM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 396
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 159
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster